MARTILARA SİMİT ATARAK AŞIK OLUNA BİLİR

Şaka yapmıyorum, çok ciddiyim.

Nasıl mı?

Kabul ediyorum biraz fazla iddialı bir giriş oldu ama inanın altı hiç de boş değil. Big Bang’den başlayabilirim anlatmaya ama gözünüzü korkutmak da istemem açıkçası. Bu nedenle özetlemem gerekirse; bu evren, bu dünya ve yıldızlarla bile aynı içerikleri taşıyan bizler, bir bütünün parçalarıyız ya-  işte burası çok ilginç-; ayrıca mutlu olmak için  karşılık beklemeden çevremize yardım da etmek zorundayız. Peki kabul, bu söylemim de çok iddialı olmuş olabilir. Ve evet mutluluk, ‘’Hastalık yoktur hasta vardır’’ söylemindeki gibi, kişiye ve algılara göre değişen bir haldır da aynı zamanda. Ama ben size birazcık ‘’Mutluluk Hormonu’’ olarak da adlandırılan ‘’Oksitosin Hormonun’’dan bahsetmek istiyorum.

Beyindeki hipotalamus bölgesinde sentezlenen; doğum sırasında rahim kasılmasını kolaylaştırmak, emzirme döneminde sütün memelere gelmesini sağlamak gibi birçok işlevlere sahip olan bu hormon cinsel hayatı düzenleyen, aşk ve bağlılık hormonu olarak da bilinmektedir. Son dönem çalışmalar bu değerli hormonun başta otizm olmak üzere birçok psikolojik rahatsızlığın tedavisinde umut vaat ettiğini de göstermektedir. Ayrıca rahatlama, güven ve strese karşı dengeleyici görevleri vs. birçok önemli işlevi bulunan bu hormonun en ilginç işlevinin altını çizmek istiyorum hemen şuan:

Beynimiz, çevremize karşılık beklemeden yardım ettiğimizde de aynı hormonu salgılıyor. Yani bizler birbirimizle ve hatta hayata dair herhangi bir alanda yardımlaştığımız zaman mutlu olmaya programlanmış canlılarız aynı zamanda. Bir kediyi beslemek, komşu teyzeye selam vermek, martılara simit atmak gibi ufacık ama samimi iletişimler bile bize bir adı da mutluluk ve aşk hormonu olan bu hormonu salgılatıyor. Hiç farkettiniz mi bilmem ama hani sevdiğimize sarıldığımızda içimize tatlı minik bir kasılma yayılır. Bir kedinin başını okşayınca da aynı hissin bedenimize yayılıyor olmasına ne diyeceksiniz?

Tekrar tekrar mutlu olmak için çevremizdeki hayatlara ufacık da olsa pozitif dokunuşlar sunmamız yeterli aslında. At gözlüğünden hallice egolarımızı çıkartıp, hayata farklı bir perspektiften bakabilirsek eğer, bir canın bir cana nasıl da mucizevi bir şekilde muhtaç olduğunu ve birlikte ancak mutlu olabileceğimizi görebiliriz. İşte tam da bu sebeplerden dolayı diyorum ki; martılara simit atarak hayata tekrar tekrar aşık olabiliriz. Bu bir mucize değil de başka ne olabilir ki?

hakkında Benan TAŞ

Benan TAŞ

Ayrıca Kontrol Et

YARASI SAKLI….

Gittiğin günün Ettiğin son sözün Seni son görüşüm Yarası saklı Yazdığın satırın Kalmadı mı hatırım …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir