Sessiz Çığlıkların Sığınağı : Kendimle Baş Başa
Hayatta insanın içine attığı, kimseye duyuramadığı en derin cümlelerle başlar bazen yorgunluklar. “Hayattaki en önemli şey anlaşılabilmektir. Anlaşılamadığın, duyulmadığın yerde durmak insana zulüm verir.” Bu sözler, kalbinin kapılarını herkese ardına kadar açmış…
Hayatta insanın içine attığı, kimseye duyuramadığı en derin cümlelerle başlar bazen yorgunluklar. “Hayattaki en önemli şey anlaşılabilmektir. Anlaşılamadığın, duyulmadığın yerde durmak insana zulüm verir.” Bu sözler, kalbinin kapılarını herkese ardına kadar açmış ama geriye dönüp baktığında yalnızlığın o ağır sessizliğiyle kalakalmış her ruhun ortak feryadıdır.
Görünmeyen Yükler ve Sessiz Çığlıklar
İnsan, ömrünün bir döneminde şu can alıcı soruyu sorar kendine: “Neden benim sessiz çığlıklarımı hiç kimse duymuyor? Neden ben herkesi anlıyorum, herkesi duyuyorum ama insanlar beni duymuyor?”
Bu serzeniş, aslında bir sitemden ziyade, gösterilen bunca çabanın karşılıksız kalışının yarattığı kırgınlıktır. Etrafındaki herkesin derdine derman olmaya çalışırken, kendi yaralarını kapalı kapılar ardında saranlar bilir bu duyguyu. Herkesin sesine kulak kesilirsin de, sıra senin iç sesine geldiğinde ortalıkta sadece bir boşluk kalır.
Yılların Bıraktığı Ağır Kalıntılar
Zaman ilerledikçe o kırgınlıklar birikir; geride çok ağır anılar, kapanmayan parantezler ve yorgun hatıralar bırakır. Yaş gittikçe, o kalabalıkların içinde kaybolmaktansa köşene çekilmek, uzaklaşmak istersin. Olduğun yerden, insanlardan, tanıdık simalardan, hatta bazen en yakın bildiklerinden…
Çünkü anlarsın ki; kalabalıklar insanın yalnızlığını örtmeye yetmez. Aksine, anlaşılmadığın bir kalabalıkta olmak, en büyük gürültüden bile daha çok yorar insanı.
Kendine Dönüş ve Sükûnet
Ve bir gün, o kaçış arzusu en saf haliyle kendini gösterir: Tek başına, sadece kendinle baş başa olmak istersin.
İşte o an, insanın kendine kavuştuğu andır. Çünkü bilirsin ki; bu koca dünyada seni gerçekten ve tüm çıplaklığıyla anlayan tek bir kişi kalmıştır: Yine kendin. İğneyi kendine batırmaktan değil, ruhunu dinlendirmekten yana bir tercihtir bu. Sessizliğin en güzel melodi, yalnızlığın en sadık dost olduğu bir limandır.
Belki de hayatın en büyük olgunluğu, başkalarından beklenen o sonsuz anlaşılma ümidini bırakıp, kendi içindeki o sesten güç almayı öğrenmektir. Ne dersiniz, belki de asıl huzur, dışarıdaki gürültüyü susturup kendi iç sesimizle barışabildiğimiz o sakin kıyılardadır.


