İçeriğe geç
İletişim

Şartlı Sevgilerin Kıskacında : İnsan Taş Değil Ki…

​Hayat zaten başlı başına binbir zorlukla, mücadeleyle geçiyor. İnsan bıkmadan, usanmadan sadece “bir yudum” huzura, samimi bir mutluluğa tutunmak istiyor. Fakat ne acıdır ki, uzandığınız o bir yudum mutluluğun önüne bile hemen…


​Hayat zaten başlı başına binbir zorlukla, mücadeleyle geçiyor. İnsan bıkmadan, usanmadan sadece “bir yudum” huzura, samimi bir mutluluğa tutunmak istiyor. Fakat ne acıdır ki, uzandığınız o bir yudum mutluluğun önüne bile hemen şartlar, kalın sınırlar konuluyor.
​İlişkilerde en sessiz ama en yıkıcı şiddet türüdür bu: Pazarlıklı yaşamak ve belirsizliğe mahkûm edilmek.
​Bir gün “evet”, ertesi gün “hayır”… Bir gün yakın, bir gün buz gibi uzak… Tıpkı bir çocuğa verilen o üstenci talimatlar gibi: “Şunu yaparsan izin veririm, bunu yaparsan gidersin, şöyle olursan severim…”
​Sözde “düzen” veya “uyum” adı altında dayatılan bu şartlar zinciri, aslında insanın özgürlüğüne ve yaşama sevincine konulmuş bir ambargodur. Ve insan, bu dengesizliğin ortasında koskocaman bir sessizliğin içine gömülür; günden güne tükenir, erir gider.
​Bu sadece bir yorgunluk değil; çok büyük bir haksızlık, katı bir bencilliktir.
​Oysa dönüp etrafımıza bir bakalım; Yüce Rabbim bile kullarına o kadar güzel, sonsuz ve karşılıksız niyetler sunmuş ki… Bize nefes almayı, sevmeyi, rahmeti koşulsuz lütfetmiş. Hal böyleyken, insanların insanlara bu psikolojik cendereleri yaşatmaya ne hakkı var? İnsanın insana yapmaması gereken, sınırı aşan şeyler vardır. Bunun adı kul hakkıdır, vicdandır. En önemlisi de Allah korkusudur. Kalbinde Allah korkusu ve vicdanı olan bir insan, bir başka canı şartlarla ezmez, sessizliğin karanlığında tüketmez.
​Dışarıdan bakanlar sizin ne kadar güçlü durduğunuzu söyler. “Sen güçlüsün, atlatırsın.” Ama sorarım size: İnsan ne kadar savaşabilir?
​Ne kadar güçlü olursak olalım; etten, kemikten, hissiyattan ibaretiz. Taştan yapılmadık ki! “Tekrar canlan, tekrar ayağa kalk, düş, yine kalk…” Bu döngü bir yere kadar sürer. İnsanın yüreği de, sabrı da bir noktada yorulur ve o çok güçlü denilen insan bir gün sessizce çöker.
​Sevgi değerdir, kıymettir; en önemlisi de karşılıksızdır.
​Gerçek sevgide bedel ödemezsiniz. Koşulsuz verirsiniz ve koşulsuz alırsınız. Bir insanı sadece “var olduğu için” değerli hissettirmek varken, ona sürekli bir sınavdaymış gibi hissettirmek sevgi değil, tahakkümdür.
​Hayatın yükü zaten ağırken; kalbinizi, sizi şartlarla ve belirsizliklerle sınırlayanlara değil; vicdanı rehber edinip varlığınızı olduğu gibi kucaklayanlara açmanız dileğiyle…

Yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir