Sayın Gergerlioğlu’nun Babala TV’de üç saate yakın süren konuşmasını sabırla ve dikkatle izledim. Bu ülkede yaşayan bir yurttaş olarak, aklımızla alay edilircesine sergilenen bu söylemi görmezden gelmek istemedim.
Israrla, “çözüm süreci varken sorun yoktu” diyerek, aba altından sopa gösterildi. Sözde hümanist bir dil ile “Bizim istediklerimiz olursa bu ülkede sorun çıkmaz” mesajı verildi. Peki, bu “çözümler” nelerdir? Henüz açıkça söylenmiyor çünkü görünüşe göre daha emir gelmemiş. Ama konuşmaların satır aralarından çok net okunuyor: Hedef, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ilk dört maddesi.
Bu ifadeler “barışçıl” bir ambalaja sarılmış, ama özü itibariyle bir devletin temel taşlarına dinamit döşeme çabasıdır. Ve siz, bu cesareti nereden buluyorsunuz?
Retorik olarak iyi eğitildiğiniz belli. Dağda terör faaliyetleri için eğitim almış yapılar artık metropollerde de eğitimli, süslü ve donanımlı temsilcilerle sahada. Bazı cemaatlere gösterdiğiniz yumuşaklık ve hoşgörü ise ortak hedefinizi açık ediyor: Devletin kurucu değerlerine karşı birleşmiş bir yapı.
Doğu’da yıllarca Kürt vatandaşlarımız iki tercihe zorlandı: Ya bir cemaate bağlı yaşamak, ya da dağa çıkmak. Bu ikilemin sorumlusu hem PKK hem de devletin yanlış politikalarıdır.
Kürt dili asimile oluyor dediniz. Bu, bölge gerçeklerini bilen biri olarak bana büyük bir yalan gibi geliyor. Ben Elazığlıyım. Kürt kardeşlerimiz cenazelerinde, düğünlerinde, günlük yaşamlarında diledikleri gibi konuşuyorlar. Eskiden bir sorun varsa bile, artık bu fiilen ortadan kalkmış durumda. Türk de Kürt de birbiriyle barış içinde. Sorunu yeniden kaşımaya çalışmak, çözüme değil çatışmaya hizmet eder.
Türkiye Cumhuriyeti; cemaatlerden, terör örgütlerinden ve dış destekli vakıflardan oluşan bir çemberin içine alınmaya çalışılıyor. Bu artık açık ve net. Birileri Kürt sorununu çözmekten değil, onu kullanarak devletin zeminini sarsmaktan yana.
Barış istiyorsanız, neden her yol Apo’ya çıkıyor? Neden öğretmen, doktor, asker bölgeye gidince tehdit altında? Bölgeyi insansızlaştıran, halkı PKK ile yalnız bırakan bu yapı nasıl olur da halkın temsilcisi olabilir?
Evet, bölgede sorunlar var ama bunların çözüm adresi terör değil, akıl ve hukuk olmalı. Ne biz Türkler Altaylara giderek sorunu çözebiliriz, ne de Kürtler Zagros’a giderek. Bu topraklarda birlikte yaşamak zorundayız. Ve bunu başarmanın yolu karşılıklı saygı ve dürüstlükten geçer.
Ayrıca asimilasyon iddiaları bir yana, doğuda Kürtçe ve Zazaca öğrenip kendini Kürt sanan Türkmenler de var. Eğer bu tartışmalara girersek, mağduriyet yarışı başlar ki bu da bizi çözüme değil, daha büyük bir ayrışmaya götürür. Bu, bölgenin karmaşık etnik yapısını gösteren önemli bir sosyolojik gerçekliktir. Örneğin, tarihsel ve antropolojik çalışmalar bölgedeki Türkmenlerin kültürel asimilasyon süreçlerine işaret eder (Bkz. Martin van Bruinessen, Agha, Shaikh and State: The Social and Political Structures of Kurdistan, 1992).r.
Sayın Gergerlioğlu’nun, “Vekillerimiz bölge sosyolojisi gereği PKK ile irtibatta olmuş olabilir” gibi açıklamaları ise başlı başına vahim. Sormak gerekiyor: Gerçekten Kürt halkının haklarını mı savunuyorsunuz, yoksa onları PKK’nın arka bahçesine mi itiyorsunuz?
Programda sık sık “ölümleri kutsamayalım” diyorsunuz. Türk’lerin hassasiyetlerini kaşıyarak, onları Kürt yurttaşlarımıza karşı düşman hale getiren, ardından da mağdur pozuna giren yapıların parçası olamazsınız. Bu çelişkili tutum, sadece bir tuzaktır.
Ben bu programı ön yargısız izlemeye çalıştım. Fakat sonucunda gördüğüm şey şudur: HDP ve PKK el ele. Arkalarında ise devletin sinir uçlarına sızmış bazı cemaat yapıları ve Avrupa merkezli çıkar ağları. Biz zaten bu yapıları biliyorduk. Ama bu program sayesinde bir kez daha teyit etmiş olduk.
Velhasılıkelam Evrensel bakış