MUASIR MEDENİYET GENÇLİĞİ….

Kapitalizmin amaçladığı insan tipi profilini temsil etmek adına, elimizden gelen tüm gayreti olağanca hızda sarf etmekteyiz.. Çalışmak, üretmek, yararlı hale getirmek, toplumsal kalkınma, birey refahı ve milli fayda dediğimiz kavramların benliğimizdeki karşılığı elbette ki oldukça kıymetlidir. Geçmişe dönük baktığımızda, özellikle millet iradesinin temsiliyet kazandığı dönemlerde “Ulus” bilinciyle ” milli olma” yani bağımsız iradeyle, kendi öz değerlerinden beslenen, çalışkan, üretken, her konuda kendini kanıtlamış bir gençlik karşımıza çıkıyor. Atatürk Gençliği olarak nitelendirilen bu gençlik; dönemin imkânları nezdinde “Muasır Medeniyet” olma hedefinde şekillenen bilinç eşliğinde; ekonomi, kültür, siyaset, sanat, hukuk, eğitim, sanayii, tarım ve sağlık ve sportif dallarda önemli çalışmalara imzalarını atarak tüm dünyaya adeta manifestolarını ilan etmişlerdir..Günümüz dünyasının ileri teknolojilerine sahip ülkelere baktığımızda da yine aynı kıstaslar nezdinde şekillenip büyüdüklerini çok açıkça görebilmekteyiz.. Çalışmadan, üretmeden sadece tüketici konumunda olan ülke ve milletler, yok olmaya mahkumdurlar. Geldiğimiz son nokta da bizlere bu acı gerçeği hatırlatıyor, ne yazık ki..! Hazır tüketim çılgınlığı tüm ülkeyi zehirli bir sarmal gibi etraflıca sarmış bir durumda.. İnsan denen varlık, akıl, irade, muhakeme edebilme kısacası ayırt edebilme yetisine sahip bir canlıdır. Kendisi ve etrafındaki insanlar için neyin faydalı veya zararlı olabileceği bilincine vakıf bir varlıktır, dolayısıyla kendisine yakışır bir şekilde kararlar alan ve uygulayan bir düsturla hareket ettiği sürece, kazanan tarafta olacaktır. Yeter ki etrafına birazcık dikkatlice baksın; o zaman şekillerin anlamsal bütünlüğünü yakalayıp, hayatına en doğru şekilde uyarlayabilir..Bu da farkındalık bilincinin, farkının farkedilmesiyle gerçekleşir.Hal böyle olunca kişi kendindeki yetileri farkedip, kavramsal bütünlüğü yakalamak adına harekete geçer; bu uyanış ve ayağa kalkış hareketi, dönüm noktası niteliğindeki devrimidir aslında..! İhtilal niteliğindeki bu devrim hareketine, ekonomik buhranlarla boğuşan ülkemizin şu gunlerde o kadar çok ihtiyacı var ki.. Hele ki, sebep- sonuç ilişkisi dahilinde atılacak önemli adımlara gereksinim duyulmakta, çeşitli girişim hareketlerinin, toplumsal fayda ile birleştiğinde ciddi anlamda mesafe katedileceği kanaatindeyim.. Edinilmiş çaresizlik sendromunu yenmenin en etkili yöntemi öğrenilmiş faydadan geçer..Bu fayda gelecek adına, alınan kararlara önemli ölçüde ışık tutacak, rehber olma özelliğiyle yol gösterici bir pusula değeri kazanarak, yaşamımıza önemli bir kavramsal fayda ile dahil olup, birçok alanda etken ve etkin rollerle, biçimsel formlar kazandırıp varlık gösterecektir.

Bütün bu yazdıklarımızı bir tarafa topladığımızda, ortaya çıkan resme dikkatlice bakıldığında; görünen reel bütünlük bizleri geriye yani öz değerlerimize götürüyor..Bu değerler, toplumsal bilincin, bireysel çabalarla birleşerek; yaratacağı kitlesel fayda ile yaşam standartlarımızı daha rutin ve yaşanılabilir hale getirerek, yarınlara umutla bakan, hayallerini daha erişilebilir kıstaslarla kurabilen, kendinden, değerlerinden, maddi ve manevi bütünlüğünden emin bir şekilde yaşayan bireylerin olduğu daha güvenilir bir hayatın var olabileceği umudunu diri tutmamızı sağlıyor..Sanal yaşamın günübirlik, soyut, kurgusal senaryolarla örülü, bireyi tamamen iradesi dışında üretilmiş içerikler ile mevcut değerleri yok sayan, belirlenmiş bir düzenin “Trend” adı altında, zorla dayatarak kabul ettiren; mecra olarak “sosyal medya” ünvanıyla, hepimizin yaşamında önemli bir yere sahip olan platformların, günümüz gençliği üzerindeki etkileri her geçen gün giderek artmaktadır. Teknolojik gelişmelerin yaşamlarımıza kattığı konfor ve kolaylıkla birlikte; aynı ölçüde eksilttiği manevi ve öz değerlerimiz de yadsınamayacak kadar fazladır.Kendi toplumsal, ulusal kimliğine, tarihine, ahlaki, hukuki, kültürel varlığına, ekonomik bütünlüğüne , dinsel ve tinsel kavramların, uhrevi bütünlüğünü sağlayan kaynakların bilincine varma noktasındaki ciddi eksikliklerimiz, bugün geldiğimiz noktada var olan temel problemlerle yüzleşmemizi sağlamaktadır. Apaçık bir şekilde önümüzde duran temel problemlerle yüzleşmek ve çözüm bulma noktasında, ferd olma bilinciyle her birimize önemli görevler düşmektedir. Özellikle eğitimin anne karnında başladığı gerçeği, bize aile kavramının, toplumsal farkındalığın oluştuğu en temel mihenk taşı olduğu gerçeğini göstermektedir.Anne, baba ve çocuklardan oluşan aile kavramı, Türk toplumunda kutsal ve yegane kurum olarak kabul edilmiş, günümüze kadar da bu değerini koruyarak ulaşmıştır.Ben inanıyorum ki; bundan sonra aile olma bilinciyle; farkındalığı yüksek öz değerleriyle beslenen, saygın bir kimlikle, muasır medeniyet çizgisinden ayrılmadan yetişen yeni nesillerle, çok daha güçlü bir gelecek bizleri bekliyor olacak..

 

hakkında Birsen SUBAŞI

Birsen SUBAŞI

Ayrıca Kontrol Et

BURUK ÇOCUK BAYRAMI

    Neye, nasıl sevineceğimizi unuttuğumuz şu günlerde…   Sevinin çocuklar, Övünün büyükler 23 Nisan …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir