Hüthüt Kuşu

Hüthüt kuşunun hikâyesini bilir misiniz? Başında hakikat tacını taşıyan kuştur hüthüt kuşu. Hz. Süleyman’la konuşan kuştur hüthüt kuşu. Ruhun Allah’ı arayışının mistik seferini temsil edermiş hüthüt kuşu. Hepimiz bu dünyada bir şeyler arıyoruz. Kimi onu sarıp sarmalayacak bir aşk, kimi para, kimi ün, kimi özgürlük, kimi macera, kimi ise yalnızlık arar. Ama aslında hakikatte hepimiz Allah’ı aramak belki de O’nu kendi içimizde bulmak, belki de her şeyimizle, her olayımızla, her durumumuzla onunla hemhal olmak için gelmişiz bu dünyaya.   Ve ondan uzaklaştığımız her an, bizi geçici olarak mutlu eden anlık şeylerin peşine düşeriz. İçimizde onu bulduğumuzda ise yaşam bizim için bir mucizeye dönüşür. Yaptığımız en ufacık işten bile keyif alırız. Her dem mutlu oluruz. Eski zamanlarda kuşlar, göklerin hâkimi olarak görülmesinin yanı sıra aynı zamanda hükümdarlık alameti olarak görülürmüş. Hüthüt kuşu da başına hakikat tacını takmış bu kadim bilgiyi yüreğine hapsetmiştir. Kuşlara oldum olası özenmişimdir. Gökyüzünde özgürce dolaşmaları beni hep büyülemiştir. Onlar hafiftir yükleri yoktur. Tıpkı tüm hayvanlar gibi masumlardır. İnsanlara gelince onlar pekte masum değildir. Bir şey söyler ama işin aslı öyle değildir. Her şeyi kendine göre yontar. Hep bir çıkar peşinde koşar. Kendi mutluluğu her şeyden  önemlidir. Başkalarını umursamaz ve diğerlerinin duygularını emen bir yağmacı gibi davranır. Çünkü hakikatinden uzaklaşmıştır. Sevmeyi bilmez çoğu insan. “Yaratılanı sev yardandan ötürü” demiş Yunus Emre neden demiş. Çünkü hepimiz onun bir yansımasıyız. Hepimiz onun kusursuz varlığını ortaya koymak için varız. İçinde O olmayan tek bir canlı bile yoktur bu âlemde. Peki, neden bazı insanlar kötülükten beslenir. Döver, söver, şiddet uygular, öldürür. Bu insanlar belki da Allah’ın kibrini ortaya koymak için varlar ama unuttukları şu ki tek kibir sahibi, mutlak tek güç sahibi sadece O’dur. Sen kendini istediğin kadar güçlü san, o bir gün seni yerle bir eder, alaşağı eder. Gücünü kontrolsüzce, fütursuzca kullananlar bir gün yaşattıklarının bedelini ödemek zorunda kalacaklar. Çünkü bu evrende hiç bir hareket karşılıksız kalmaz. Yaptığınız ne ise yaşayacağınız odur. Eğer güzel şeyler yaşamak istiyorsanız güzel şekilde davranın. Çünkü yaşattığınızı yaşamadan size ölmek yoktur. Belki bir yıl sonra, belki on yıl sonra, belki de son nefesinizde anlarsınız bunu. Ne yaparsanız yapın, nerede olursanız olun yaptıklarınız peşinizi bırakmaz. Biz yaşamımıza sırtımızda geçmişten yüklerle devam ederiz. Bu bizim hayatta ya tüy gibi hafif ilerlememizi sağlar ya da yolumuza taş olur. Geçmişten bıraktığınız ayak izlerinin hafif olmasına dikkat edin, sırtınızda biriktirdikleriniz ayağınıza pranga mı olacak, yoksa önünüzü mü açacak onu bir düşünün. Gördüğüm kadarıyla kaostan ve kötülükten beslenenlerin böyle bir korkusu yoktur çünkü onlar yaptıklarının verdiği zararların yanına kar kalacaklarını sanır. Bilmedikleri bir şey var ki o da şu yaptığımız her şey ama her şey enerji alanımızda yaşamaya devam eder. Biz onlar geçmişte kaldı sanırız ama esasta onlar bugünkü yaşantımızı şekillendirir. Çünkü birine taş atarsanız aslında kendinize atmış sayılırsınız. Bu bumerang gibi size geri döner. Birine zarar verdiğinizi sanırsınız aslında kendinize zarar verirsiniz. Bazen başınıza kötü bir olay gelir ve durup düşünürsünüz ben bunu niye yaşadım diye. Böyle bir durumda geçmişinize bakın ve kime ne yaptığınızı görün, kendinizle yüzleşin ve hesaplarınızı kapatın, yüklerinizi bir bir boşaltın. Aksi halde yaşam sizin için kâbusa dönmeye devam edecektir. Sırtınız ağır yüklerle dolu ise evren iş başına geçer ve bunları boşaltmanız için size yaşattığınız şeyleri fark ettirecek olaylar yaşatmaya başlar. Farkındalığınız yüksekse bunu fark edersiniz ama her olayda kendinizi iyi hissetmek için başkalarını suçlayan bir tipseniz sizin için yapacak bir şey kalmamış demektir. Yapabileceğimiz tek şey sizin için dua etmek ve kendinizi ve hatalarınızı fark etmeniz için sizi yaşamın içindeki olaylara bırakmak ve hayatın size öğretmesini ve göstermesini sağlamaktır. Başka yapacak bir şey yoktur. Hayat iyi bir öğretmendir. Size ilk seferinde öğretemese de  son seferinde döve döve öğretir ama mutlaka öğretir. Belki de son nefesinizde öğrenirsiniz ve pişmanlık ateşiyle bu dünyadan ayrılırsınız ama hayat bir şekilde size mutlaka ve mutlaka öğretir. Ettiğiniz kötü dualarda evrenden bumerang gibi size geri döner. O yüzden birine kötü bir dua etmeden önce on kere düşünün, yedi kere tartın, yüz kere hesap edin. Çünkü boynunuzda ateşten bir halka geçirmiş olursunuz bunu yapmakla, her yaptığınız şeyde bu duanızın etkisini kendiniz için görürsünüz. Bu dua sadece size yansır başkasına değil. Beynimizin enteresan bir çalışma sistemi vardır. Biz ona neyi verirsek oda bize onu geri verir. Düşüncelerimizi yaşayan biziz, onları yaratan ve yaşamımızı etkilemesini sağlayan biziz. Çoğu insan farkında olmadan negatif şeylere odaklanır ve negatif şeyler yaşar. Hâlbuki bu muazzam sistem bize pozitif şeyler yaşatmak için emrimize amadedir. Siz birine kötü bir dua ettiğinizde ya da biri hakkında kötü bir düşünceye sahip olduğunuzda zihniniz bunu size ait sandığı için bunu gerçekleştirmek için çalışır ve bu duanızın ya da bu kötü düşüncelerinizin sonuçlarını siz yaşarsınız. Sistem böyledir; ne ekerseniz onu biçersiniz. Gül eken gül biçer, nefret eken nefret. Herkes kendi yaptıklarının sonucuna katlanmak zorundadır. Ne demişler kişiye kendi yaptıklarından ve yaşattıklarından başka ceza yoktur. Her koyun kendi bacağından asılır. Herkes odununun ateşini kendi yakar ve ateşini kendi getirir kendi cehennemine. 

hakkında Banu ŞAHİN

Banu ŞAHİN

Ayrıca Kontrol Et

AZİZ SANCAR KARİYER FELSEFİ RİSK ANALİZİ

  Aziz Sancar, 8 Eylül 1946 tarihinde Türkiye’nin Mardin iline bağlı Savur ilçesinde doğmuştur. Çocukluğu …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir