Dünyaya sevgiyle dokunmak…
Hayata nasıl baktığımızı hiç düşündün mü? Aynı dünyaya bakıyoruz. Aynı gökyüzünün altında yaşıyor, aynı yağmura yakalanıyor, aynı güneşin altında ısınıyoruz. Ama herkes dünyaya aynı yerden bakmıyor. Kimi bir ağacın yalnızca…
Hayata nasıl baktığımızı hiç düşündün mü?
Aynı dünyaya bakıyoruz.
Aynı gökyüzünün altında yaşıyor, aynı yağmura yakalanıyor, aynı güneşin altında ısınıyoruz.
Ama herkes dünyaya aynı yerden bakmıyor.
Kimi bir ağacın yalnızca gölgesini görür, kimi dallarındaki yaşamı…
Kimi bir hayvanın yalnızca sokakta yürüdüğünü görür, kimi onun da korktuğunu, acıktığını, sevildiğini hissetmek istediğini…
Kimi bir insanın yalnızca davranışını görür, kimi o davranışın ardındaki hikayeyi merak eder.
Belki de fark burada başlıyor.
Görmekle bakmak…
Bakmakla hissetmek…
Hissetmekle dokunmak arasında…
Çünkü sevgi, yalnızca birini sevmek değil ki…
Sevgi, hayata nasıl baktığımızdır aslında.
Bir ağacı koparmadan yanından geçebilmek…
Bir hayvanın başını okşarken onun da bir can taşıdığını hatırlamak…
Bir insanı yargılamadan önce, “Acaba onun hikayesinde neler var?” diye düşünebilmek…
Bazen bir canlıya su vermek kadar küçüktür sevgi.
Bazen bir çiçeği ezmemek kadar sessiz…
Bazen de hiçbir şey söylemeden bir insanın yanında durmak kadar derindir.
Dünyayı güzelleştirmek sandığımız kadar büyük bir şey değil.
Çünkü hepimiz dünyayı değiştiremeyebiliriz.
Ama dokunduğumuz yeri değiştirebiliriz.
Mesela;
Bir insanın gününü güzelleştirebiliriz.
Bir hayvanın karnını doyurabiliriz.
Bir ağacı koruyabiliriz.
Bir çiçeğe zarar vermeden yanından geçebiliriz.
Bunların her biri küçücük görünebilir.
Ama sevgi zaten çoğu zaman büyük cümlelerde değil, küçük davranışlarda kendini gösterir.
O zaman bugün kendine şu soruları sor…
Ben dünyaya nasıl dokunuyorum?
Benden geriye ne kalıyor?
Bir kırgınlık mı?
Bir iyilik mi?
Bir tebessüm mü?
Bir güven duygusu mu?
Yoksa farkında olmadan incittiğim hayatlar mı?
Çünkü insanın dünyadaki izi yalnızca söyledikleriyle değil, dokunduğu her şeyle oluşuyor.
Bir insana…
Bir hayvana…
Bir ağaca…
Bir çiçeğe…
Hatta hiç tanımadığı bir canlıya bile.
Hayatın bize öğretebileceği en güzel farkındalıklardan biri de bana göre şudur…
Her şeye sahip olmak zorunda değiliz.
Her şeyi değiştirmek zorunda da değiliz.
Ama dokunduğumuz her şeye biraz daha sevgiyle yaklaşabiliriz.
Çünkü sevgiyle baktığımızda dünya değişmese bile, bizim dünyayı görme biçimimiz değişir.
Bir ağacı artık sadece ağaç olarak değil, yaşam olarak görürüz.
Bir hayvanı sadece bir hayvan olarak değil, bizimle aynı dünyayı paylaşan bir can olarak…
Bir insanı sadece yaptığı hatayla değil, taşıdığı hikayeyle…
İşte o zaman anlarız…
Sevgi, dünyaya bıraktığımız en güzel izdir.
Bugün sende karşına çıkan her şeye biraz daha sevgiyle bak.
Bir insana…
Bir hayvana…
Bir ağaca…
Bir çiçeğe…
Ama en önemlisi, kendine.
Çünkü dünyaya sevgiyle dokunmak, önce kendi içimizde başlar.
Sevgiyle 🌸
Pınar Karakoç


