ÖNLENEMEYEN ORMAN YANGINLARI: YÜREĞİMİZ KAÇ HEKTAR?

Merhaba değerli okuyucular. Bugün sizlere ilk kitabım olan “SON FENOMEN BÜKÜCÜ” isimli eserimde de değindiğim bir güncel bir konu hakkında seslenmek istiyorum. Yaz mevsimi yaklaşınca içimi bir huzur kaplar. Diğer insanlar bu duyguyu hangi yoğunlukta yaşar bilemem fakat güneşin en cömert tavrını takındığı bu dönemin başladığını hayal etmek dahi içimi ısıtmaya yetmektedir. Ancak yine bu döneme ait boğulma haberleri ve orman yangınları da yüreğimi yakmak için kafidir. İnsan canının bedeli olmaz elbette, ağaçlar ise dünyamızın akciğerlerini oluşturmaları bakımından önemlidir. Bu mevsimde, akşam haberlerinde, sık sık ‘falan yerde çıkan orman yangınında kaç hektar alanın yanarak kül olduğu’ duyulur. Üstelik bu zayi olan son orman alanı değildir ve kuvvetle muhtemel sonraki yaz mevsimlerinde bir başka yok olan bu tür alanların haberlerini almaya devam edeceğiz. Buna diğer mevsimlerde kasıtlı olarak veya diğer nedenlerle çıkan yangınlar sonucu yok olan alanlar da dahil olacaktır.

Sorum şudur: günlük hayatımızda bütün ölçümlerimiz metre cinsinden verilirken, yangında yok olan alanlar neden hektar ile duyurulur? Hazır, sıcağı sıcağına sizlere de sormuş olayım: 1 hektar ne kadarlık bir alanı ifade etmektedir? Örneğin, haberde 70 hektar alan yanarak kül oldu denildiğinde, gözümüzde ne kadar bir alan canlanıyor? Bu soruyu kendime de sorduğumda, cevabım “bilmiyorum” şeklinde oldu. Sonra internetten baktım öğrendim. 1 hektar 10000 m2 etmektedir yani 10 km2. Belki daha önce de merak edip bakmışımdır, okulda söylemişlerdir (inceledim, Milli Eğitim Müfredatında var) ama hatırlamadığıma göre unutulabilen bir bilgi demektir. Neden unutulmaktadır, bu bilgi sizce? Ben söyleyeyim: Ülkemizde günlük hayatta kullandığımız bütün ölçümler metre cinsinden olduğu için. Bizimle aynı ölçü birimini kullanan ülkeler olduğu gibi inç ve feet gibi ölçüleri kullanan ülkeler de var. Hepimizin ortak sorunu ise aynı, yani günlük hayatta hektarı kullanmıyoruz ve bilmiyoruz. Amerika’da veya Türkiye’de sokakta 100 kişiye hektarın ne kadarlık bir alanı kapsadığı sorulsa bilinme oranı sizce yüzde kaç olur? Ben yüzde 10’u geçmeyeceğine iddiaya girerim. Arazisi olan veya tarımla uğraşanlardan bilenler çıkabilir.

Köyde veya başka bir yerde tarlası veya arsası olanlar bir düşünsün bakalım kaç hektarlık yerleri var? Keşke herkes bilse, ama bugüne kadar böyle bir şey olmadıysa bu konu üzerine biraz kafa yormak gerekir. Benim arazilerim yok, ağa değilim ki hektar derdine düşeyim. Yürüsek de de koşsak da metreyle veya kilometreyle haşır neşiriz. Araba için de durum aynı. O zaman bu orman yangınlarında yok olan alanı hektar ile duyurma ısrarı nedendir? Dünyanın akciğerleri yok olurken, ne kadarını kaybettik diye bilmeye hakkımız yok mu? Yoksa bilmeyelim diye mi bu haberler ısrarla bu şekilde veriliyor. Gerçi son dönemlerde yangın haberlerinde hektar kullanılmaya devam etse de devamında, …futbol sahası kadar alan yok oldu diye bilgiler de verilmektedir. Bu da bir gelişmedir, ama yetmez. Yangında yok olan alanlar illa hektar ile verilecekse mutlaka izleyiciye veya okuyucuya 1 hektarın metre cinsinden karşılığı açıklanmalıdır. Aksi takdirde durum kendin çal kendin oynadan öteye gidemez. Bu ısrara devam edilecekse, adama sorarlar; senin yüreğin kaç hektar?

İnsanların çevreye ve dünyanın akciğerleri olan ormanlara daha duyarlı olduğu, temiz ve bilinçli insanlarla temiz bir çevrede yaşama temennisiyle, bir sonraki yazımda buluşmak üzere, herkese esenlikler dilerim.

hakkında Doç.Dr. Zafer ŞAHİN

Doç.Dr. Zafer ŞAHİN
Merhaba değerli Evrensel Bakış- Velhasılıkelam okuyucuları. Ben Doç. Dr. Zafer ŞAHİN. 1978 yılında Samsun’da doğdum. Üniversiteye kadar olan eğitimimi Samsun’da tamamladıktan sonra 1997 yılında Elazığ Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ni kazandım ve 2003 yılında mezun oldum. Aynı yıl Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı’nda Yüksek Lisans öğrenimine başladım ve 2006 yılında Fizyoloji Bilim Uzmanı olarak öğrenimini tamamladım. 2005-2009 yıllarında Fırat Üniversitesi Deneysel Araştırmalar Merkezinde (FÜDAM) görev yaptım. 2009-2014 yılları arasında Bitlis Eren Üniversitesi Sağlık Yüksekokulunda Öğretim Görevlisi olarak çalıştım. 2015 yılında Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı’nda Doktora öğrenimini tamamladım ve aynı yıl Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Deneysel Tıp Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde Dr. Öğr. Üyesi olarak göreve başladım. 2018 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı’na atandım. 2020 yılında Tıp Fizyoloji Alanında Doçent ünvanı aldım. Halen Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı’nda Doç. Dr. olarak görevliyim. Akademik olarak özellikle Sinirbilim ve Endokrinoloji alanında araştırmalar yapmaktayım. Fizyoloji alanında çok sayıda uluslararası ve ulusal eserlerim vardır. Üniversite yıllarında hikaye alanında Fırat Üniversitesi’nin düzenlediği yarışmada ödül kazandım. Akademik ve sosyal konularda kitap çalışmalarım vardır. Kitaplarım basıldığında siz değerli okuyucularımı haberdar edeceğim. Özellikle sağlık, popüler bilim, eğitim ve sosyal konulara ilgi duymaktayım. Sizlerle bu alanlarla ilgili yazılarımla birlikte olacağız. Şimdiden herkese keyifli okumalar dilerim. Sesimizin geniş kitlelere ulaşması temennisiyle, esenlikle kalın.

Ayrıca Kontrol Et

SAĞLIKLI YAŞAMIN SIRRI….

Sağlık ; yalnızca hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, kişinin bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir