Hayatını Yaşayan Sen misin, Korkuların mı?
Hayatımızı gerçekten biz mi yaşıyoruz? Yoksa fark etmeden, korkularımızın çizdiği sınırların içinde mi yaşamaya başladık? Çoğu zaman kararlarımızı kendi isteklerimizle verdiğimizi düşünürüz. Oysa biraz durup baktığımızda, attığımız bazı adımların…
Hayatımızı gerçekten biz mi yaşıyoruz?
Yoksa fark etmeden, korkularımızın çizdiği sınırların içinde mi yaşamaya başladık?
Çoğu zaman kararlarımızı kendi isteklerimizle verdiğimizi düşünürüz.
Oysa biraz durup baktığımızda, attığımız bazı adımların arkasında isteklerimizden çok korkularımızın olduğunu fark etmemiz çok mümkün.
Başlamak isteriz ama başarısız olmaktan korkarız.
Konuşmak isteriz ama yanlış anlaşılmaktan…
Sevmek isteriz ama incinmekten…
Değişmek isteriz ama alıştığımızı kaybetmekten…
Bir süre sonra hayatımızı gerçekten neyin yönettiğini fark etmeden yaşamaya başlarız.
İstediğimiz hayatı değil, korkmadığımız kadarını yaşarız.
Korku, her zaman bize durmamız gerektiğini söylemez.
Bazen tam tersine, bizim için önemli olan bir şeyin eşiğinde olduğumuzu gösterir.
Çünkü insan, hiç bilmediği bir yola çıkarken korkabilir.
Fakat bu kişinin yanlış yolda olduğu anlamına gelmez.
Sadece henüz alışık olmadığı bir yere doğru yürüdüğünü gösterir.
Kendine güvenmek..evet önemli, fakat bu korkusuz olmak demek değil. Korkunun varlığını inkar etmeden, onun yanında yürüyebilmektir.
“Ya yapamazsam?” sorusunun yanına, “Peki ya yapabilirsem?” ihtimalini koyabilmek gibi.
Özgüven, kendini herkesten üstün görmek değil, aslında kendinin farkında olmak demektir.
Kendini, kendi hayatının sorumluluğunu alabilecek kadar değerli ve yeterli görebilmektir.
Bu iki önemli tutum kişinin hayatını değiştirebilecek kadar güçlüdür.
Buradan hareketle insanın önündeki en büyük engellerden bazıları dışarıda değildir. Bazen o engeller, yıllar önce kendimize söylediğimiz birkaç cümlenin içinde saklıdır…
“Ben yapamam.”
“Benim için artık çok geç.”
“Ya başarısız olursam?”
“Ben o kadar güçlü değilim.”
Bu cümleleri tekrar ettikçe, fark etmeden aslında kendi hayatımızın sınırlarını da çizeriz.
İnsanın sınırları her zaman gerçekten sahip olduğu sınırlar değildir.
Bazen yalnızca henüz aşmaya cesaret edemediği çizgilerdir sadece.
Elbette her korkuya rağmen düşünmeden hareket etmek de cesaret değildir.
Akıl, insana yolu gösterir.
Ama korku duygusu, her zaman yönü belirlemek zorunda değil ki.
Asıl mesele korkularımızı tamamen susturmaktan ziyade, onların sesini duyarken bile kendi sesimizi kaybetmemektir.
Mesela bugün kendine şu soruyu sor..
Hayatımda gerçekten istemediğim için mi yapmadığım şeyler var, yoksa korktuğum için mi?
Bu sorunun cevabı, belki de uzun zamandır önünde duran bazı kapıları yeniden görmeni sağlayacaktır.
Çünkü bazen kapılar kilitli değil, biz açmaya cesaret edemediğimiz için onları kapalı zannederiz.
Belki de özgürlük dediğimiz şey de korkularımızın hiç olmaması değildir. Hayatımızın direksiyonunu yeniden kendi ellerimize alabilmektir.
Sevgiyle 🌸
Pınar Karakoç

