Mutlu Olmak mı, Haklı Çıkmak mı ?

Hayatın içinde çoğu zaman fark etmeden kendimizi bir mücadelenin içinde buluruz. Bizi yanlış anlayanlara kendimizi anlatmaya, haksızlık yapanlara haklı olduğumuzu göstermeye, değerimizi görmeyenlere değerimizi ispat etmeye çalışırız. Fakat bu çabanın sonunda çoğu zaman kazanan olmaz. Sadece yorgun düşen bir ruh kalır.

Bir süre sonra insan şunu fark ediyor; her savaşın kazanılması gerekmiyor. Çünkü bazı mücadeleler bize bir şey kazandırmıyor, aksine iç huzurumuzu alıp götürüyor.

Haklı olmak elbette önemlidir. Ancak haklı çıkmaya çalışırken ruh sağlığımızı, huzurumuzu ve enerjimizi kaybediyorsak, durup kendimize şu soruyu sormalıyız:

“Ben gerçekten haklı çıkmak mı istiyorum, yoksa huzurlu olmak mı?”

Ne yazık ki çoğu insan, anlaşılmadığını hissettiğinde daha çok konuşuyor, daha çok açıklama yapıyor. Oysa her açıklama, anlamak istemeyen birine yapıldığında sadece yeni bir tartışmanın kapısını aralıyor.

Gerçek şu ki; herkes bizi anlamak zorunda değildir. Herkes bizim iyi niyetimizi görmek zorunda da değildir.

Hayatta bazen en büyük özgürlük, kendimizi herkese anlatma ihtiyacından vazgeçebilmektir.

İnsan olgunlaştıkça bir gerçeği daha fark ediyor. Herkes kendi yaşadığı kadar görüyor, kendi yaraları kadar hissediyor ve kendi penceresinden yorum yapıyor. Bu yüzden bazen ne kadar doğruyu anlatsanız da karşınızdaki sadece görmek istediğini görüyor.

İşte tam da bu noktada seçim bizim oluyor.

Haklı çıkmak için mücadele etmeye devam mı edeceğiz, yoksa enerjimizi kendi hayatımıza mı yönlendireceğiz?

Bence gerçek güç, her tartışmayı kazanmak değildir. Gerçek güç; hangi tartışmaya hiç girmemek gerektiğini bilmektir.

Çünkü bazı insanlar değişmeye hazır değildir. Bazı insanlar duymak istemez. Bazıları ise sizi anlamak için değil, cevap vermek için dinler.

Böyle zamanlarda susmak zayıflık değildir. Uzaklaşmak kaçmak değildir. Vazgeçmek de kaybetmek değildir.

Bazen bunların hepsi, kendimize duyduğumuz saygının bir göstergesidir.

İç huzur, herkesin bizi onayladığı gün gelmez. İç huzur, kendimizi onaylamayı öğrendiğimiz gün başlar.

Hayat çok kısa… Bizi sürekli yoran insanları ikna etmeye çalışmak yerine, enerjimizi bizi geliştiren, bize iyi gelen ve bize değer katan ilişkilere ayırmayı seçebiliriz.

Belki de bugün kendimize sormamız gereken soru şudur:

“Haklı çıkmak için mi yaşıyorum, yoksa huzurlu yaşamak için mi?”

Çünkü bazen insanın vereceği en doğru cevap, kimseye değil; kendisine verdiği cevaptır.

hakkında Serap BİNGÖL

Serap BİNGÖL

Ayrıca Kontrol Et

İNSAN ÖLÜR, ESERİ KALIR

    ​Evrenin devasa takviminde, bir insan ömrü göz kırpma süresi kadar bile yer kaplamaz. …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir