Soğuk bir gündü içimi titretecek kadar soğuk hemde, sabah sabah ne işim var? Sokakta diye söylenerek devam ediyordum.
Arkadaşım çaya davet etmişti,kıramayacağım bir arkadaşım olmasaydı
asla çıkmazdım evden.
Ve yolda bir çocuk görürdüm ara sıra, bu sokakların çocuğu bakışırız ama tanışmayız.
Yine göz göze geldik, sanki soğuk umrunda değil üstünde inceden bir hırka burnu, elleri kızarmış,üstelik ben kadar titremiyordu.
Oda şuursuzca yürüyordu ben gibi öylesine… az asabi… çekeliyordu elindeki ipi. İpin ucunda kendisi gibi bir kedi yavrucağı.
Yavrucak boynundaki ipten kurtulmaya çalıştıkça boyun kısmı tahriş olmuş kanamış.
yanına gittim çocuğun, ben çok üşüyorum dedim şurdaki cafede de bir şeyler içmeyi düşünüyorum sende içermisin kaldırdı ceren gözlerini yüzüme baktı.
___Sabah sabah nerden çıktın be kadın ne alaka der gibi.
Aynı mahalleden olup,göz aşinalığımız olduğu için olsa gerek pek nazlanmadı olur dedi.
Cafeye gittik o tost ben çay derken sohpete girdim.
__Kediyi nerden buldun dedim,
ipi elinde daha sıkıladı bu söz üzerine
_____Benim dedi
____Tamam senin ama boynuna ip dolamışsın kanamış senin gibi küçük bir yavrucak, bak canıda yanmış boynu kanamış.
Annesi üzülür ailesi üzülür sonra, aynı olayın senin başına geldiğini düşünsene annen ailen ne kadar üzülür?
_____Üzülmez benim annem dedi az önce bana komyonun altında kal da eve geleme diye bağırdı arkamdan.
O an içim buz tuttu. Bu az önceki üşümemden daha kötü bir üşümeydi yıllarca soba başında dursam ısınamayacağımı düşündüm bir an…
Nasıl olurda bir anne bunu der?
Ben çocuğu konuşarak etkilemeyi düşünürken çocuk beni tek hamlede mat etmişti.
Ben bunları düşünürken o burnunu çeke çeke önündekilerini yedi.
Gözlerine baktım
___Beni annene götürürmüsün dedim
___Neden ki ? Dedi
___Tanışmak için dedim sadece tanışmak için
___Kediyi mi diyeceksin? Dedi
___Kediden bahssetmeyeceğim ceren gözlüm sadece sohpet edeceğim
___Olur dedi. beş altı dakikalık bir yol elini tuttum yürüdük,
sohpet ettik. Anlatmaya çalıştım bir başka canlının canını yakmanın ne kadar acımasızca bir şey olduğunu.
Onu kırmadan ürkütmeden elimden geldiğince dilimin döndüğünce fakat adım gibi biliyordum ki bu beş altı dakikalık yol içinde edilen bu sohpet çocuğun içindeki hasarı onarmayacaktı…
____Çocuk küçücük parmağıyla gösterek bu bizim ev dedi.
Gelmesine geldikte ne diyecektim kadına sanane derse nasıl çıkardım işin içinden neyse zile bastım annesi çıktı.
___Şey dedim çocuk sizin mi? nerdeyse komyon altında kalıyordu
kadının gözleri bir an açılır gibi oldu sonra sustu. Evet der gibi başını salladı.Çocukta şaşırdı bu dediğime bende şaşırdım ama ne diyebilirdim ki? Kadın gözleriyle işaret etti çocuğa içeri der gibi,çocuk elindeki ipi sessizce bıraktı yere, içeri girdi kadın suskun… Teşekkür etmedi kapıyı sesizce örtü yüzüme…
Ne yani diyordum kendi kendime, bu bana kızdı mı? yoksa…
İnsan bir teşekkür etmez mi?
Bütün bu suallaerimin cevabını az önceki cafeden alacağımı bilmeden cafenin önünden geçiyordum.
içerden bir ses.
___abla az gelsene diye, girdim
tekrar cafeye, esnafı bilirsiniz, mahallenin nabzını tutar
ne var ne yok en iyi onlar bilir.
___Abla dedi o çocuk kim biliyormusun?
___Bilmiyorum dedim kısaca olanları anlatmaya çalıştım.
gördüm abla gördüm dedi
___Ben sana diyeyim o çocuk kim?
annesine bundan beş yıl önce tecavüz edilmiş
ailesi dövmüş sövmüş kızı, doğurmayacaksın demişler, kızda istememiş ama zaman geçtiği için çocuğu aldıramamışlar.
Doğurmak zorunda kalmış ilk önceleri çocuğu gizlemişler ___Akrabalarına biz bakıyoruz demişler, ama yalan ortaya çıkmış.
___Bu arada iyi bir adamdır kocası , kıza talip çıkmış
___Ben evlenirim demiş seninle çocuğuna da sahip çıkarım. Kızın annesi babası yaşlı hazır namuslarını temizleyecek biri çıktı diye olur demişler ama kadın çocuğu bir türlü benimseyememiş, eş dost sorunca, hep o anı hatırlatıyor elimde değil dermiş,
ısınamadım bana o adamın yaptıklarının suçunu bu çocuktan çıkarıyorum farkındayım ama elimde değil.
___Şimdi söyle abla suç kimde kadında mı? çocukta mı? yoksa gidip tedavi yaptıramayacak kadar fukara olan eşinde mi?
yoksa kızın kendi ailesinde mi?
yoksa devlette mi abla bu durumdaki kadınlara sahip çıkmadığı için, çık işin içinden çıkabiliyorsan dedi ve kalktı.
Onunda içi daralmıştı anlatırken gözleri dolmuştu.
Bense ne diyeceğimi bilmeden hoşça kal bile diyemeden sesizce kalktım,gözlerimle işaret ettim ,hoşçakalın der gibi…
yürüdüm, bu hikayeden kimse konuşamıyordu. gözleriyle işaret ediyordu kelimelerin kifayetsiz kaldığı yerde…
ben de üşümüyordum artık başkalarının içine düştüğü ateşi gördükçe sanırım o ateşten düşen payımı bu gün bende almıştım .
Evet bu hikayeden her kişi konuşuyordu kimi gözleriyle kimisi
vicdanının sesiyle olanları anlatıyordu. Fakat kimse bu olanların
çocuğun geleceğinde nasıl bir iz bırakacağını bilmiyordu dile getiremiyordu…
Emine Bilbey
Velhasılıkelam Evrensel bakış