Sokağın ortasında ‘çakma bir adam’ sevgilisini darp ediyor. Bunu gören gerçek bir ADAM, duruma müdahale etmek ve zavallı kadını kurtarmak istiyor. Çakma adam ve gerçek adam arasında çıkan tartışma sonucu çakma adam ölüyor ve gerçek adam hapsi boyluyor. Olay yaşanalı tam 2 yıl 4 ay oldu. Çakma adam mezarda, gerçek adam ise hala tutuklu… Zavallı kadına gelecek olursak, olay akabinde havadan yağan paraları ezmeye devam ediyor.
Yargılama süresince tartıştığımız tek bir konu vardı: Meşru müdafaa ! Türk Ceza Kanunu’muz ”saldırıyı defetmek için orantılı karşı güç kullanan kimsenin, meşru müdafaa hükümleri gereği cezalandırılmaktan kurtulacağını, maruz kaldığı haksız saldırının etkisi altında, “heyecan, korku ve paniğe” kapılarak meşru müdafaa sınırlarının aşılması halinde dahi faile ceza verilmeyeceğini” belirtiyor. Olayda meşru müdafaa sınırları aşıldı mı ? Aşıldı. Peki gerçek adam, meşru müdafaa sınırlarını aşarken heyecan, korku ve panik içinde miydi? Büyük ihtimal. Hatta tahminimce, iyilik yapmanın cezasını çekerken eğitimini tamamlayamamanın, ailesini yalnız bırakmanın ve ülkeye verdiği acının üzüntüsünü de aynı korku, panik ve heyecan içinde yaşıyordur.
Asıl sormamız gereken soru bunlar değil elbette. Yargılamayı yapıp cezayı veren ilk derece mahkemesi ve o cezayı onaylayan Bölge Adliye Mahkemesi hakimleri dosyayı şekersiz çay içerken mi inceledi?
Şimdi 2 yılı aşkın sürenin ardından, Yargıtay ilgili Ceza Dairesi cezayı çok bulup, daha az ceza verilmesi yönünde kararı bozarak dosyayı yeniden incelenmek üzere yerel mahkemeye geri gönderdi. Yargıtay’a şekerli üç çay, Yerel mahkemeye çay yok ! 06.06.2022 Av.Ceren ATA
Velhasılıkelam Evrensel bakış