Hayatın hangi mevsimindesin?
Bugün takvimler Eylül’ü gösteriyor. Yazın sıcaklığı yavaş yavaş geride kalırken, doğa sessizce başka bir mevsime hazırlanıyor. Belki de bu yüzden Eylül, insana yalnızca zamanın geçtiğini değil, her şeyin değişebileceğini de hatırlatıyordur. Çünkü…
Bugün takvimler Eylül’ü gösteriyor.
Yazın sıcaklığı yavaş yavaş geride kalırken, doğa sessizce başka bir mevsime hazırlanıyor. Belki de bu yüzden Eylül, insana yalnızca zamanın geçtiğini değil, her şeyin değişebileceğini de hatırlatıyordur.
Çünkü hayat da mevsimler gibi…
Hiçbir duygu, hiçbir dönem ve hiçbir yaşanmışlık sonsuza kadar aynı kalmıyor.
Bazen hayatımızın baharındayızdır.
İçimiz umutla dolar. Yeni başlangıçlara inanır, henüz yaşanmamış güzelliklerin heyecanını taşırız.
Bazen yaz gibi…
Hayatın içindeyizdir. Yorulur, koşturur, mücadele eder ama yine de büyür ve olgunlaşırız.
Sonra bir gün sonbahar gelir.
Belki bir insan gider.
Belki bir hayal değişir.
Belki uzun zamandır hayatımızda olan bir şey artık eskisi gibi değildir.
Biz, değişimin her zaman kötü bir şey olduğunu sanarak tutunmaya çalışırız ona.
Oysa bakın ağaca… O yapraklarını dökerken kaybettiğini düşünmez.
Doğa, bırakmanın da yaşamın bir parçası olduğunu bilir.
İnsan da ise durum biraz daha farklı. Çoğu zaman gidenin ardından kalana bakmakta zorlanır.
Bir dönemin bitişini, kendi hayatının da sonu gibi hissedebilir. Oysa bazen biten sadece bir dönemdir.
Sen değilsin. Hayatın tamamı değil.
Değişim, çoğu zaman kapımızı çaldığında değil de biz onu kabul etmeye başladığımızda hayatımızın bir parçası olur. Burada dönüşüm başlar.
Belki şu an hayatının kışındasın.
Her şey durmuş gibi…
İçinde uzun süredir taşıdığın bir yorgunluk var.
Belki hiçbir şey istediğin gibi ilerlemiyor ve hayatın ne zaman yeniden değişeceğini bilmiyorsun.
Ama kış, doğanın vazgeçtiği bir mevsim değildir.
Dışarıdan bakıldığında her şey durmuş gibi görünürken, hayat toprağın altında sessizce devam eder.
Bazı değişimler de böyledir.
Henüz göremediğimiz için gerçekleşmediğini sanırız. Ama içimizde, fark etmeden yeni bir şey büyüyordur.
Bir düşünce değişiyordur.
Bir yara yavaş yavaş iyileşiyordur.
Bir gün “Asla geçmeyecek.” dediğimiz bir acı, artık eskisi kadar canımızı yakmamaya başlamıştır.
Bazen iyileşmek, aynı yere baktığımızda artık eskisi kadar acımadığını fark etmektir.
Bu yüzden hayatın hangi mevsiminde olursan ol, bulunduğun yerin sonsuza kadar sürmeyeceğini hatırla.
Bahar, kıştan sonra gelir.
Ama her bahar aynı çiçekleri açtırmaz.
Çünkü insan da her mevsimden sonra aynı insan olarak çıkmaz.
Yaşadıklarımız bazen bizi yorar, kırar, değiştirir.
Ama değişmek, her zaman eksilmek değildir.
Bazen değişmek, artık taşımamız gerekmeyen şeyleri geride bırakabilmektir.
Bugün hayatının hangi mevsiminde olduğunu bilmiyor olabilirsin.
Belki henüz bitişin içinde bir başlangıcı göremiyorsun.
Belki de değişimin tam ortasındasın ve eski halinle yeni halin arasında bir yerde duruyorsun.
Bu da bir mevsim.
Ve geçecek.
Çünkü hayatın en değişmeyen gerçeği şu…
Hiçbir mevsim sonsuza kadar sürmez.
Ne kadar uzun sürerse sürsün, kışın ardından bir gün mutlaka bahar gelir.
İşte tam da bu yüzden hayat, her mevsiminde başka bir şey öğretir bize.
Bahar başlamayı…
Yaz büyümeyi…
Sonbahar bırakmayı…
Kış ise sabretmeyi.
Belki de bütün mesele, hangi mevsimde olduğumuzu değiştirmeye çalışmak değil; bulunduğumuz mevsimin de geçeceğini bilerek yaşamaktır.
Bugün Eylül…
Bir şeyleri geride bırakmanın, belki de henüz fark etmediğin yeni başlangıçlara hazırlanmanın zamanı.
Hayatında ne yaşarsan yaşa, şunu unutma…
Sen bulunduğun mevsim değilsin.
O mevsim geçecek.
Ama sen, her değişimden sonra biraz daha kendini tanıyarak yoluna devam edeceksin.
Sevgiyle 🌸
Pınar Karakoç


