‘İyi Bayramlar’dan son vedaya…
Güzel bir haftaya merhaba derken bakalım neler yaşanmış… Bir sanatçının hafızamızda kalan selamı, bir insanın ardından yaşanan defin tartışmaları… Ölüm, geride kalanlara yalnızca özlem değil, cevaplanması zor sorular da bırakıyor. Yıllar önce,…
Güzel bir haftaya merhaba derken bakalım neler yaşanmış…
Bir sanatçının hafızamızda kalan selamı, bir insanın ardından yaşanan defin tartışmaları… Ölüm, geride kalanlara yalnızca özlem değil, cevaplanması zor sorular da bırakıyor.
Yıllar önce, Ortaköy’de Patika adlı mekâna kalabalık bir grupla gitmiştik. Aramızda rahmetli Kadir İnanır da vardı. Üstelik oraya gitmemizde onun ısrarı etkili olmuştu. Saat 23.00’te sahneye çıkacak sanatçı için, “Çok beğeneceksiniz,” demişti.
Kapıdan girdiğimizde tok bir ses duyduk. Loş mekânda, elinde sazıyla kendini müziğe vermiş bir sanatçı vardı. Bir ara başını kaldırdı, gelen grubumuzu gördü, elini kaldırarak selam verdi ve ardından, “İyi bayramlar!” dedi.
Önce anlam veremedim. Bayram değildi ki! Acaba benim mi haberim yoktu?
Oturduk, dinlemeye başladık. Şarkılara eşlik ediyoruz. Mekâna her yeni geleni elini kaldırarak selamlıyor, “İyi bayramlar!” diyordu. Şarkı aralarında da aynı söz…
Sonradan öğrendim; bu, onun adeta imzası olmuştu. O sanatçının adı Soner Olgun’du.
Yıllar geçti. Sesi, yorumuyla, sahne enerjisiyle daha geniş kitlelere ulaştı. “Nazende Sevgilim” başta olmak üzere şarkıları dinleyicilerin gönlünde yer buldu. Ama benim hafızamda onunla ilgili ilk görüntü hep aynı kalacak: Elinde sazı, yüzünde samimi bir ifade ve dilinde o kendine özgü selamı…
“İyi bayramlar” diyen bir sesin ardından, şimdi bir başka vedanın hüznünü konuşuyoruz.
Alpay’ın ardından gündeme gelen defin yeri ve vasiyet tartışmaları ise insanı ister istemez düşündürüyor. Bir insanın son isteği elbette önemlidir. Fakat böyle hassas konuların, ölümün ardından aile fertlerini karşı karşıya getirecek bir belirsizliğe dönüşmesi de son derece üzücüdür.
Çünkü ölüm, zaten başlı başına ağır bir ayrılıktır. Bir daha sesini duyamamak, elini tutamamak, yüzünü görememek… İnsan bunlarla baş etmeye çalışırken bir de defin yeri üzerinden yaşanan tartışmalarla uğraşmak zorunda kalıyor.
İşte bu nedenle vasiyetin açık, mümkünse yazılı ve ilgili kişilerin bilgisi dâhilinde olması büyük önem taşıyor. Böylece geride kalanlar, acılarını tartışmalarla değil, birbirlerine destek olarak yaşamaya çalışabilirler.
Elbette her ailenin kendine özgü koşulları vardır. Kimsenin özel hayatını yargılamak da bize düşmez. Ancak şu gerçeği unutmamak gerekir: Bir insanın son isteği kadar, geride kalanların yaşadığı acı da hassasiyet ister.
Ölümün ardından kim haklı, kim haksız tartışmasından önce, bir ömrün sona erdiğini ve geride bir daha doldurulamayacak bir boşluk kaldığını hatırlamalıyız.
Çünkü bazı vedalar yalnızca bir insanı değil, onunla birlikte yaşanmış yılları, hatıraları ve söylenememiş sözleri de alıp götürür.
Özlü söz:
“Ölüm ayırır; geride kalanların birbirine tutunması ise acıyı hafifletir.”
CUMA PAZAR, CUMARTESİ DÜĞÜN!
Kemer’de sağanak yağmur, düğün sahiplerine zor anlar yaşattı. Günlerce süren hazırlıklar, davetiyeler, ikramlıklar ve heyecan bir anda mekân arama telaşına dönüştü. Peki, Kemer’de vatandaşın gönül rahatlığıyla düğün yapabileceği kapalı ve uygun fiyatlı mekânlar yeterli mi?
Hafta sonları Kemer’de düğünlerin, nişanların, mutlulukların zamanıdır. Aileler günler, hatta aylar öncesinden hazırlıklara başlar. Davetiyeler dağıtılır, ikramlıklar hazırlanır, her ayrıntı ince ince düşünülür. Çünkü o gün, gençlerin hayatında unutulmayacak bir başlangıçtır.
Ama gelin görün ki bazen bütün hesapları hava bozabiliyor.
Bu hafta sonu Kemer’de yaşanan tam da buydu. Sağanak yağmur, düğün ve nişan sahiplerini büyük bir telaşın içine sürükledi. Bir değil, üç dört organizasyon için mekân arayışına girildiğini düşünün! Her şey hazır, davetliler belli, hazırlıklar tamam… Ama yağmur yağıyor ve açık alanda yapılması planlanan organizasyonlar tehlikeye giriyor.
İşin en ilginç tarafı neydi, biliyor musunuz?
Kapalı pazar yerleri düğün için hazırlanmaya başladı!
Düşünsenize, cuma günü sebze meyve almak için gittiğiniz pazar yerine cumartesi günü halay çekmeye gidiyorsunuz. İlk duyduğumda bana da biraz tuhaf geldi. Ama meseleye bir de düğün sahiplerinin gözünden bakınca, insanın söyleyecek sözü kalmıyor. Çünkü ortada iptal olma ihtimali bulunan, büyük emek verilmiş bir mutluluk günü var.
Bir düğünün arkasında ne kadar emek var?
Benim de davetli olduğum Salova ailesinin düğününde yaşananları yakından gördüm. Arkadaşım yaşadığı stresten neredeyse sesini kaybetti. Son anda mekân değişikliği için büyük uğraşlar verildi; davetlilere tek tek haber verilmesi, yeni yerin ayarlanması derken herkes seferber oldu.
Neyse ki henüz açılmamış bir gece kulübünde organizasyonu gerçekleştirmeyi başardılar.
Evet, Salova ailesi için oldukça stresli bir gündü. Ama bütün bu telaşın sonunda genç çift, sevdikleriyle birlikte mutluluğa ilk adımlarını attı. Ben de gençlerimize ömür boyu mutluluklar diliyor, bu zor süreçte emek veren aileye ayrıca geçmiş olsun diyorum.
Kemer’de düğün yapılacak yerler yeterli mi?
Asıl üzerinde durmamız gereken konu tam da burada başlıyor.
Düğün günü, ailelerin telaşla mekân aradığı değil, mutluluğunu paylaştığı bir gün olmalı.
Kemer bir turizm kenti. Ancak burada yaşayan vatandaşların da düğün, nişan ve benzeri özel günlerini rahatça gerçekleştirebilecekleri, hava koşullarından etkilenmeyen, şık ve ulaşılabilir mekânlara ihtiyacı var.
Her ailenin otel düğünü yapacak ya da yüksek organizasyon ücretlerini karşılayacak imkânı olmayabilir. Vatandaşın bütçesine uygun, kapalı ve düzenli salon seçeneklerinin bulunması bir lüks değil, ihtiyaçtır.
Üstelik ekim ayı hâlâ düğünlerin sürdüğü bir dönem. Kır düğünleri elbette çok güzel; doğanın içinde, açık havada yapılan organizasyonların ayrı bir keyfi var. Ancak özellikle sonbaharda hava koşulları hesaba katılmalı, yağmur ihtimali için önceden alternatif planlar hazırlanmalı.
Belediyenin ve ilgili kurumların, vatandaşların bu ihtiyacını değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Mevcut salonlar, kapalı alanlar ve uygun fiyatlı organizasyon imkânları yeniden gözden geçirilmeli.
Çünkü düğün dediğimiz şey yalnızca bir günlük eğlence değildir. Ailelerin anı biriktirdiği, gençlerin yeni bir hayata başladığı özel bir gündür.
Cuma günü pazar kurulan, cumartesi günü halay çekilen bir kentte, vatandaşın düğününü güvenle yapabileceği uygun mekânları konuşmak da en doğal hakkıdır.
Gençlerimizin mutluluğu yağmura, mekân telaşına ve son dakika krizlerine teslim olmasın.
Özlü söz:
“Mutluluk bir günde yaşanır, hatırası bir ömür kalır. O günü güzelleştirmek de hepimizin sorumluluğudur.”


