




Havaalanındayız; uçaktan iner inmez bizi kocaman bir “Buda heykel”i karşılıyor. Buda ile “namasteleşip” (selamlaşıp) işlemleri tamamlıyoruz. Rehberimiz Seda Hanım bizi dışarda bekleyen, buradaki asistanı Buda (ilgili arkadaşın ismi bu) ile tanıştırıyor. Çok güler yüzlü ve samimi biri. Seda Hanım’dan öğrendiği kırık Türkçesiyle bize “hoş geldiniz” diyor ve namasteleşiyoruz.🙏Zaman zaman Seda Hanım’ı taklit ediyor ve bizimle Mani’den daha çok ilgileniyor. Espriler (Türkçe) yapıp bizi güldürüyor. Bizi bekleyen otobüsümüze biniyoruz. Seda Hanım günlük programımızı açıklayarak bilgilendirmesini yapıyor. Katmandu’dan önce biraz Nepal’den bahsediyor.”28 milyon nüfusa sahip Nepal” dünyadaki tek Hindu Krallık ve Dünyanın her en fakir 10 ülke listesinde yer alıyor. Bayrağı dikdörtgen olmayan tek ülke unvanına da sahip ülkeye “Dünyanın Çatısı” deniyor. Bu unvan çok haklı çünkü Himalayalar’daki 8.000 metreden yüksek 10 zirve ve dünyanın en yüksek zirvesi “Everest” de (Sagarmatha) Nepal’de bulunuyor”. Gördüğümüz manzaralar Hindistan’dan çok farklı değil, sadece biraz daha medeni (insanları) buluyoruz. Asfalt olmayan yollar ve kaldırımlarla karşılaşıyoruz. Depremden sonra her yer toz duman içerisinde. Burada maskelerimiz devreye giriyor. Tezgahta herhangi bir soğutma olmadan sergilenen kesilmiş hayvanları görüyoruz. Her yer çöp içerisinde, Seda Hanım’ın deyimine göre çoğu yerde elektrik ve temiz su yok; devlet bu hizmetleri karşılamıyor ve halkına bunu çok görüyor. Tütsü, baharat ve bol egzoz kokularıyla karşılaşıyoruz. Hindistanda alıştığımız kaos burada sakinliğe dönüşüyor. Sokakları, meydanları gördükçe bu karmaşanın ortasında bizi dinginleştiren tapınaklar ve meydanlarla karşılaşıyoruz. Buna alışıyor ve etrafımıza alıcı gözle bakmaya başlıyoruz. Çok yorucu kesinlikle, ama tüm bu ahenk sizi yavaş yavaş ortama alıştırıyor. Bugün otele gitmeden ilk durağımız “maymunlar tapınağı olan Swayambhunath”a gidiyoruz. Burası kapladığı alan bakımından en büyük ve en yoğun tapınak. Çok fazla maymunu ve merdiveni olan bir tapınak. Merdivenleri çıkıp en üstte ulaşınca dua çanlarını, Buda heykellerini, dükkânları görüyoruz. Yol boyunca Hindistan’da olduğu gibi “yapışkan satıcılarla” karşılaşıyoruz. Satıcılarla göz temasında dahi bulunmadan en tepeye çıkıyoruz. Buradan Katmandu’yu kuşbakışı görüyoruz.





Karşımızda heybetli Himalayalar, tütsü kokuları, turistler, meditasyon şarkıları. Maymunlar Tapınağı güzel bir yer ve hoşumuza gidiyor. Berrin abla yukarda hepimizin tek tek fotoğrafını çekiyor. Ben bu defa Özlem arkadaşımla takılıyorum. Birbirimizin fotoğraflarını çekiyoruz. Her tarafta maymunlar var, Seda Hanım’ın tembihi üzerine dikkatli davranıyoruz. “Her zaman aranızda mesafe tutun, yanlarında yiyecek yememeye çalışın” demişti. Maymunlar bazen çok saldırgan olabiliyorlarmış. Kendi aralarında kavga eden maymunlar bile görüyoruz ama çoğu sakin ve kendi halinde, yiyecek peşinde…😊Seda Hanım, eğer maymunları beslemek isterseniz; “beslerken onlar sizin verdiğiniz muz yerine elinizdeki muz torbasını ya da torba zannettikleri fotoğraf makinanızı tercih edeceklerdir, dikkatli olun” demişti. Budist tapınaklarının içerisinde ve etrafında “Dua Tekerlekleri” ve “Dua Bayrakları” görüyoruz. İnançlarına göre üzerinde Budha öğretileri yazılı bulunan Dua Tekerlekleri (Çarkları) dünyanın herhangi bir yerinde döndürüldüğü ve Dua Bayrakları dalgalandığı sürece bu öğretiler yayılmaya devam ediyormuş. Bu tapınakta da irili ufaklı dua tekerleri olduğu gibi bir adet de dev bir dua tekerleği var. Tapınağın terasından Katmandu’nun panoramik manzarasını seyredip merdivenlerden aşağıya iniyoruz. Otobüsümüze binip otelimize dönüyoruz. Akabinde otele giriş ve akşam yemeği…😊Otel Himalaya çok güzel. Katmandu’nun en iyi otellerinden biri. Her şey güzel de internet sadece lobide çekiyor; odalarda ücretli ve günlüğü 5 dolar. Akşam restoranda buluşuyoruz. Gözlerimiz fal taşı gibi açılıyor, bol çeşitli yemekleri görünce. Hindistan’dan sonra kıtlıktan çıkmış gibi saldırıyoruz. İlk gelenler biz olduğumuz için restoran bizi sakin karşılıyor. Ne yiyeceğimizi şaşırmış halde tabaklarımızı dolduruyoruz. Bu durumumuzla da garsonların şaşkın bakışlarına maruz kalıyoruz. Nerden bilsinler neredeyse dokuz gündür aç kaldığımızı. Yemekten sonra yine çaylar, kahveler ve uzun sohbetler sonrası odalarımıza çekiliyoruz. NAMASTEEE…
Velhasılıkelam Evrensel bakış