Dünya üzerinde on sekiz yaşına gelen her vatandaşının mutlaka üniversiteye gitmesi gerektiğine ve gitmediğinde de cahil kalacağına inanan tek ülke Türkiye’dir .. O yüzden de Türkiye bir üniversite çöplüğüne dönüşmüştür. Türkiye ; nüfusu hayatta hiç bir iş kolunda uzmanlaşamamış yirmi dört yirmi beş yaşına kadar ekonomi döngüye girememiş üretici konumuna geçememiş milyonlarca diplomalı işsizle doludur.. Oysa kendisine teslim edilen bir evi muhteşem şekilde boyayan ve sahibine teslim eden lise mezunu bir boyacı o evin musluklarını yapan lise mezunu bir sıhhi tesisatçı elektrik hatlarını döşeyen lise mezunu bir tesisatçı çalışan üreten vergi ödeyen kendisine ve ailesine ülkesine insanlığa fayda sağlayan bireyler olarak binlerce niteliksiz üniversite mezunundan çok daha değerlidir.. En gelişmiş batı toplumların da üniversite mezunlarının genel nüfusa oranı on onbeşi geçmezken, Türkiye de ise liseyi bitiren herkesin en gereksiz bölümler dahi olsa kişilerin okumaya yatkınlığı bile olmasa üniversiteye gitmeleri artık neredeyse bir emir olarak görülür olmuş.. Bu koflukta üretim tüketim üretime katılım dengesi açısından adım adım ülkenin felaketini getirmektedir.. Güçlü bir ülkede esas olan insanları son derece sağlam bir lise eğitimi aracılığıyla on sekiz yaşının sonunda meslek sahibi yapmak ve o yıldan itibaren ekonomiye kazandırmaktır.. Üniversiteye gitmesi gerekenler ise akademik eğitimde ilerlemeye yatkın olanlar olmalıdır.. Milyonlarca genç tepeden tırnağa yanlış planlanmış bir eğitim sistemin de hayatlarının en az dört beş yılını ziyan etti ve erken yaşta geçerli bir mesleğin sahibi olup üretici konuma geçme şansını kaybetti …
Velhasılıkelam Evrensel bakış