İlgili Makaleler
ALLAH BAĞIŞ’LASIN
1 hafta ago

Bazen güzel mekânlara gitmek, bir dostu ziyaret etmek, iki lafın belini kırmak insanlık için büyük ihtiyaç.
İnsan insana muhtaç
Seçilmiş ya da seçilmemiş yalnızlık bir yere kadar.
Ve unutulsa da birbirimize karşı sorumluluklarımız vardır.
İnsan halleri, ilişkileri yerlerde, fiyasko maalesef…
Gençlerin pırıl pırıl gençlerin birbirine hitap şekli, hareketleri, bazen çiftlerin toplum içinde davranışları, gürültülü masalarda ki seviyesiz sohbetlerin uğultusu, çok üzücü doğrusu…
İnsan diyorum, kaliteli insan, ah nesli tükenmekte olan. Müzelikler onlar
Hiç öyle “insanları mı sınıflandırıyorsun?” demeyin şimdi.
Kaliteli insan diyorum, mevkiinden, tahsilinden, ekonomisinden bana ne?
Hani olgunlaşmış, kütür kütür sulu bir karpuzun tadına doyum olmuyor değil mi?
Karpuzunuz kelek çıkınca canınız sıkılıyor, zevk vermiyor değil mi?
Olgunluk lezzetli bir şey vesselam!
Bu akşam şöyle Milli Eğitim sistemine baktım, müfredatta ki derslere. Ve acilen müfredata eklenmesi gereken derslerin listesine… Pek âlâ, pekiyi
İyi de asıl olmazsa olmaz, olmazsa hepsi fasafiso olacak olan ders yok. İlk sırada görmek isterken listenin hiç bir sıralamasında bile yok.
Ne üzücü!
Benden önce “adabı muaşeret” ama benim dönemimde değişen ismiyle ” beşeri münasebetler” dersi. Lise de yetiştim çok şükür. Ve benim dönemimin son dersleriymiş meğer. Mezun olduktan sonra kaldırılmış olduğunu öğrendim.
Aile bir çocuğun ilkokulu, ilk eğitim gördüğü kutsal kurum şüphesiz.
Ama şimdi herkes kusurlarına baksın! Testiler boş ne sızdıracak, ne akıtacak?
Hayır, yani, testi dolu olsa da faydasız, yetersiz kalıyor çoğu zaman. Bir virüs gibi saygısızlık yayılıyor. Devir gerçekten değişik bir devir.
Düşünün, henüz 18 yaşını bile tamamlamamış bir çocuğa eve gelme saatleri konusunda kural koysa aile, konuşurken sesini yükseltme dese, çocuk ” baskı gördüğünü” düşünüyor. O hadde geldik.
Okul ciddiyeti bu işin! Okul eğitim alınan kurum bu bilinçle okula gider çocuk. Alıyor ya da almıyor o ayrı. Ama okula öğrenmeye gidilir bu düşünce var her çocukta.
Bu yüzden diyorum ki ” beşeri münasebetler dersi” geri gelmeli.
Öyle liseye falan değil direkt ilkokuldan.
Telefon ile konuşma adabı, arama kuralları, sofra adabı, büyüğüne, küçüğüne hitap, hepsi hepsi… Gelen misafirinizin o işaret parmağı kapı zilinize yapışmasa mesela , kapıyı açmakta gecikince de yumruklamasa, teşekkür etse, takdir etse, kibar konuşsa, özelini didiklemese mesela,:)) erkek ile kadının sohbet seviyesi, kuralları ,o kadar şey var ki say say bitmez bu toplumun kanayan yarası
Meslek sahibi olmak, okullar bitirmek bunlar bilgi birikimi. Olgunluk derecesi değil!
Bilgi edeple taçlanmalı. Yaşam ihlali yapılmamalı. Ukalalar değil, bilgili efendiler topluluğu olsak diyorum.
Cahillik te bir mertebe, cahil cahil olduğunu bildiği sürece.
Ama görüyoruz ki,cahilliğin popüler olduğu döneme denk geldik.Yani cahilin cahil olduğundan bile habersiz devire.Edebini,haddini bilen cahil değildir.Bilgisizdir belki ama seni,toplumu zehirleyen asıl o değildir.
“Ben bilmem der, aklım ermez benim der” susar , dinler. Yanlış bir şey çıkar ağzımdan diye de imtina eder.
Cahil nedir? Bunu bile bilmeyen toplum haline geldik ve toplumda edebe hasret kaldık!
Farz oldu, beşeri münasebetler dersi geri gelmeli.
İnsana rastgelesiniz…selametle
Bahar BÜKE
Velhasılıkelam Evrensel bakış