Türkiye’de elektronik iletişim zorbalığının en büyük mağdurlarından biri de ne yazık ki “dezavantajlı kişiler”… Toplum içinde farklı olana karşı farklılığı sebebiyle ayrımcılık ve hakarete girecek boyutta zorbalık yapıldığı görülüyor. Özellikle aile içinde görülen sevgi eksikliği, despot ve baskıcı ilgi, fiziksel veya psikolojik şiddet kişilik gelişimini olumsuz etkileyerek bireylerin zorbalık yapmalarına sebebiyet verir. Siber zorbalık; başka bir kişiyi taciz ya da tehdit etmek, utandırmak veya hedef almak için teknolojik platformların kullanımıdır. Siber zorbalık tanımı gereği genç insanlar arasında gerçekleşir. Bir yetişkin söz konusu olduğunda buna siber taciz ya da siber saldırı denir ve bu, hukuki sonuçlara yol açabilecek ve hapis cezası gerektirebilecek bir suçtur. Türk Ceza Kanununda siber zorbalık davranışına uygulanabilecek pek çok hüküm bulunmaktadır: Sanal şiddet uygulayarak bir kimsenin yaşamına son verilmesi halinde kasten insan öldürme(Madde 81), intihara yönlendirme(Madde 84), eziyet(Madde 96), tehdit(Madde 106), şantaj(Madde 107), ayrımcılık(Madde 122), kişilerin huzur ve sükununu bozma(Madde 123), hakaret veya sövme(Madde 125), özel yaşamını izleyerek iletişimine müdahale ederek içeriğini alay konusu etmek gibi. Siber zorbalığın mutlaka cezasının olduğu ve uygulayıcıların da yaptıklarının suç olduğu bilincinin aşılanması gerekir. Bu açıdan siber zorbalık filli, maddi anlamda hangi suçu veya suçların unsurlarını meydana getiriyorsa hukuki değerlendirme buna göre yapılmalıdır. Siber zorbalık davranışının ne olduğuna dair gençlerin hatta orta öğretimden itibaren bireylerin bilinçlendirilmesi, mutlaka cezasının olduğu ve uygulayıcıların da yaptıklarının suç olduğu bilincinin aşılanması gerekir. Bu açıdan siber zorbalık filli, maddi anlamda hangi suçu veya suçların unsurlarını meydana getiriyorsa hukuki değerlendirme buna göre yapılmalıdır. Uygulamacılar açısından teknik olarak yapılacak bu saptamada mağdurun ve şüphelinin hakları göz önünde bulundurulmak suretiyle sağlıklı bir ceza muhakemesi süreci yürütülmeli, zorbalığın yapıldığına dair ispatla savcılık makamına başvurularak girilmeli. Şikayet sürecinde savcılık gerekli delilleri toplar ve mahkemeye iddianameyi sunar. İddianamenin kabulünden sonra zorbalığa ilişkin yapılan suçun yargılaması başlar. Siber zorbalık günümüz koşulları içinde kaçınılmaz görünse de ceza hukuku dışında özel hukuk bakımından da bu tehdide maruz kalmadan önce ve sonrasında çeşitli hukuki müesseseler gündeme gelebilir. Anayasa’nın 20. Maddesine göre herkes, özel ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Medenî Kanun ise kişilik haklarının korunmasını düzenlemiş ve bu hakları koruma altına almıştır. Kanun kişilik hakları ihlal edilen kimseye kişilik hakları ihlalinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitinin istenmesine izin verir. Hukuka uygunluk nedeni bulunmadığı müddetçe yapılan her türlü kişisel veri kullanımı veya paylaşımı hukuka aykırıdır. Siber zorbalık fiili neticesinde kişilik hakları ihlale uğrayan taraf bakımından bu ihlal maddi veya manevi zarara yol açtığı takdirde, uygun bir tazminat talebi hakkı doğar. Şiddetli, uzun süreli ve sık tekrarlanan siber zorbalık, hem mağduru hem de zorbayı kaygı, depresyon ve strese bağlı diğer bozukluklar için daha fazla risk altında bırakabilir. Halkın yüksek oranda dikkatini çeken az sayıdaki vakada, bazı çocukların intihar ettiğini biliyoruz. Uzmanlar zorbalığa uğrayan – ve de zorbalığı yapan – çocukların intihar düşüncelerine sahip olma, intihar girişiminde bulunma ve intihar etme risklerinin daha yüksek olduğunu söylüyor.
Siber zorbalar için uygulanan cezalar arasında okullarda uzaklaştırma var. Bazı siber zorbalık türleri suç sayılıyor. Bir yakınınız zorbalığa maruz kaldığında zorbalığın mağdurdan çok zorbanın kendisiyle alakalı olduğunu bilmesini sağlayın. Sizinle konuşarak doğru olanı yaptığı için mağduru destekleyin. Ona yalnız olmadığını, birçok insanın hayatının bir noktasında zorbalığa uğradığını hatırlatın. Bu durumla birlikte başa çıkmak için elinizden gelen her şeyi yapacağınızı söyleyerek ona güven verin ve karşılık vermemesi için teşvik edin, çünkü bunu yapmak durumu kızıştırır ve daha kötü hale getirir. Ancak, tehdit içeren mesajları, fotoğrafları ve metinleri saklamayı ihmal etmeyin. Çünkü bunlar gerekli durumlarda polise delil olarak gösterilebilir. Gelecekte kullanmak üzere bu içeriklerin ekran görüntüsünü ve çıktısını alabilirsiniz. Siber zorbalıkla mücadele ederken en önemli sorunlardan biri kişilerin yaptıklarının veya yaşadıklarının siber zorbalık olduğunun farkında olmaması. Bu nedenle okullarda dijital medya okuryazarlığı ve internet etiği gibi eğitimlerin erken dönemlerde verilmesi, gençlerin siber zorbalık konusundan haberdar olmalarını sağlayabilir. Ayrıca aileler, eğitim kurumları ve konunun uzmanlarına da önemli görevler düşüyor. Şiddetin sebepleri arasında; kız arkadaş/erkek arkadaş sorunu, ekonomik sebepler, insanların yaşama amaçlarının olmaması, insanların keyif almak/deşarj olmak için şiddete yönelmesi, arkadaş etkisi, kendini ispatlama ya da intikam alma amacı, disiplin sorunları ve kanuni cezanın azlığı gibi sebepler bulunur. Savaştan silahlı mücadeleye, örgütlü suçlardan ekonomik temelli şiddette kadar genişletilebilecek olan “şiddet” kavramı sınıflandırılırken “yöneldiği grupları” baz alarak da bir kategorilendirme yapmak mümkündür. Bu bağlamda şiddet, kimi zaman kadınlar, kimi zaman azınlıklar ya da çocuklar gibi belli bir grubu hedef alıyor olabilir. Çoğu zaman; cinsiyete dayalı şiddet, toplumsal cinsiyet ayrımcılığına, cinsiyet rol beklentilerine veya toplumsal cinsiyet kalıplarına dayalı veya farklı güç statüsüne dayalı fiziksel, cinsel veya psikolojik zararı içeren şiddetten oluşur. Şiddet cinsiyete dayalı kalıpların tekrarına dayanmakta ve erkek çocuklarının birbirlerini erkek olmamakla itham etmesi ya da kız çocuklarına cinsellik üzerinden hakaret etmelerine yol açmaktadır. Burada erkeklerden belli bazı kalıplara göre davranmaları, genellikle iddialı ve kaba olmaları beklenirken, kadınlara çizilen roller çoğu zaman pasif, korunaklı ve savunmasız olmaları yönündedir. Erkek çocukları, kızların cinsel ahlakını veya cinselliğini sorgulayan “sürtük”, “lezbiyen” veya benzer terimleri kullanarak kız çocuklarına hakaret edebilmektedir.
• Cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet: Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet cinsiyet eşitsizliği, stereotip ve sosyal olarak dayatılmış rollerden kaynaklanmaktadır. Kadınlara karşı cinsel taciz de dâhil olmak üzere cinsel şiddet, kızları cinsel tercihleri veya cinsellikleri nedeniyle cezalandırmak veya küçük düşürmek arzusuyla motive olabilir. Ayrıca korkutma, aşağılama ve kadınları ortamdan uzaklaştırmaya hizmet eder. Kullanıcıların internet davranışlarını anlamak için öncelikle insan davranışlarının doğasını anlamak gerekmektedir. Her insanın davranış yapısı kendine hastır ve bu yüzden ne zaman ve nasıl davranacağına ilişkin soruların cevapları vermek güç olmaktadır. Ancak genel bir çerçeve belirlemek adına insan davranışlarını belirleyen en önemli faktörlerin başında ihtiyaçların ve güdülerin geldiği söylenebilir. Bir canlı olarak insan en ilkel hayvani düzeyden başlayarak gelişen ihtiyaçlara sahiptir. Yine ihtiyaç olarak değerlendirilebilecek en temel güdüler ise saldırganlık ve cinselliktir. İnsan beyninin en derininde yer alan ve yaşamını sürdürmesi için ömür boyu devam eden ihtiyaç ve güdülerin içinde özellikle cinsellik ve saldırganlık, bilgisayar ve internet teknolojisinde kendisine yer bulabilmiş en önemli alanlardır. Hayatımızda var olan ve çoğu zaman bastırdığımız ihtiyaç ve güdülerin internette meşru bir hal alması, internet üzerinde şiddet ve cinsellik gibi unsurları içinde barındıran içeriklere özellikle küçük yaşlarda maruz kalma yani genel bir ifadeyle yanlış internet kullanımı; internet bağımlılığı, oyun bağımlılığı ve buna bağlı olumsuz yönde değişen kullanıcı davranışları, sanal uzama taşınmış olan nefret söylemi, siber zorbalık gibi pek çok olumsuz sonuç doğurabilmektedir.
Saldırganlığın biyolojik varlığımızı koruma amaçlı olarak ortaya çıktığı düşünülse de korku, kızgınlık, öfke ve nefret de saldırganlığı doğurabilecek duygulardır. Saldırganlık doğuştan var olmasına rağmen özellikle çocukluk çağında çevrenin etkisiyle şekillenir ve biçim kazanır. Yaşanan çevrede şiddet kabul gören bir davranışsa ya da çocuk şiddete maruz kalıyorsa saldırgan davranışlar göstermesi beklenmektedir. Benzer şekilde gerçek olarak algılanmadığı için aile tarafından şiddet içeren videolar ya da oyunların oynanması hoş karşılanıyorsa ya da oyunlar ödüllendiriliyorsa bu davranışların gerçek yaşama yansıması daha kolay olacaktır. İnsanın uzun süre maruz kaldığı görüntüleri belli bir süre sonra meşru olarak görmesi normaldir. Sanal ortamda bir şiddet türü olarak siber zorbalık elektronik ya da dijital ortamda bireylerin ya da grupların başkalarını rahatsız etmek ya da zarar vermek amacıyla tekrarlanan düşmanca ya da agresif iletilerini içeren davranışlardır. Siber zorbalık için yapılan tanımlamalar birbirine yakın olmakla birlikte, tanımlama içinde bazı konular araştırmacılar tarafından hâlihazırda tartışılmaktadır. Örneğin, bazı tanımlamalar siber zorbalık için bilinçli bir tekrarın zorunlu olduğunu ifade ederken, bazıları sosyal paylaşım sitelerinin doğası gereği tek bir paylaşımın yüzlerce insan tarafından görüldüğü ve görülen insanlar tarafından tekrar paylaşılabildiği gerçeğinden hareketle sosyal ağlardaki tek bir paylaşımın da tekrarlayan davranış statüsünde ele alınabileceğini ifade etmektedirler. Dredge vd. siber zorbalık tanımı konusunda yaptıkları araştırmada, 15-24 yaş arası daha önce olumsuz deneyimlere sahip 25 sosyal ağ kullanıcısıyla yarı yapılandırılmış görüşme sonucunda araştırmaya katılanların tanımlamada özellikle siber zorbalığın mağdur üzerindeki olumsuz etkisi üzerinde durduğu bulgulanmıştır. Tekrar, niyet, zorbalığı yapan ve mağdur arasındaki güç ilişkisi gibi siber zorbalığın tanımında daha sık değinilen başlıklara değil, mağdurun yaşadıkları üzerine durulması ve buna dikkat çekilmesi fiziksel alandaki zorbalık ile siber alandaki zorbalık arasındaki farkı vurgulaması açısından da önemlidir. Siber alanda mağdurun durumuna tanık olanların sayıca fazla olması, paylaşımlarla mağduriyetin yayılarak devam etmesi ve zorbalığı yapanın etkilerini birebir gözlemlemediği için fiziksel alandan daha kötü sonuçlar doğurabilecek hareketleri daha kolaylıkla yapabilmesi siber uzamdaki mağdurların yaşadığı zorbalığın daha olumsuz sonuçlar doğurmasına ve etkilerinin daha ağır olmasına neden olabilmektedir. Unutulmamalıdır ki zorbalık mağdurları çoğu zaman deneyimlerini başkaları ile paylaşmazlar. Mağdurların, dedikodu veya misillemeden korkabilecekleri, suçluluk duygusu veya utanç duyabilecekleri ve ciddiye alınmayacakları veya nereden yardım isteyeceğini bilemeyebilecekleri hatırlanmalıdır. Bu nedenle özellikle eğitimcilerin ve ailelerin, mağdur olan/olabilecek öğrencilere doğru ve açık iletişim kanalları sunmaları ve siber zorbalıkla karşılaşmaları durumunda hangi yasal haklara sahip olduklarını anlatmaları gerekmektedir. Bireylerin kolaylıkla zorba ya da mağdur kimliğine bürünebildikleri, zorbalık ifadelerinin üzerinde durulmadan ve düşünülmeden paylaşılabildiği gözlemlenmiştir. Burada dikkat çeken konulardan biri de bireylerin internette yazılan şeylerin kaybolmayan/silinemeyen birer veri olduğu ve bu içerikleri üretenlerin her ne kadar anonim görünseler de aslında tespit edilmesinin mümkün olduğu gerçeğinin farkında olmamalarıdır. Bu sebeple, öncelikle eğitimcilere, öğrencilere ve ebeveynlere yeni medya okuryazarlığı eğitimi verilmesi gerektiği düşünülmüştür. Bunun yanı sıra şiddet kalıplarını kırmak, çözüme, müzakereye ve uzlaşmaya çocukları yöneltmek için hukukçular ve konunun uzmanları arasında iş birliğinin sağlanarak bu yönde davranış değişikliğinin oluşturulması gerekmektedir.
Velhasılıkelam Evrensel bakış