
Güç kavramı üzerinden yola çıkmak gerek itibar meselesine. İtibarı zedelenmek istenenlerin düşmanlarının bu cesareti nereden aldığına odaklanmak gerekir. Bakınız ne diyor yazar Ayşe Kulin bu konu hakkında: ”Güç ve itibar insan sayısından kaynaklanmaz. İnsanın kalitesinden kaynaklanır.” Buna rağmen konumları gereği bazı mesleklerde daha geniş kitlelere aynı anda hitap etme şansı olan bireyler vardır. Bu kişilerin mağdurların arkasından konuşması eninde sonunda bunlardan haberdar olan mağduru çalışamaz hale bile getirebilir. Bunun üzerine empati kurmaktan yoksun olan bireyler utanmadan mağdura sağlık durumu ile ilgili imada bulunmaktan kaçınmayabilir.
Birinin kendi halinde mütevazı görünen genç bir kadın olmasını güçsüzlük olarak gören ve görmeye devam edenler halen o kadını ve çevresini araştıradursunlar, fazla uzağa bakmalarına gerek yoktur ki o kadın kimler kaç kez nelerle tehdit ederse etsin, nasıl hakaretler ederse etsin seviyesine inmemiştir ki tüm itibar suikastlerine rağmen onu birebir gerçekten tanıyanların onun üzerindeki algısı değişmemiştir.
Tabi eğitimci Adem Güneş bu konuda biraz açık da vermiyor değil hani: ”İtibar öyle bir duygudur ki, zedelenmeye kalkıldığında benlik hemen savunmaya geçer.” Kimilerinin olan biten her şeyden ve etrafta dönen tüm dolaplardan haberi olmadığı için algılayamadığı olay da bu oldu. Neden savunmaya geçiyormuşum? E biraz okuyalım, okuduğumuzu anlayalım. İlkokul seviyesi gibi oldu ”Okuduğumuzu anladık mı?” yazalım bir de tam olsun. Ne de olsa her şeyin bir psikolojik açıklaması oluyor haliyle.
Buradan tehditkarlığı silahlı ve örgütlü hale getirenlere Ahmet Ümit’ten dönem ödevi kapağı olacak bir sözüm var: ”Yumrukla, tabancayla, bıçakla sağlanan üstünlüğün saygı duyulacak nesi var? Güce değil, adalete itibar etmek lazım.”
Benim gibi idealist kaç kişi kaldı bu yaşta ve kıdemde bilmem ama ben adalete itibar ediyorum ve tarafsızlığımı buradan alıyorum. Hem ne demiş Dücane Cündioğlu? ‘‘Siyaset ve ticaret önemli olana itibar eder, ilim ve irfan ise değerli olana.” Siyasetten bağımsız düşünemediğimiz hukuk alanında örgütlü suçlar işleyen hukukçular varken ilim ve irfan için bol bol okumak bana zaten kendimi değerli hissettiren bir şey. Bu yolda bana destek olan ve yolumu aydınlatan tüm hocalarıma çok teşekkür ederim.
Durum nasıl giderse gitsin ben gelecek kaygısı duyarak ülkeyi terk etme değil gençler olarak üreterek ülkeyi kalkındırma taraftarıyım. Bir gelecek için kaygı duyacaksak kolektif düşünmeli ve ülkenin geleceği için etik değerlere bağlı çalışmayı önce biz göstererek birbirimize çelme takmak yerine omuz vererek gelişmiş ülkeleri çatlatırcasına çalışkan olmayı alışkanlık haline getirmeliyiz diye düşünüyorum.
Her ne kadar bilimle iç içe bir meslek içerisinde çalışmıyor olsak da yepyeni kurum ve uygulamalarla (kafamda güzel taslaklar var yine) vatana millete hizmet etmek istiyorum. Hele bir de tarafsız yazılarımda görünen teklif gibi demeç gibi istekler uygulamaya konduğunda ülkemi de ülkem için çalışan önemli insanlara da minnettar kalıyorum.
Bu bağlamda itibar suikastı kişinin üretkenliğini azaltan ve yaşam doyumunu olumsuz olarak etkileyen hatalı bir davranış modeli olup, ”Meyve veren ağaç taşlanır.” şeklinde bir avuntuyla geçiştirilemeyecek kadar ciddi bir husustur.
Tanıyan ve bilenler bu durumda yaratılmaya çalışılan algıdan etkilenmezken ceza hukukunda dahi yerini bulmuş olan lekelenmeme hakkı, itibar suikastı mağduru kimsenin işlev bozukluğuna yol açarak performansını etkilemektedir. Yakın geçmişte bu şekilde davranışların mağduru olarak cumhurbaşkanı adaylığından bile çekilen olmuştur. Benim yazımdaki kararlı destekçi ifadelerin ardından skandal ve montaj Twitter paylaşımları yapılması da zamanlama açısından manidardır. Bu suç özellikle kendisi mağdurun vasıflarına sahip olamadığı için çekemeyen kimseler tarafından işlenmekte olsa da mağduru birebir tanımayan kimseler aracılığıyla bu itibar suikastı örgütlü ve sürekli hale gelmekte ve kronik bir iş bırakma süreci yaratmaktadır. Bu da potansiyeli yüksek bireyin mağduriyetinden ürettikleriyle katkıda bulunduğu toplumun da üretimde aksamalarla etkilenmesine sebep olduğu için sadece kişinin şahsiyetine karşı değil topluma karşı da işlenmiş bir suç oluşturmaktadır.
En nihayetinde, itibar suikastının nitelikli halleri arasına konumunun sağladığı avantajdan faydalanarak kişiyi çalışamaz hale getirmek amacı gütmek, bu suçu işlerken her türlü iletişim araçlarından faydalanmak, bu suçla şahsın aile içi veya iş yeri huzurunu kaybetmesine, yarattığı etki ile sosyal ortamlardan soyutlanmasına sebep olmak gibi maddeler eklenirse insanların oyun hamuru gibi karakteri zayıf ve haset dolu insanların elinde heder olmasına bir nebze de olsa engel olunur diye düşünüyorum. E ne de olsa damdan düşenin halinden damdan düşen anlar. Gözünüz de gönlünüz de hep yüksekte olsun, Allah kimseyi başkasını düşürdüğü konuma düşürmesin en nihayetinde Allah ıslah etsin diyorum ve okurlarıma sevgiler diliyorum…
Velhasılıkelam Evrensel bakış