
Günümüzün koşullarında teknolojinin gelişmesiyle başlayan, çocuklarımızı esir eden dikdörtgen ekranlar akran olabilirmi?
Tabi ki hayır .Çocuklarımızın bu kadar ekrana bağımlı olmasının nedeni sistem mi,anne,babalar mı,yoksa eğitimciler mi.Teknolojinin hızla ilerlemesiyle her imkana sahip olan çocuklarımız herşeye kolay ulaşabildikleri için ilk başta ailelerinden,sonra arkadaşlarından ve çevreden koparak a sosyal birey olma yolunda hızlı adımlarla giderken aslında neyi ve neleri kaçırdıklarının farkında bile olmuyorlar.
Önce dinleme yetilerinİ ,sonra anlama ve algılama yetilerini ve öğrendiklerini uygulama yetilerini kaybediyorlar.Arkadaş edinmekte zorlanan,paylaşmayan empatiden yoksun,mızmız,mutsuz ,doyumsuz,başarısız bir nesil haline geliyorlar. Teknolojik aletleri vererek onları mahkum eden biz ebebeynlerde tekrar onları bu girdaptan kurtarmak için yollar aramaya psikolojik desteklerle kaybolan çocuklarını geri getirmeye çalışıyoruz.
Oysa çocuk kimdir?..
Koşan,oynayan ,terleyen .Terlediğinde kana kana su içen.
Komşunun reçelli ekmeğinin tatlı geldiği.
Üstünün kirlenmesinden korkmayan.
Al misketini ver misketimi diyen.
Toprağa su döküp çamurla oynayan
Yağmur yağdığında yağmurun altında dans eden.
En sevdiği bebeğini ve arabasını veren.
Eline verilen nşr sakatalık ve domatesi paylaşan.
Arkadaşı düştüğünde gülen değil içi yanıp öpeyim geçsin diyen.
Sabah fırına ekmek almaya gidip ucunu yiyerek eve gelendir çocuk.
Sahi bunları yasayan çocuk kaldı mı?
Ah be çocuk o hapsolduğunuz ekranlar yüzünden neler kaçırdığınız bir farkına varsanız..
Geçmiş kaldık.Malesef…
Suçlu çocuklar mı?Hayır..
Suçlu sistem,Suçlu biz ebebeynler,Suçlu biz eğitimciler..
Veee en büyük suçlu..çocuk ve yetişkin EGOLARIMIZ .
Velhasılıkelam Evrensel bakış