İnsan Dünyaya Yalnızca Yaşamak İçin Değil , İyilik Bırakmak İçin Gelir
Bir çiçek neden güzel kokar? Kokusunu kimin duyacağını bilmez. Yanından kimin geçeceğini, kimin durup ona bakacağını, hatta fark edilip edilmeyeceğini de bilmez. Yine de açar ve kokusunu bırakır. Ben iyiliği biraz böyle…
Bir çiçek neden güzel kokar?
Kokusunu kimin duyacağını bilmez. Yanından kimin geçeceğini, kimin durup ona bakacağını, hatta fark edilip edilmeyeceğini de bilmez.
Yine de açar ve kokusunu bırakır.
Ben iyiliği biraz böyle düşünüyorum.
İyilik, insanın özünde açan hoş kokulu bir çiçektir.
Çünkü gerçek iyilik de çiçek gibi kendisini göstermek için değil, özünde var olan güzelliği dışarıya taşımak için vardır. Bir insana dokunur, sonra bazen hiç bilmediğimiz bir yoldan başka bir insana ulaşır.
İyilik yapmak Allah’ın emridir. İnsanın merhametini yalnızca içinde taşıması değil, onu davranışa dönüştürmesi gerekir. Güzel bir söz söylemek, ihtiyacı olanla paylaşmak, yalnız kalanı dinlemek, bir canlının susuzluğunu gidermek, kırılmış bir gönle incelikle yaklaşmak…
Bunların hiçbiri dünyayı tek başına değiştirecek kadar büyük görünmeyebilir.
Ama iyiliğin değerini büyüklüğüyle ölçmek doğru mudur?
Bir çiçeğin kokusu da küçücük bir yerden doğar.
İyilikte beni en çok düşündüren şey, yapıldıktan sonra nereye ulaşacağını bilemememizdir. Bugün bir insana verdiğimiz umut, yarın onun başka bir insana uzattığı ele dönüşebilir. Bizim için birkaç dakikalık bir davranış, bir başkasının hafızasında yıllarca yaşayabilir.
O hâlde iyilik yalnızca iki kişi arasında gerçekleşen bir davranış değildir.
İyilik yolculuk eder.
İnsandan insana, kalpten kalbe geçer. Bazen onu başlatan kişi bile yolculuğunun devamını göremez.
Belki de insanın dünyada bıraktığı en kıymetli şeylerden biri budur.
Çünkü sahip olduklarımızın çoğu burada kalır. Servet el değiştirebilir, makam sona erebilir, adımız zamanla unutulabilir. Fakat bir insanın içine bıraktığımız iyilik, bizden bağımsız olarak yaşamaya devam edebilir.
Bu düşünce bana başka bir soru sorduruyor:
Bir insanın gerçek zenginliği sahip olduklarıyla mı, kendisinden dünyaya yayılan güzellikle mi ölçülmeli?
Ben cevabı ikincisinde arıyorum.
Hepimiz dünyanın bütün acılarını ortadan kaldıramayız. Her yarayı iyileştiremeyiz. Her soruna yetişemeyiz.
Fakat bunun için iyiliğimizi ertelemek zorunda değiliz.
Bazen bir insanı gerçekten dinlemek yeterlidir. Bazen bir lokmayı paylaşmak, bir gönül almak, bir çocuğa sevgiyle yaklaşmak… Küçük sandığımız bir iyiliğin başka bir hayat için ne anlama geldiğini her zaman bilemeyiz.
Belki de bu yüzden iyiliğin karşılığını görmek zorunda değiliz.
Çiçek de kokusunun nereye vardığını bilmez.
Yalnızca açar.
İnsan da hayatının sonunda geriye dönüp baktığında yalnızca “Neler kazandım?” diye değil, “Benden dünyaya ne kaldı?” diye sorabilmeli.
Çünkü ömür geçer.
Ama insanın özünde açtırdığı iyilik çiçekleri, başka hayatlarda yeniden filizlenebilir.
Ve belki güzel yaşamanın özü tam da burada saklıdır:
İnsan dünyaya yalnızca yaşamak için değil, yaşadığı yere iyilik bırakmak için gelir.
Derya Suiçmez


