ÇERKES KÜLTÜRÜ

 

 

​Gözlerinizi kapatın ve hiyerarşiyi makamların değil, sadece saygının belirlediği bir toplum hayal edin. Yaşlının odaya girmesiyle gençlerin ayağa kalktığı, kadının varlığıyla en sert tartışmaların bıçak gibi kesildiği, misafirin kim olduğu sorulmadan baş tacı edildiği bir dünya… Bu bir hayal vaya öngörü değil; Kafkasya’nın sarp dağlarında doğan ve sürgünlere rağmen başkarını onurlu bir şekilde dik tutan Çerkeslerin bin yıllık yaşam felsefesidir.

 

​Çerkes kültürünü sadece rengarenk kıyafetler, akordeon melodileri veya ritmik danslardan ibaret görmek, devasa bir buzdağının sadece görünen kısmına bakmaktır. Bu kültürün kalbinde, kitaplarda yazmayan ama her Çerkesin ruhuna mermere kazınmış gibi işlenen görünmez bir toplumsal anayasa yatar.

​Polisi ve Mahkemesi Olmayan Bir Toplumsal Vicdan

 

​Çerkeslerin hayatını şekillendiren bu felsefe;  

 

adaleti, ahlakı ve bireysel davranışları düzenleyen eksiksiz bir yaşam disiplinidir. Polisi, mahkemesi veya hapishanesi olmayan bir toplumun, kendi içindeki düzeni yüzyıllarca korumasını sağlayan şey, işte bu ortak toplumsal vicdandır.

 

​İnsanın İçsel Asaleti: 

 

Bu felsefede temel amaç “tam anlamıyla insan” olmaktır. Yüksek sesle konuşmak, kaba hareketlerde bulunmak ve saygısızlık bu kültürde en büyük utanç kaynağıdır. İnsan, dışarıdan bir baskı olmadan kendi otokontrolünü sağlamakla yükümlüdür.

 

​Kadının Dokunulmaz Tahtı:

 

 Bu yaşam öğretisinde kadının yeri mukaddestir. Çerkes danslarında erkeğin kadına asla dokunmaması, mesafeli ama sonsuz bir saygıyla ona eşlik etmesi bu köklü ahlakın estetik bir dışa vurumudur.

 

​Bilgeliğe ve Yaşlıya Hürmet:

 

 Çerkeslerde meclisin en bilge ve yaşlı liderinin tecrübesi, tüm toplumun pusulasıdır. Onun sözü dinlenir ve kararlarına saygı duyulur; çünkü yaşanmışlık, en büyük otoritedir.

​Sürgünle Sınanan Ama Kırılmayan Bir Ruh

​Tarihin en büyük trajedilerinden biri olan 1864 Büyük Çerkes Sürgünü ile vatanlarından koparılan ve dünyanın dört bir yanına savrulan bu halk, hayranlık uyandıran bir duruş sergiledi. Parçalanan, toprağından edilen Çerkesler; gittikleri her coğrafyaya uyum sağlarken kendi kimliklerini, dillerini ve en önemlisi ruhlarına kazınmış olan o asil yaşam kurallarını korumayı başardılar. Asimile olmadan entegre olmanın, acıyı asil bir dik duruşla göğüslemenin en canlı örneği oldular.

 

​Modern Dünyaya Bir Nezaket Dersi;

 

​Modern dünyanın bencilliği ve yozlaşmayı dayattığı günümüzde; Çerkeslerin bu kadim hayat felsefesi adeta bir panzehirdir. Çünkü bu kültür bize bugün bile şunu fısıldar: “Kendini bil, sınırını bil, insanı sev, yaşlına hürmet et ve asaletinden asla ödün verme.”

​Bugün bir Çerkes düğününde duyulan mızıka sesi sadece bir eğlence değil; bin yıllık bir direnişin, köklere olan sadakatin ve o yazısız anayasanın rehberliğinde geleceğe taşınan asil bir mirasın haykırışıdır. Ne mutlu Kafkasya, nın asalet kokan neferlerine, ne mutlu Şamil, in nesline, ne mutlu o kültürün ışığını ve nezaketini bugüne taşıyan kalplere…

hakkında Ali ERDİN

Ali ERDİN

Ayrıca Kontrol Et

KIZILDERİLİ TOPLULUKLARI FELSEFİ RİSK ANALİZİ 

  Kızılderililer, yani Kuzey ve Güney Amerika’nın yerli halkları, kıtaların Avrupalılar tarafından keşfinden önce binlerce …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir