Burada biz kadınlara yönelik psikolojik ya da fizyolojik şiddetin tek tek örneklerini sıralayarak kimsenin canını sıkmayacağım. Çünkü biz kadınlar zaten tüm bunlarla defalarca karşılaştık. Ve her defasında daha güçlü kalktık yerimizden. Bugünü, en kırılmaz yönlerimizle, mücadele gücümüzle, birbirimize duyduğumuz derin sevgiyle anmak istiyorum.
İstatistiklere göre Türkiye’de her üç kadından biri hayatının bir döneminde fiziksel şiddete maruz kalıyor. Her yıl yüzlerce kadın, eşleri, eski partnerleri ya da erkek akrabaları tarafından öldürülüyor. Elbette bunu artık bilmeyen yok. Fakat mesele, sadece bilmek değil. Sosyolojik olarak kadın olmak, toplumun en ilkel kodlarını tetikliyor. Kadının bedeni, varoluşu, gülüşü, giyimi, susması ya da konuşması hâlâ birer “tartışma konusu”.
Ve evet, zaman zaman “kadın kadının yurdu değil, kurdu oluyor” diyoruz. Bu da sistemin bizlere giydirdiği en kirli kıyafetlerden biri. Kadınların birbirine düşman olması, birbirine güvenmemesi, bu patriyarkal yapının en başarılı silahıdır. Oysa dayanışmak, yurdumuzu yeniden kurmak demektir.
Kadın olmanın dini, dili, ırkı yok.
Bu dünya üzerinde, her inançtan, her milletten kadın; eşit olmayan, adaletsiz, erkek merkezli bir yapının içinde hayatta kalmaya çalışıyor. Kadınların dayanıklılık eşiği dünya genelinde sınanıyor. Afganistan’da eğitim hakkı elinden alınan bir genç kızla, İstanbul’da boşandığı için öldürülen bir kadın aynı sistemin farklı katmanlarında eziliyor.
Ama biz güzel canlarımızı sıkmayacağız kadınlar…
Hatırlayın:
“Seveceksen deli kadın sev, kadının delisi iyidir.”
Biz o “deli kadınlar”ız. Kendini tanıyan, kendini seven, sadece kendisi için dönüşen kadınlarız. Ve işte tam da bu yüzden, kadınlara rağmen kadın haklarını savunmalıyız. Kimi zaman içimizden biri, şiddeti meşrulaştıran bir cümle kurabilir. Bazen sessiz kalabilir. Bazen inanamayacağımız kadar geri bir düşünceyi savunabilir. Olsun. Biz yine de onun için de mücadele etmeliyiz.
Güçlü olmak, sadece kendi ayaklarının üzerinde durmak, para kazanmak değil. Güç, dişil enerjiden utanmamakta, kendini sevmekte, sadece “kendin istiyorsun” diye değişmekte saklı. Asla bir başkası için değil; sadece kendin için…
Ve evet, bu günü de yine şiddet gösteren taraf “tayin etmiş” olabilir. Kadınlara karşı sistematik şiddeti var eden güçler, bugün bize “anma günü” sunuyor olabilir. Fakat bu ironi bile bizim mücadelemizi gölgeleyemez.
Bu gün bizim.
Tüm kadınların.
Direnen, susmayan, yeniden doğan, yiteni sahiplenen, yarını büyüten kadınların.
Mücadelemiz, dayanışmamız ve sevgimizle büyüyecek
Kaynaklar:
-
TÜİK 2023 Kadına Yönelik Şiddet Raporu
-
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2024 Verileri
-
İstanbul Sözleşmesi Resmî Metni – Avrupa Konseyi
-
Kandiyoti, D. (1988). Bargaining with Patriarchy. Gender & Society.
-
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, Hukuki Bilgilendirme Notları
Velhasılıkelam Evrensel bakış