İSTANBUL İSTANBUL OLALI….!


Hepinize sağlık ve huzur dolu gün diliyorum, umarım bugün
dünden daha güzel yarın bugünden daha huzurlu geçsin…
Ülkemiz, aynı anda kış mevsimini yaşarken aynı anda bahar havasını
ve hatta yazdan kalma bir günü yaşatan cennet bir ülkedir. Ne mutlu
ki bu cennet vatanın evladıyım…


Malum her mevsimin kendisiyle birlikte getirdiği bazı felaketleri ya da
olumsuzlukları olabilmekte, bunun öngörülmesi ve bilinmesi zaten
mümkündür diye düşünüyorum…


Nedir mesela bunlar, deprem, orman yangınları, sel felaketi, kar
yağışı sebebiyle oluşabilecek olumsuz durumlar…


Bu yazdıklarımı yaşamamak gibi bir lükse sahip de değiliz.
Mesela yaz döneminde ciddi şekilde bizleri üzen orman yangınları ile
karşı karşıya kaldık, ve maalesef yangınlar vesilesiyle de yeterli ölçüde
yangın söndürme uçağımızın olmadığını da anlamış olduk…


Yanılmıyorsam yangın söndürme uçaklarımız vardı fakat arıza
sebebiyle kullanılmıyordu, sanırım hala arızaları devam ediyordur diye
düşünüyorum… Sebebinin ise daha vahim bir cevapla, BÜTÇE
YETERSİZLİĞİ gibi insanı üzen ve düşündüren bir durum olması…
Şuan Türkiye genelinde yine etkisi ciddi hissedilen kar yağışı ile karşı
karşıya kaldık ve hala devam ediyor…

 

Ben kimse değilim, ama net şekilde dile getirmem gerekirse her zorlukta bir algı operasyonu yapılmakta. Belki de uzun yıllar sonra ilk kez ciddi anlamda İstanbul’u etkisi altına alan kar yağışı yaşanıyor. Tabi günler öncesinden belliydi.

Önce vatandaşlar olarak bunu bilmemize rağmen hala birçok insan trafikte aracı ile yolda kaldı neden adam yazlık lastikle yola çıktığı için neden zincir olmadığı için. Bu yazdığım bizim vatandaş olarak yapmamız gereken taraf…

Gelelim diğer tarafa, evet uzun zamandan sonra yanılmıyorsam İstanbul’a böyle kar yağmadı, hatta hep söylenirdi hatırlayın gökdelenlerin çok olması, nüfus çoğunluğu vs. İstanbul’a bir daha kar yağmayacak diye şehir efsanesini bile duymuşsunuzdur.

Ama gerçekten bu tezin yanlış olduğunu gösteren günler öncesinden de bilgilendirilen bir kar yağışıyla karşılaştık. Bizler insani yardım yerine sosyal medya ve bazı yayın organlarında nasıl bir haberle karşılaştık. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu 1 saat kadar, İngiliz Büyükelçisiyle yemek yediği haberleriyle. Ama paylaşımlar yazdığım gibi değildi.

Efendim, rakı balık yazan vardı, alem yaptı diyen vardı, eşiyle keyif yapıyor diyen vardı… Vardı da vardı…

Evet bana göre de o yemek yenilmemeliydi! ya başka zamana ertelenmeliydi ya da Başkan Yardımcısı pekala yemek organizasyonunu devam ettirebilirdi. Yani zamanlama çok yanlış illaki gidilmesi gereken bir durum varsa belki de bu görüşme sosyal medyasından paylaşım olsaydı yine bu kadar ses getirmezdi.

Peki Ekrem İmamoğlu 1 saat yemek yedi eyvallah, sadece yolların güvenliği İstanbul Büyükşehirde değil, Karayolları ne yapıyordu yani nerede, bildiğiniz gibi ana yolların büyük bölümü karayolları sorumluluğundadır… Kim ne derse desin ciddi koordinasyon eksikliği vardır.

Yeni açılan Avrupa’nın bizi kıskandığı İstanbul Hava Limanı olumsuz hava koşullarına uygun olmadığı zamanında bangır bangır söylendi.

Sonuç ne oldu zorunlu olarak ATATÜRK HAVA LİMANI’ na acil iniş oldu. İnsanlar saatlerce uçaklarda, yollarda, otobüslerde mahsur kaldı ve bir tek sorumlu vardı Ekrem İmamoğlu öyle mi?

Kaldı ki afet durumlarında sen ben kavramları en saçma sapan bulduğum durumdur o da ayrı bir şey, zor zamanlarda hele ki Metropol bir şehirde en hızlı ve etkili alınabilecek önlemler, en üst seviyede olmalı, sen – ben, senin partin – benim partim gibi kayıkçı kavgalarını bir kenara bırakmak halk için bir arada olmak gerekir.

Peki ya olmasını asla istemediğimiz ama aynı zamanda gerçek olan Deprem !!!

İstanbul’da olması demek ne olduğunu bugün bir kez daha anladım ve endişelenmedim dersem yalan söylerim, kar yağışında dahi bu kadar algı yapıldıysa yaşanan sıkıntı ve insanların mağduriyeti yerine, 1 saatlik yemeği Ülke olarak konuşmayı daha yerinde bulduysak, inanın ben daha büyük felaketi artık hayal dahi etmek istemiyorum…

 

hakkında Elif Serap GÜRKAN

Elif Serap GÜRKAN

Ayrıca Kontrol Et

ZOR GÜNLERDE UMUT VE İNSANLIK…

Son zamanlarda dünyamızın ve hayatlarımızın ne kadar kırılgan olabileceğini sık sık hatırlıyoruz. Zor günlerden geçiyoruz; …

Bir yorum

  1. Avatar

    Belki birazda farklı bir yönden bakmak gerek. Bizlerden kaynaklanan olumsuzluk ve sorumsuzlukları gözardı etmeden, doğanın yasalarını öncelemek gerek. Mesala ; balkanlardan gelen soğuk havanın etkisi. Hem de olumlu etkisi. Ev kadınlarının çoğu ‘vernel’ kimyasalını bilirler. Çamaşırda yumuşatıcı olarak kullanılır. Kar gibi beyaz, yumuşacık özelliğinden dolayı bu adı almıştır. Tarımda bu kelimenin uzantısı olan ve aynı zamanda kar ve soğuğu çağrıştıran vernalizasyon deyimi vardır. Bunu ziraatçılar, winterization (vinterizasyon) olarak da adlandırırlar. Kelime içeriği olarak, soğuklama veya kışlama anlamınada gelebilir. Işte, Balkanlar’dan gelen bu karlı ve soğuk hava, özellikle soğuk iklim ürünü olan buğday ve arpa üzerinde olumlu etkiler yaratmaktadır. Uzun süreli soğuk ve kar altında kalan tohumlar, soğuklama ihtiyaçlarını böylece gidererek, bahara daha verimli ürün verecek şekilde kendilerini donatırlar. Bu da, tahıl veriminin, yurdun diğer bölgelerine oranla, Trakya bölgesinde hatırı sayılır bir oranda artışa yol açar. Bu durumda, ülkenin GSMH’nin artmasına ve kendi çapında ekonomik avantaja yol açar. Hele ki, Ukrayna’daki savaşın gündeme getirdiği, buğday sorununu baz aldığımızda, Balkanlar’dan gelen soğuk havayı ve kar ‘ı o kadarda hor görmememiz gerekir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir