Bazen her şey kırmızı, yollar dar, kaygan ve tehlikeli;
Gün gri, güneş belli belirsiz.
Bazen kokular acı, sular tatsız, insanlar hadsiz;
Yol kuru kalabalık, sokaklar isimsiz.
Kafası olmayan bir çok insan çalınır gözüne, oradan oraya koşturan,
Bazen gözlerin bile başkalaşır gördüklerine.
Ama olsun…
Bizim gülüşümüz inadına gül goncası, inadına arı peteği; zeytin dalı.
Adilce yaşamanın verdiği sağlam duruş gibi düzgün dizilmiş tuğla taşı.
Hakkını vererek yaşıyoruz biz bu hayatı,
Sonuna kadar umut, sonuna kadar acı ama ışıl ışıl cam gibi bir acı;
Etimizle kemiğimizle, sızlaya sızlaya…
Bir elimizle gözümüzü silip, diğeriyle gülen ağzımıza eşlik ederek,
Dağıtıyoruz etrafımızdaki isi, dumanı, kara yazgıları.
Bizim durduğumuz yerde şarkılar söyleniyor, sofralar kuruluyor;
Buyur ediyoruz biz cümlesini; kırsa da dökse de bir zaman…
Olsun…
Bizim gülüşümüz inadına gül goncası, inadına arı peteği; zeytin dalı.
Adilce yaşamanın verdiği sağlam duruş gibi düzgün dizilmiş tuğla taşı. Benan TAŞ
Velhasılıkelam Evrensel bakış