
Yıllardır Türkiye’de ciddi anlamda bir altyapı sorunun olduğunu dile getiriyoruz, getiriyorlar.
Her yağmur yağdığında evleri, dükkanları, hastahaneleri su basıyor. Can ve mal kayıpları yaşanıyor.
Peki bu bize ders oluyor mu?
Elbetteki hayır!
Bu gün yine büyük bir sel felaketi yaşadık. Yollar taştı, evleri, işyerlerini su bastı.
Zemin katlarda yaşayan çoğu ailenin cesedi çıkarıldı.
İnsanlar arabalarıyla sulara gömülerek, yaya iken sulara kapılarak öldü!
Yollar inşaa edilirken yağmur sularının nasıl tahliye edileceği hiç düşünülmemiş.
Bu yolların, parkların, bahçelerin, projesini çizen mühendisler ve müteahhitler ve bu işlerle yükümlü kişiler, böylesine önemli bir mevzuda nasıl böyle büyük ihmalkarlık ya da umursamazlık sergilediler\ sergileyebiliyorlar.
Bunun mantıklı, insani, vicdani, ahlaki bir açıklaması var mı?
Elbetteki selin oluşu bizim suçumuz değil. Ama normal bir yağışta bile altyapı sorunundan kaynaklı felç oluyorken hayat, daha büyük bir felakette bu günkü sonuçların kaçınılmaz olduğu ve mutlak suretle buna engel olacak tedbirler uygulanması gerektiği inkar edilemez bir gerçek değil midir?
Ülkenin ucuza kaçmak, bir an önce işin içinden çıkmak için baştan savma iş yapmakla ve sonunda insanları felakete götürecek sonuçlarla başbaşa bırakmakla mahir ne çok mühendisi, mimarı, işçisi, sorumlusu varmış. Ne yazık değil mi?
Depremde binalarımızın ahlâk ve vicdan çökmesi yüzünden üzerimize çöktüğünü görmüştük ve her ölenle biz de ölmüştük…
Aynı şeyi bu günkü sel felaketinde de gördük. İnsanlarla birlikte utancımızla, yetersizliğimizle, çöken ahlak ve vicdanla bizde sulara gömüldük.
Va esefa!
Fazile Aşar Aydınalp
Velhasılıkelam Evrensel bakış