FİNLANDİYA HELSİNKİ

Seyahatimizde tercih ettiğimiz Samba Turizm, yerel bir firma olmasına rağmen Türkiye genelinden gelen misafirlerini ağırlayabilen; yelpazesi/hizmet portföyü geniş bir firmadır. 28 Aralık 2017 günü, Şakirpaşa Havalimanı’nda sabaha karşı 02:30 buluşuyoruz. Samba Tur misafirlerini uğurlamakta da iyi hizmetler verir. Bilet işlemleri tamamlandıktan sonra birbirini tanımayan insanlarla karşılaşıyoruz. İçlerinde tek tanıdığım sevgili arkadaşım (ve firma sorumlusu) Gökhan Göncel. (Aslında gelenler yıllardır Samba Turizm ile seyahat eden, ama benim daha önce tanışma fırsatı bulamadığım misafirler.) Her turumda olduğu gibi bu turda da, hayatımda “iyi ki tanımışım” diyebileceğim insanlar oldu. Gerçekten de kendileriyle geziye çıktığım bu grup bir farklıydı sanki; hepimiz “özellikle seçilmiş” gibiydik. Zaman zaman onlar hakkında serdedeceğim ifadelerimden ne demek istediğimi anlayacaksınız. 😊 Sabah 05:20 de İstanbul’dayız. Geziye oradan da katılan misafirlerimiz var.

Saat 13:00 gibi Helsinki havaalanına varıyoruz. Rehberimizin eşliğinde bizi bekleyen aracımıza biniyor ve maceraya başlıyoruz. Hava “buz gibi” denilecek kadar soğuk ve bunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Adana’da yaşayıp da, dünyanın en soğuk memleketlerden birine gelmek nasıl bir şeydir, empati kurarak siz düşünün artık.😊 Daha önceki turlarımda Helsinki’ye geldiğim için burası bana çok cazip gelmiyor. Ama olsun, yine de keyifle ikinci kez geziyorum. Helsinki, Finlandiya’nın başkenti ve en büyük şehridir. Şehir, Finlandiya’nın güneyinde; Finlandiya Körfezi’nin kıyısında yer almaktadır. Buz tutan körfezin şâhâne. görüntüsü, soğuğa rağmen cıvıl cıvıl sokaklarıyla son derece sempatik bir şehirdir Helsinki. Christmas ve yılbaşı nedeniyle süslenmiş sokaklarda dolaşan insanlar, havanın soğuk olmasından ve erken bastıran karanlıktan hiç etkilenmeyerek hayatlarını sürdürüyorlar. İlk olarak HELSİNKİ KATEDRALİ’ni geziyoruz. Rehberimiz bilgilendirme yapıyor. ‘Rus Çarı 1. Nikolay’ın Finlandiya Dükü olduğu dönemde, 19. Yüzyılda inşâ edilen Helsinki Katedrali, Finlandiya’nın simgesi haline gelmiştir. Mimari güzelliğiyle Finlandiya’nın bağımsızlığını ilan ettiği 1917’ye dek St. Nicholas Kilisesi ismiyle anılan bu yapı, Helsinki Piskoposluğu’na bağlı bir Fin Evangelist Lüteryen katedralidir.’ Bilgilendirme sonrasında fotoğraf çekimi için kısa süreli serbest zaman alıyoruz. Sonrasında otobüsümüze binip SENATO MEYDANI’na gidiyoruz. Helsinki’nin ünlü meydanı olan Senato Meydanı’nda (Senate Square), kentin Finlandiya’nın başkenti olduktan sonra imarına önemli katkı sağlayan Alman mimar Carl Ludwig Engel’in imzası var. Bir yanında Fin Senatosu, diğer yanında da Helsinki Üniversitesi’nin bulunduğu meydanda, birbirine yakın iki tepe üzerindeki Ortodoks ve Protestan Katedralleri’ni de görebiliyorsunuz. Meydanda ayrıca Rus Çarı II. Aleksander’ın da heykeli var. Meydanda yılbaşı için hazırlıkları görebiliyorsunuz. Akşam üzeri ve soğuk olmasına karşılık epey bir kalabalık var. Yine fotoğraf molası….😊 Sonrasında Helsinki’nin ünlü USPENSKİ KATEDRALİ’ne gidiyoruz. Biz giderken rehberimiz de bilgilendirmesini de yapıyor. ‘Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlı, Batı Avrupa’nın en büyük Ortodoks kilisesi olan Uspenski Katedrali (Uspenski Cathedral), 1868’den buyana Bizans Rus mimari tarzında duruyor. Altın kubbesi, kırmızı tuğlalı dış görünümüyle, 60 bin Rus Ortodoks’un dinî merkezi olan Uspenski, Fin tarihindeki Rus etkisinin en iyi örneklerinden birisidir. Ortodoks Hıristiyanlığında önemli bir gün olan Hz. Meryem’in sonsuz uykuya dalmasının anısına yapılmıştır. “Uspenski” kelimesi ise eski Slav kilise dilinde bu olayı temsil eden “uspenie” kelimesinden gelmektedir.’

Fotoğraf çekimleri için yine serbest zaman veriliyor. Fotoğraf çekimleri grup olarak bizleri birazcık birbirimize yaklaştırıyor ve isimlerimizi öğrenmeye başlıyoruz. Saatler ilerledikçe soğuk daha da artıyor ve dayanılmaz oluyor. Daha sonra Katedralin önünde bulunan KAUPPATORİ MEYDANI’na gidiyoruz. Yani pazar meydanı; burası şehrin en hareketli noktalarından birisidir. Bu yer Helsinki’nin olduğu kadar Kuzey Avrupa’nın en tanınan açık Pazar yerlerinden birisidir. Baltık Denizi kıyısında yer alan Kauppatori (Market Square), taş döşeli sokakların üzerine açılmış çiçekçiler ve hediyelik eşya, balık, meyve-sebze, yiyecek-içecek stantları ile süslü, sıralanmış şirin kafe ve restoranların yanı sıra her zaman kalabalık ve ilginç bir yer. Pazarı keyifle geziyoruz. Balık çeşitleri de dâhil olmak üzere her şey var bu pazarda. Serbest zaman veriyor rehberimiz. Adana’dan beraber geldiğimiz Miyase Abla ve Esma ile sürdürüyoruz gezimizi. Pazarın açık olan kısmına geçiyoruz. Hava o kadar soğuk ki, yüzümün ve ellerimin soğuktan yandığını hissediyorum. Magnetler, kalpaklar, şallar ve süs eşyalarının olduğu bölümleri gezip, mola süremiz bitmeden otobüse dönüyor ve bir sonraki durağımıza olan Temppeliaukio Kilisesi’ne gidiyoruz.

Şehrin en popüler turistik mekânlarından biri. Büyük bir kaya kütlesinin içine inşâ edildiği için Kaya Kilise olarak da bilinen yapı, muhteşem akustiği ile yıl boyunca pek çok etkinliğe de ev sahipliği yapıyor. 17. Yüzyılda Helsinki yarımadasının sert kayalıklarının içi oyularak yer altında inşâ edilen kilisenin içi, camlı kubbeden doğal gün ışığı ile aydınlanıyor. Kilisenin camdan bir kaburga üzerinde taşınan, 13 metre yüksekliğinde bakır kaplama dairesel bir kubbesi var. Bilgilendirme sonrası fotoğraflar çekiliyor ve başka bir durağımız olan
Finlandiya’nın en önemli klasik sanat müzesi olan SİBELİUS MONUMENT’e gidiyoruz. Sibelius anıtı, çeşitli boylarda yüzlerce çelik borunun birbirine kaynak yapılmasından meydana gelmiştir. Bu anıtın özgünlüğü rüzgâr esince bir org gibi melodik sesler çıkarmasında saklı. Etrafında çok güzel bir park var. Park göle açılıyor. Parkta Helsinki’de tanınmış Finlandiyalı besteci Jean Sibelius’a âit bir anıt var. Heykel o kadar özgün ve soyut ki, ilk bakışta kime ait olduğunu tahmin etmek zor. Anıtın yazarı, Finlandiya ressamı Eila Hiltunen’dir.

Helsinki’deki son durağımızı da gezdikten sonra otelimize dönüyoruz. Otelimiz şehir merkezinde ve biraz da otantik. En güzeli de sıcacık olması. Odalarımıza yerleştikten sonra akşam yemeği için dışarıya çıkıyoruz. Yemek sonrası merkeze gezmek için gidenler oluyor. Yorucu ve yoğun bir günün sonunda, erkenden odaya çekilip uyumayı tercih ediyorum…Yarın sabah çok erken saatte asıl maceranın başladığı Kuzey Kutbu’na, “LAPLAND”a uçuyoruz.

hakkında Benan GÜLAĞIZ

Benan GÜLAĞIZ

Ayrıca Kontrol Et

Yeni Nesil Gazeteciliğin Parlayan Yüzü : EZGİ SEVİL

Merhaba, Ben Ezgi SEVİL 1991 yılında İstanbul, Bakırköy’de dünyaya geldim. Medya dünyasına olan tutkum henüz …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir