Hurdacının Çocuğu…..

İçli içli, yakıcı bir hıçkırık kulaklarımda

Soğuk şehrin dar metruk bir sokağında
Baktım ki sağıma soluma
Karanlıkta,elleri dizleri arasında
Soğuktan titriyor
Dolaşık saçları,kir pas yırtık pırtık üstü
Ayakkabıları çıplak ayaklarını terk etmeye meyil ediyor
Minik kalpten derya dertler
Buğulu mavi gözlerden süzülüyor süzülüyor
Umudun rengi mavi, umutsuz bakıyor
Aciz kalan ruhumla sual ettim
Soğuk hava merak eder annen, dedim
Bükülen dudakları titrerken
Akıtırken derdini gözlerden hiç silmeden
Dedi ” terk etti annem bizi, annem yok ki”
Utandım, utanın utanın
Dert sandığımız bizi ele geçirip kör eden tüm şımarık şikayetlerimizden
Annem diyor,yok diyor
Titreyen dudaklarını ısırıyor
Acısını bastırmayı nasıl da öğretmiş hayat
İşte bu yüzden naftalin kokar sokaklar
Sokaklarda çocuklar, sokağın koynunda çocuk olmadan büyüyorlar
Baban? Baban nerede?
Dedi, geçim derdinde hurda topluyor
Sığınıp metruk bir sokağın apartman arasına
Babam beni görmesin üzülür diyor
Vayy acısına yandığım
Ahhh acısına yandığım hurdacının Çocuğu
Acısını içinde saklamayı nasıl da biliyor?
Hayat öğretiyordu yaşına ve cüssesine aldırış etmeden
Kalbi üşürken iki büklüm sokaklarda kimsesiz,annesiz
Yıllanmış çeyiz sandığı gibi içine hapsedilmiş naftalin kokusudur özlemi
Ah hurdacının en büyük serveti, bakışları buğulu mavi
Hurdacının Çocuğu
Asil ve gururlu
Zır aç karnı tokum diyor
Tok ya, tok ya,tok
Boğazı düğüm, dudaklar büzülü ve titrek
Dudaklarda diş izleri, mor
Beden de gark olmuş acı
Annesizliği onun tek açlığı
Sana mı kaldı şimdi be çocuk sorgulatmak vicdanı?
Annem diyor,arş titriyor
Annem diyor, hançerler kalbime girip çıkıyor
Kaldırımlar ağlıyor, apartman aralığında inliyor
Bir derin nefes çekiyor gökyüzü, serin rüzgar esiyor
Naftalin kokusu sararken şehri
Dudaklarını ısırıp susuyor
Tuttum buz kesmiş ellerini
Acısından kasılmış suretinin mimikleri tebessüm bile edemiyor
Özlem hüküm sürerken ciğerlerinde
Ne adresini verebildi ne de başka kelam etti
Daha ne deseydi be “anne” dedi ” anne”
Kim doldurur o derin boşluğu
Kim merhem sürebilirdi?
Hurdacının Çocuğu bırakıp beni hızlıca giderken
Yutkunup her ısırışta dudaklarını, ciğerime ciğerime batırırken
O buğulu mavi bakışlarında can evimden vuruldum ben.
Maktulü olduğum vaktin özlemler barındıran sokaklarında bastırılmış naftalin kokusudur özlemi!
Tüm hücrelerimde hissedilen
Duydunuz mu siz hiç?
Naftalin kokar sokaklar
Bastırılmış özlemleri olanlar duyar
Evine sığamayanlar
Yollara düşüp arayanlar
Ve gözlerini yollara adayanlar
Duraklarda kalanlar ah duraklar
Naftalin kokar sokaklar!
Ah hurdacının Çocuğu
Acısına yandığım hurdacının Çocuğu
Uykularına yıldızlar serilsin
Mavi gözlerin parlak umutla bakmayı öğrenirken
Bayram gibi vuslat gelsin
Anne göğsünde, saçlarında elleri hiç eksilmesin.
Bahar Önen Büke/ Siyah Mantolu Kadın

hakkında Bahar ÖNEN BÜKE

Bahar ÖNEN BÜKE
6 Mart 1984 yılında Balıkesir'de doğdu. İlkokul ve çocukluk dönemi Balıkesir'in Susurluk ilçesine bağlı Göbel de geçti. ... Muhasebe bölümü mezunudur. "Siyah Mantolu Kadın" şiir kitabının yazarıdır. Orta okulu Bandırma Orta okulunda tamamladı. Bandırma Ticaret Meslek lisesi muhasebe bölümü mezunudur. Orta okul yıllarından beri şiir ve edebiyata ilgili olan yazarın Balıkesir'in yerel bir gazetesinde ve bazı gazete/edebiyat dergilerinde de eserleri yayımlanmaktadır. Halen Balıkesir/ Bandırma da ikamet eden yazar ; Sebahattin Emir (2004), Sümeyye (2006), İnşirah (2015), Eyyüp Mestan (2018) isimli dört evladı vardır.

Ayrıca Kontrol Et

   ALLAH  BAĞIŞ’LASIN

         ALLAH’IM SEN BÜYÜK VE YÜCESİN BİZİ BİR KEZ DAHA VE SONSUZ …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir