Herkese Merhaba.
Bu gazeteki ilk yazımda, kimyacı olduğum için günlük hayatta kullanılan “kimya” ve “kimyasal” kavramları hakkındaki kavram kargaşası üzerinde durmak istiyorum. Günlük hayatta kimyasal dendiği zaman genellikle sağlığa zararlı maddeler algılanıyor. Örneğin o içeceğin veya yiyeceğin içinde kimyasallar var sözü, o içecek veya yiyecek sağlığa zararlıdır anlamına geliyor çoğu kez. Halbuki kimya, maddenin ve dönüşümlerinin bilimidir. Peki, madde nedir? Madde, kütlesi olan ve uzayda yer kaplayan her şeydir. Dokunabildiğimiz her şey maddedir. Dokunamadığımız birçok şey de maddedir, örneğin araba egzozundan çıkan gazlar, bir alevin bileşenleri, yıldızlar… Biz madde miyiz? Kesinlikle evet. Öyleyse kimyasal dediğimiz zaman içinde yaşadığımız evi, kullandığımız bilgisayarın silisyum çipini, yediğimiz yiyeceği, etimizi, kemiğimizi, okyanusları, bulutları, bakterileri kısacası hayatımızda pek çok değişik formda yer alan her şeyi, evreni kastediyoruz demektir. Bu nedenle zararlı kimyasal ile zararsız, hatta günlük yaşantımızın için gerekli olan, dahası ayrılmaz birer parçası olan kimyasalları birbirinden iyi ayırt etmek gerekir. Bazı durumlarda kimyasalın az miktarı gerekli iken, gerekenden fazlası zararlı etki yapabilmektedir. Örneğin ilaçlar, gerekli olduğu durumlarda kaçınılmaz, hatta bazen hayat kurtarıcı olabiliyor veya onlar olmaksızın sağlığımız daha kötüye gidebiliyor. Gereksiz veya aşırı kullanımlarının ise oluşturacağı gerek sağlık gerekse çevre zararları herkesin malumudur, burada uzun uzun üzerinde durmak istemiyorum. Yine günlük hayatımızın önemli bileşenlerinden olan sabun ve deterjanlar, hijyen için ne kadar gerekli ise, aşırı veya gereksiz kullanımları aynı derecede sağlık ve çevre problemlerine yol açabilmektedir. Elbette ki yiyecek ve içecekler olabildiğinde doğal olmalı, katkı maddesi içermemelidir. Şu da var ki yağların bozunmasını geciktirmek amacıyla besin desteği olarak kullanılan alfa tokoferol, E vitaminidir ve günlük diyetimizde doğal olarak bulunması yanında, bazı cilt yaralarının topik tedavisinde de kullanılmaktadır.
Bir de organik madde ve organik terimleri üzerinde kısaca durmak istiyorum. Yapısında en az bir karbon ve karbona bağlı hidrojen içeren bütün bileşikler organik maddedir. Günlük hayatta ise organik terimi daha çok doğal anlamında kullanılmaktadır. Organik domates, organik biber… denildiğinde akla gelen, yapay gübreler kullanılmaksızın yetiştirilen üründür. Halbuki nasıl yetiştirilmiş olursa olsun domates, biber… birer organik maddedir. Dahası vücudumuz, yediğimiz, içtiğimiz, kullandığımız eşya… bunların büyük bir çoğunluğu, neredeyse tamamına yakını organik maddedir. Ancak insan formundan başka bir forma, cin, ruh, vampir… geçersek organik madde olmaktan kurtuluruz.
Geçenlerde bir kuaförde tanık olduğum bir konuşmadan kısaca söz etmek istiyorum. Saçını boyatmaya gelen hanım, bu boyalar organik mi? diye bir soru sordu kuaföre. Organik derken o hanımın kastettiği büyük olasılıkla Doğal mı? idi. Yoksa bütün boyalar ve boyar maddeler organik maddedir. Aksi halde insanların son yıllarda tercih ettiği geniş bir renk skalasında boyayı doğal yollardan elde etmek mümkün olmayacaktır. O hanım bir de şunu söyledi, keşke bunun organik olup olmadığını anlamanın basit bir yolu olsaydı. Maalesef analiz işi o kadar basit değil ama o boyanın doğal olmadığını, saçı için seçtiği turuncu, pembe, yeşil ya da mavi renkten kolayca tahmin edebilir.
Velhasılıkelam Evrensel bakış