Merhaba 😊 arkadaşlar nasılsınız umarım iyisinizdir. Düzenli olarak paylaşım yapamıyorum kusuruma bakmayın malum 3 çocuk ev işi vs derken önceki kadar yazamıyorum ama sizleri de yazısız bırakmak istemiyorum her birinizin okuyor olması beni ziyadesi ile mutlu ediyor o sebeple mutlaka bir şeyler yazmam gerektiğini düşünerekten bu hafta sizlere yakın bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine almış olduğum bir kitap hakkında nacizhane yorumumu ve altını çizdiklerim kısmını paylaşmak istiyorum umarım beğenirsiniz. Kitap ismi Yusuf ile Züleyha
Yazarı Nazan Bekiroğlu
Züleyha’nın gelecek kuşaklara seslenişi sanırım bölümün başlığı buydu.
Sevginin yanılgısı yok. Yanlış olan neyi sevdiğini bilmemek ve yolu yanlış çizmek. Hangi kaynaktan geldiğini suyun, hangi dağın üzerinden döküldüğünü aydınlığın bilmemek. Bilmemek yanlış kılar sevgiyi.
Züleyha sabrının Rab’binden olduğunu bilmeden sabretti, tahammülün de rab’binden olduğunu bilmedi. Züleyha henüz bir kadının bir erkeğe bağlanabileceği o en gizemli duyguyu bilemedi ve ona sahip çıkamadı, oysaki basit gördüğümüz suretin bile aslında bir nisbeti vardı.
🍁Yükselmek için düşmek, arınmak için kirlenmek, çıkmak için batmak lazım. Yeniden doğmak için ölmeli insan bir kere. Ruh olması için teni yanmalı kadının. Ve suyun serinliğini bilmek için ateşe düşmeli kadın.
#nazanbekiroglu nun bu eserini çok sevdiğim değer verdiğim bir ablamın tavsiyesi ile okumak için aldım konusu bilindiği gibi Yusuf ile Züleyha’nın kıssasını anlatıyor. Ama yazarın kendine has anlatımı ile her bir sayfayı merak ile okudum.
Gerçekten kelimelerin ustaca işlendiği mükemmel bir eser. Her anlamda doyurucu bir tat veriyor.
🍁”Yakub hüznünü Rabbine şikayet etti de Rabbinden hiç şikayet etmedi.”
🍁”Bir yangının hararetine düşen tapınaklar geldi, tapınaklar geçti içinden Züleyha’nın. Kendisi bilmiyordu, hiç kimseler de henüz bilmiyordu. Ama yürünecek yolu vardı.
🍁 Kû-yı dilârâya hû demeye, kalbin hassas terazisine düşmeye, çok çile, çok gözyaşı, çok zaman vardı.”Züleyha’ca bakışlarıma Yakup’ca kör kaldın. Ey benim ahmak yüreğim, kuyudan gelen her sesi Yusuf’tan mı sandın?..
Öyle iyi geldi ki bu eseri okumak içsel bir yolculuğa çıktım onlarla… kendimi sevdim, iyi olanı sevdim. Yazarın ustaca kullandığı diline hayran kaldım. Çok basit bir cümleyi bile şiirsellikle yazmış. Bir aşk nasıl bu kadar güzel anlatılır. Hem beşeri hem de ilahi aşkı. Öyle güzel anlatmış ki sayfalar Nil’in suyu gibi akıp gidiyor. Kitaptaki bütün duyguları adeta hissettiriyor size. Okudukça yüreğinizi kabartacak ve okuduğunuz için asla pişman olmayacağınız bir kitap kısacası mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
Velhasılıkelam Evrensel bakış