Geçtiğimiz Şubat ayında Kahramanmaraş – Elbistan ve Pazarcık ilçelerinde 7.7’lik ve 7.6’lık depremler meydana geldi. “Asrın felaketi” diye adlandırılan bu acı gün ülkemiz için derin üzüntüyle karşılandı. Toplumsal olarak da insanların zihinlerinde belki yıllar sonra meydana gelecek psikolojik etkiler bıraktı.
Resmi olarak 50.000’den fazla can kaybı 100.000’den fazla yaralı olarak açıklandı otoriteler tarafından. Gayri resmi daha fazla can kaybı olduğunu deprem bölgesine gidenler söylüyor. İnsanların acılarını paylaşmak için ülkemizde birlik beraberlik içerisinde oluyorken konu siyasetcilerin ayrıştırmasıyla halkı ayrıştırıcı konuların içerisine iten açıklamalarda geldi bu süreçte.
İnsan sağlığı ve ruh sağlığı multidisipliner yaklaşım önemli bir rol oynuyor. Özellikle önleme konusunda ciddi bir önem arz ediyor. Ayrıca bu deprem sürecinde sivil toplum kuruluşları aktif rol oynadı. T.C İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı ve Kızılay başta olmak üzere tüm ülkede yerel ve ulusal dernekler can siperane ayni ve nakdi yardım kampanyaları gerçekleştirirken bölgede depremzelere herkes destek çalışmaları yapıldı.
İşte tam bunları yaparken bir siyasetçi çıkıp ekran başında yaptığı açıklamada ” bölgeye psikolog ve sosyologlar gönderin, Diyanetin imam hatipi ne işi var?. ” demesi bu olağanüstü durumun ayrıştırıcı cümlesini kurması birlik ve beraberliğin üstüne gölge düşürdü.
Son yıllarda Diyanet İşleri Başkanlığı manevi değerlere yönelik her türlü çalışmayı kazandırmak için müthiş çaba sarf ediyor. Manevi Danışmanlık ve Rehberlik Hizmetleri göz dolduruyor. İnsanları topluma kazandırılması için projeler üretiyor, destek sağlıyor, kapısına kim giderse gitsin herkese yardım ediyor.
Psikologlar ve Sosyologlar elbette işin ehlidir bu tarz olağanüstü durumlarda. Zaten ülkemizde son zamanlarda ruh sağlığı profesyonelleri kendi aralarında da ayrışma ve birbirlerine yüklenmeleri oluyor. Ruh sağlığı denince akla; psikiyatri, psikoloji, klinik psikolog, psikiyatri hemşireliği, sosyoloji gelmemeli. Antropoloji, Felsefe, Arkeoloji de devreye girer elbet. İnsanı doğru mantığa ve doğru soru sormaya iten her bilim dalı beşeri bilimlere girer.
Biz STK temsilcileri, siyasetçiler, bürokratlar, sanatçılar topluma hitap ettiğimiz sürece; kimliklerimize, özel yaşamımıza, ağzımızdan çıkan söze, tavırlarımıza her daim dikkat etmeliyiz. Aksi halde biri ya da birileri veyahut bir meslek birlikleri ” onlar öz, biz üvey evlat mı?” diye sorar.
Kadriye Polat KIYĞIL
Velhasılı Kelam Yazarı.
Velhasılıkelam Evrensel bakış