İçeriğe geç
İletişim

Birbirimize Ne Zaman Bu Kadar Yabancı Olduk?

Bir zamanlar insanın kapısı vardı; çalanı belliydi, geleni belliydi. Şimdi kapılarımız açık, ama birbirimize ulaşmak zor. Aynı şehirlerde yaşıyor, aynı masalarda oturuyor, aynı gökyüzünün altında yürüyoruz. Yine de birbirimizin uzağındayız. Birinin gözlerinin…

Bir zamanlar insanın kapısı vardı;
çalanı belliydi, geleni belliydi.

Şimdi kapılarımız açık,
ama birbirimize ulaşmak zor.

Aynı şehirlerde yaşıyor,
aynı masalarda oturuyor,
aynı gökyüzünün altında yürüyoruz.

Yine de birbirimizin uzağındayız.

Birinin gözlerinin içine bakmadan hâlini anlamaya çalışıyoruz.
Bir “iyiyim” kelimesinin ardındaki kırgınlığı,
bir gülüşün içine saklanmış hüznü,
bir suskunluğun taşıdığı çığlığı fark edemiyoruz.

Çünkü artık dinlemiyoruz.

Sadece sıramızın gelmesini bekliyoruz konuşmak için.

Herkes anlatmak istiyor kendini.
Kimse başkasının hikâyesine biraz olsun yer açmak istemiyor.

Belki de çağımızın en büyük yalnızlığı bu:

Etrafımız insanlarla doluyken, ruhumuza dokunan birinin eksikliği.

Eskiden bir dostun kapısını çalmak için bahaneye ihtiyaç duymazdık.

“Çay koy, geliyorum.”

Bir cümle yeterdi.

Şimdi birini aramak için bile uygun zamanı kolluyoruz.
Sonra zaman geçiyor…
Mesajlar birikiyor…
Mesafeler büyüyor…

Ve bir gün, çok sevdiğimiz insanların hayatımızdaki yerini sadece eski fotoğraflardan hatırlamaya başlıyoruz.

Ne acı…

İnsan bazen birini kaybetmez.

Ona ulaşmayı yavaş yavaş bırakır.

Önce konuşmalar azalır.
Sonra merak etmek…
Sonra sormak…
En sonunda da özlemek bile sessizleşir.

Oysa insan, insana iyi gelir.

Bir omuz bazen bütün dünyadan ağır bir yükü hafifletir.
Bir “yanındayım” cümlesi, uzun uzun anlatılan nasihatlerden daha kıymetlidir.

Belki de yeniden öğrenmemiz gereken şey budur:

Birbirimizi düzeltmeye çalışmadan dinlemek…
Haklı çıkmaya çalışmadan anlamak…
Kırıldığımızda duvar örmek yerine konuşmak…
Seviyorsak, bunu söylemek…

Çünkü hayatın en büyük pişmanlıkları çoğu zaman yaptıklarımızdan değil, söylemeye cesaret edemediklerimizden doğar.

Bir gün herkes gidecek.

Kimi bir şehirden,
kimi bir hayattan,
kimi bu dünyadan…

Geriye birkaç fotoğraf, birkaç cümle ve içimizde yankılanan “Keşke”ler kalacak.

O yüzden bugün hâlâ yanımızda olanlara biraz daha dikkatle bakalım.

Telefonumuzu bir kenara bırakalım.
Gözlerinin içine bakalım sevdiklerimizin.

Ve belki sadece şunu söyleyelim:

“Seni görüyorum.
Seni duyuyorum.
Buradayım.”

Belki birbirimize yabancı olmadık.

Belki sadece,
birbirimize dönüp bakmayı unuttuk.
Yağmur Yılgör

Yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir