Bu ülkede bir canın ölmesi için bazen sadece sessizlik yeter.
Üşüyordu.
Kıştı.
15 yaşındaydı.
Adı ; Matmazel’di
Kimseye zararı yoktu.
Ne havladı, ne saldırdı.
Sadece ısınmak için metroya sığındı.
Ve siz…
Üç görevli…
Üç insan…
O yaşlı canı zorla yürüyen merdivenlere sürüklediniz.
Sıkıştırdınız.
Eziyet ettiniz.
Sonra da öldü.
Bunun adı “kaza” değil.
Bunun adı “talihsizlik” hiç değil.
Bunun adı şiddettir.
Soruyorum size:
Üşüyen bir candan ne istediniz?
Metro sizin mülkünüz müydü?
Merhamet talimat dışı mıydı?
Vicdan, görev tanımına mı uymuyordu?
O köpek yaşlıydı.
Yavaş yürüyordu.
Kaçamazdı.
“Yapmayın” diyemezdi.
“Canım acıyor” diye bağırmazdı.
Ne rahatsız etti sizi bu kadar?
Savunmasız olması mı sizi cesaretlendirdi?
Çünkü o sadece bir hayvandı. Ve sadece dediğimiz her şey, en kolay öldürülen olmaz mı?
Zaten bu ülkede mesele tam da bu değil mi?
Bir insan ölür, “tahrik” denir.
Bir kadın öldürülür, “iyi hâl” denir.
Bir çocuk ölür, dosya tozlu raflara kaldırılır.
Şimdi soruyorum:
Bu ülkede bir hayvanın yaşam hakkının hükmü olur mu?
Olmaz.
Çünkü hayvan konuşamaz.
Çünkü hayvan oy vermez.
Çünkü hayvanın arkasında güçlü bir soyadı yoktur.
Şimdi bir hayvan öldü.
Kim uğraşacak, değil mi?
Ama şunu unutuyorsunuz:
Bu ülkede hâlâ utanabilen insanlar var.
Hâlâ “bu kadarı da fazla” diyebilenler var.
Hala bir can, candır diyebilenler var.
Bu üç görevli —evet, açıkça söylüyorum—
en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
Çünkü burada yargılanması gereken bir köpeğin ölümü değil,
insanın çürümesidir.
Gücü yetene vurma cesareti,
üniformanın arkasına saklanarak eziyet etme alışkanlığıdır mesele.
Bugün metroda bir köpek…
Yarın sokakta bir çocuk…
Öbür gün kapı aralığında bir kadın…
Aynı zihniyet.
Aynı körlük.
Aynı cezasızlık.
Şiddet seçmez.
Şiddet sınır tanımaz.
Şiddet, cezasız kaldıkça büyür.
Şiddet böyle başlar.
Önce sessizlikle.
Sonra alışkanlıkla.
En sonunda normalleşmeyle.
Şimdi bir hayvan öldü.
Nasıl olsa “can” sayılmıyor, değil mi?
Bir canın değeri türüne göre ölçülüyorsa,
bir hayvanın ölümü “önemsiz” sayılıyorsa ,
bilin ki artık,
o ülkede hiç kimse güvende değildir.
Sessiz kalmayın.
Cezasızlık şiddeti büyütür.
Bu ülkede bir hayvanın ölümüne susan herkes,
yarın bir insanın ölümünde de susmaya hazırdır.
Buna “kaza” diyen varsa,
ya yalan söylüyordur
ya da vicdanını çoktan kaybetmiştir.
‘’Kalbinde merhamet olmayana cennet yoktur ‘’ der Hz. Muhammed .
Diliyorum ki o cana bunu yaşatanlar, bu dünyada da, öbür dünyada da cehennem ateşinde yansınlar…Ona yaşattıklarını yaşamadan can vermesinler…
Vicdan,
seçmeli bir özellik değildir,
Ya vardır,
Ya da hiç yoktur.
Velhasılıkelam Evrensel bakış