Geç Kaldım” Duygusu Gerçek mi ?

Geç kaldım duygusunu bilirsin.
Bazen sessizce gelir, bazen içini cız ettirir.
Bir fotoğrafa bakarken, bir sabah bir şeyi kaçırdığını fark ederken ya da bir fırsat başkasına giderken:
“O an” gelir ve kafanda yankılanır:
“Geç kaldım.”
Ben de zaman zaman bu duygunun içinden geçiyorum.
Tam yakalayacakken kaçan şeyler oluyor.
Tam cesaret edecekken susuyorum.
Tam anlatacakken içime atıyorum.
Sonra içten içe bir ses:
“Daha önce başlasaydın belki şimdi bambaşka bir yerde olurdun.”
Haklı mı bu ses?
Bazen evet.
Ama her zaman değil.
Geç Kaldığımızı Sanıyoruz, Çünkü…
Çünkü etraf çok hızlı.
Çünkü herkes bir şeylere ulaşmış gibi.
Çünkü sosyal medya başarı hikâyeleriyle dolu.
Çünkü “şu yaşa kadar şöyle olmalıydın” diyen bir sistemin içinde yaşıyoruz.
Ama unutuyoruz:
Bizim zamanımız, bizim hızımız, bizim yolculuğumuz var.
Başkasının saatine bakarak kendi geç kalmışlığımızı ölçemeyiz.
Sen neye geç kaldığını düşünüyorsun?
– Aşka mı?
– Eğitime mi?
– Kendini savunmaya mı?
– Yeni bir hayata mı?
– Ya da sadece kendin olmaya mı?
Gerçekten geç kalınır mı bir şeye?
Yoksa sadece daha önce başlanmadı diye kendimizi suçluyor muyuz?
Ben Ne Yapıyorum?
Kendime çok net bir şey söylüyorum artık:
“Evet, bazı şeyleri zamanında yapamadım. Ama hâlâ buradayım. Ve bugün başlayabilirim.”
Bazen bir cümle yazmak…
Bazen biriyle konuşmak…
Bazen sadece içimdeki “başlamak” duygusuna izin vermek…
Hiçbiri mucize yaratmıyor belki ama şunu fark ediyorum:
Geç kalmakla başlamak arasında ince bir çizgi var.
O çizgiyi geçen her adım, aslında yeni bir başlangıç.
Hayat bazen erteletiyor. Bazen korkutuyor.
Ama en kötüsü, geç kaldım diye tamamen vazgeçmek.
Eğer sen de zaman zaman böyle hissediyorsan, bil ki yalnız değilsin.
Ve geç kaldığını düşündüğün ne varsa…
Belki tam da şimdi zamanı gelmiştir.
Çünkü geç kalmak, bazen sadece doğru zamanı beklemektir.
Ve belki o zaman bugündür.