KENDİNİ TANIMAK…

İnsan, kendisini kendi içinde arayan ve kendisine dahi mucizeler yaşatan bir canlıdır.
Özünde, iyilik ve kötülük birlikte olan ancak; tercihi kendisine bırakılan insanın bu bağlamda, iyiliği beslediği takdirde; toplum içinde kabul görürken kendisinin bu özelliğinden dolayı sağlıklı ruh yapısına sahip olması tesadüf değildir. Kötülüğü beslediği takdirde, toplumda ve doğal olarak da sosyal çevresinde de saygı gösterilmeyen, sevilmeyen, sözüne itibar edilmeyen niteliksiz, işe yaramaz ve daha da çoğaltabileceğimiz kötü vasıflar nedeniyle dışlanır.
Kendimizi tanımaya çalışmak, insan olabilme erdemine ulaşabilmekteki yegane basamaktır. İçimize yöneldiğimizde neyin ağırlık taşıdığını görebiliriz yani, insanlara saygı, sevgi ve hoşgörüde nasılız? Hep benmerkezci mi yoksa empati duyabilme yetisine sahip miyiz?
Bencil veya narsist duygularımızı doyurabilme adına mı sosyal çevremizdeki insanlara yaklaşıyoruz ya da gerçek anlamda arkadaşlık, dostluk vb adına mı onlarlayız? Çıkar veya menfaat elde etme maksadıyla kurulan her türlü ilişki dinamiğinin içinde mutlaka bir taraf yara alır ve yaralayanın özündeki kötülüğü beslediğinden bu durumdan zerre rahatsızlık duymaz. Aç kalan yaban hayvanlarının gücünün yettiği canlıları parçaladığı gibi o da, aç ruhunu beslemiştir.
Doğduğu aile veya bakım veren aile içinde değersizlik duygusuyla baş etmek zorunda kalan çocukluklarından itibaren ilerleyen yıllarda birer yetişkin olduklarında dahi değersizlik duyguları devam eder. Bu duygularını saklama, bastırma amacıyla kendilerine av arar ve avlarını tatlı dil güler yüzlerinin yanında kurbanlarının ihtiyaç duyduğu şeyleri sunarak tuzağa düşürürler. Avlarını manipüle ederek kendilerine biat ettirdiklerine emin olduktan sonra, nelerinden faydalanacaklarsa ona doğru yönelirler. Bu, mağdurun sosyal statüsünden, maddi durumundan, şöhretinden, makam ve mevkiinden vb yararlanmak olabilir.
İnsanların en zehirlisi, içindeki kötülüğün farkında olmayan; olsa da bundan rahatsızlık duymayan kişilerdir. Bu gibi hasta kişilikler, her iyi şeyi kendilerine layık görür. Başkaları onların egosuna hizmet etmek için varmış gibi davranış sergilerler.
Çevremizdeki insanların niyetini anlamak güç olsa da, biraz dikkat edildiği takdirde mutlaka bir yerde; kendilerinin iyi veya kötü niyetli olduklarını hal tavır veya sözleriyle açığa çıkardıklarını görmek mümkün.
Hasta kişiliğe sahip olmayan insan, kendini az çok bilir ve tanır. Topluma veya bireye zarar veren duygu ve düşünceler içinde ve aklı baliğse, bu durumu tersine çevirme gibi doğal bir yetiye sahiptir. İnsanlar, insanlık tarihi boyunca değişmekle mükellef ancak, değişim olumlu alanlar ve yönlerde olduğu sürece değişim sıkıntı arzetmez…
Leyla Sarıçiçek

hakkında Leyla SARIÇİÇEK

Leyla SARIÇİÇEK

Ayrıca Kontrol Et

Yeni Nesil Gazeteciliğin Parlayan Yüzü : EZGİ SEVİL

Merhaba, Ben Ezgi SEVİL 1991 yılında İstanbul, Bakırköy’de dünyaya geldim. Medya dünyasına olan tutkum henüz …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir