SAVAŞ ÇOK KÖTÜ ŞEY YAVRUM

 

Hafta sonundan bir değişiklik yapmak istedim rutin giden hayatımda.Aslında konsere gidecektim ama kaçırdım .Bazen özgür olmak istiyorum kuşlar gibi..Bir yerleri ya da bir şeyleri gezip görmek adına…Çünkü yeni yerler görmek ,yeni insanlar tanımak güzel bir şey!Bir gezip hava alayım dedim.Aklımda sinemaya gitmek de vardı.Torunum Azra da gelmek isteyince bir mutlu oldum.Çünkü gençleri seviyorum.Onlarla birlikte olmak ışıl ışıl zeka fışkıran gözlerine bakmak ve onlarla birlikte sohbet etmek hoşuma gidiyor. Birlikte dışarı çıktık.Dışarı çıkınca baktık hava rüzgarlı hadi fazla gezmeden sinemaya girelim dedik..Hemen gidip biletleri aldık. Henüz vakit vardı sinemaya girmek için..Gidip bir yere oturalım, hiç olmazsa üşümeyiz diye düşündük.Herkes dışarıdaydı zaten.Belli ki bizim gibi birileri de çok soğuk olmayan bu kış günün de gezip eğlenmek neşelenmek ,hoş vakit geçirmek istiyor.Rüzgar çok da kişinin umurunda değildi.Şurası mı burası mı olsun derken karşıda simit sarayı var,hemen girdik.Kimi çay içip sohbet ediyor kimi de bir şeyler atıştırıyor.Biz de gidip bir masaya oturduk.Kitap okumak istedim gözlük olmayınca tekrar çantaya girmek zorunda kaldı, kitabım.Neyse sohbet muhabbet derken yanımıza bir küçük çocuk geldi.Babası hapisteymiş.Kardeşlerini doyurmak için para istediğini söyledi.Torunum harçlıklarından çıkardı verdi.Çocuk da yan masaya geçti.Ben o anda çok da ilgilenmedim nedense O ara aklımdan bir sürü şeyler geçiyordu belki de ondan
Sonra birden arkama bakma ihtiyacı duydum.Arka masada birinden yine para istiyordu ve ayaklarında kış günü önü açık terlikler vardı.Beynimden vurulmuşa döndüm bir anda..Bu kış günü biz ayağımızda botlar,sırtımızda kalın paltolar o ise lastik terlikler…içime ateş düştü birden..Toruna: “Git çağır yavrum bakalım nerede oturuyor ,”dedim.
Geldi yanımıza çocuk biraz sonra.Adı Aliymiş..Allah’ım nasıl güzel bir yüz.Deniz mavisi gözler.Güzel beyaz bir çehre.O kadar masum bakıyor ki .İçime alasım geldi çocuğu….Bir kaç soru sordum .İlkokul dörtte imiş.Üç kardeşi var.Babasının neden hapiste yattığını bilmiyor.”Birkaç güne kadar çıkacak” dedi.Not aldım ve gönderdim.İnşallah yarın bir kaç yardım kuruluşuna adını vermeyi planlıyorum. Sonuna kadar arkasında olacağım nasip olursa…
Nasıl olmazsın,senelerce okullarda kimlere yardım eli uzatılmasına sebep olmadık ki!Sen ya da ben ilgilenmezsek; bilin ki dışarıda kötü niyetli insan bulmak çok zor değil..Bu güzel çocuğa sahip çıkılmazsa mutlaka bir şekilde kötü biriler ile tanışması içten bile değil…Her türlü kötülüğe açık bir toplum olduk zaten. İyiler de var ama kötülerin sayısı da azımsanmayacak kadar çok. .Her yerde artık her çeşit insan mevcut.Allah iyilerle karşılaştırsın.İnsan düşmeye görsün..Düşenin dostu olmuyor dostlar…
İyilik yapmak bir erdem değil bir görev .İnsanlık görevi aslında..Yapılan iyiliği herkesin bilmesi gerekmiyor ama örnek olma adına duyurulacağını söylüyor kutsal kitap. O yüzden çevremizde bulunan muhtaçlara el uzatmak lazım.Bir derviş hikayesi vardır çoğunuz bilirsiniz.Bir gün sormuşlar Ermiş birine…
-Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?
-Bakın göstereyim, demiş Ermiş.
Önce sevgiyi dilden gönle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış.
Hepsi oturmuşlar yerlerine.
Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş.
Arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar.
Ermiş;
-Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz, diye bir de şart koymuş.
-Peki, demişler ve içmeye teşebbüs etmişler.
Fakat o da ne?
Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan koyamıyorlar ağızlarına.
En sonunda bakmışlar beceremiyorlar.
Öylece aç kalkmışlar sofradan.
Bunun üzerine Ermiş,
-Şimdi sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe, demiş.
Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen, ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa.
-Buyurun, denince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını.
Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.
-İşte, demiş Ermiş,
-Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır.
-Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır.
Şüphesiz şunu da unutmayın.
Hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır her zaman..
Biliyoruz bazı kuruluşlar bunu yapıyor.İzmir’de sosyal yardımlaşma aracılığı ile bir çok insan ihtiyaçlarını giderdi şahidim.Zira müdür beyin yanına sık sık uğrar,öğrenci velilerimden ihtiyacı olanların ihtiyaçlarını gidermeye çalışırdık.İnşallah bu çocuğa ve ailesine de ses oluruz.
Saat ikiye gelirken sinemaya gitmek üzere kalktık.Sinemadan çıktığımızda torunum:” hep savaş vardı anneanne “dedi.Doğruydu.Fatihin Fedaisi Kara Murat filmine gitmiştik.Filimin konusu savaş üzerine kurulmuştu.
“Azracığım;keşke iyi şeyler yapmak adına savaş versek.Çocuklar ölmese,kimse aç olmasa ,açıkta kalmasa,insanların evleri başına geçmese..savaş kötü şey yavrum çok kötü …!Hep güzellik olsa ne güzel olurdu.!

hakkında Semiray SEYGİN DAYLAN

Semiray SEYGİN DAYLAN

Ayrıca Kontrol Et

18 YAŞINDA MUHTAR ŞEÇİLDİ

Geçen ay reşit olan genç, mahallesine muhtar olup hayallerini gerçekleştirdi 07.06.2021 Samsun’un Havza ilçesinde gerçekleştirilen …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir