İçeriğe geç
İletişim

ÇOK GÜZEL YORULDUM ANNE….

Kazanan çocukları sevdi anneler Kadınlar kazanan adamları Çocuklar kazanan babaları Ben, kaybetmeyi becerdim anne Körebe de hep kör oldum Ne garip annem, Körebe oynarken kayboldum ** Ben çok güzel özledim anne Çok…

Kazanan çocukları sevdi anneler
Kadınlar kazanan adamları
Çocuklar kazanan babaları
Ben, kaybetmeyi becerdim anne
Körebe de hep kör oldum
Ne garip annem,
Körebe oynarken kayboldum
**
Ben çok güzel özledim anne
Çok güzel bekledim gelmeyecekleri
Çok güzel sevdim beni hiç sevmeyecekleri
Çok güzel ağladım, çıkmaz sokağın çıkmazında
Ve çok güzel yattım musalla taşında
Ve bir tek dost el açmadı mezarımın başında
**
Ben çok dinsiz öldüm anne
Ben çok dilsiz öldüm
Ve belki o yüzden
Sahipsizler mezarlığına gömüldüm
Şimdi yazılmamış şiir
Ve söylenmemiş türküler kadar öksüzüm
**
Ben çok güzel gittim anne
Ardımda bırakırken yüreğimi
Yüreğimi emanet bırakırken hainin büyüğüne
Önce yüreğime, önce yüreğime ardımı döndüm
Sonra ağız dolusu sövdüm halden bilmeze
Belki de üç beş gün kalmıştı düğünüme
Ya da gün yoktu eşikte bekleyen ölüme
**
Ben çok güzel satıldım anne
Ben çok güzel satıldım yağ ,bal pazarında
Ölümümü bekliyordu çırak
Yağı satıp, balı satıp üstüne yatacaktı
Kendi de kimsesizdi ya
İnsan, özünü unutursa çıkarmış insanlıktan
Kimsesiz çocuklara tepeden bakacaktı
**
Ben çok güzel yoruldum anne
Çok güzel uyuyor,
Çok güzel düşler görüyorum
Uyandırma uykumdan
Uyandırma uykumdan
Bir de affet beni
Bakma kusura
Sen getirmiştin beni Dünyaya
Ben yalnız gidiyorum
Göksel KaraDün onunla gittiğimiz yerlerde, sevgili kızları ve anneleriyle o’nu anmaya gittik. “Ah benim olmayan bacım”” Kız ben seni çok seviyom kadasınaldığım”
Böyle söylerdi . Sen benim kan bağı olmayan ağabeyim, hocam, dost canım ve en sevdiğim arkadaşımın can yoldaşıydın, ölğmsizi ayırana dek.. Senhrp yaşayacaksın.

Göksel Kara’ya
Bazı şairler kelimeleri yan yana dizmez; kelimelerin arasına insanın ömrünü, kırgınlığını ve suskunluğunu yerleştirir. Göksel Kara, şiiri yalnızca estetik bir söyleyiş alanı olmaktan çıkarıp varoluşun en karanlık dehlizlerinde yankılanan bir vicdan kaydına dönüştüren ender kalemlerden biridir.
Tüm şiirlerinde olduğu gibi bu şiiri de yalnızca bir şiir değildir; modern insanın görünmez yenilgilerinin, sevgisiz bırakılmış çocuklukların ve insan ruhunun ontolojik yalnızlığının ağıdıdır. Bu metni okuyan herkes, dizelerin içinde kendi sessizliğinin yankısını duyar. Çünkü Kara, bireysel acıyı evrensel bir hakikate dönüştürmeyi bilen şairlerdendir.
Onun şiirinde retorik değil hakikat konuşur. Gösterişli imgeler değil, insanın en çıplak hâli yürür. Her dize, okurun zihnine değil, doğrudan vicdanına kazınan bir iz bırakır. Bu nedenle eserleri yalnız okunmaz; yaşanır, taşınır ve uzun süre insanın içinde yaşamaya devam eder.
Göksel Kara’nın kalemi, edebiyatın yalnızca güzelliğe değil, kırılganlığa da hizmet etmesi gerektiğini hatırlatan güçlü bir iradenin tezahürüdür. O, acıyı romantize etmeden; umutsuzluğu yüceltmeden; insanın en derin kırıklarını estetik bir vakar içinde dile getirebilmiştir. Bu, her şaire nasip olmayan bir entelektüel cesaret ve poetik olgunluktur.
Bazı isimler alkışlarla değil, suskunlukla anılır. Çünkü onların ardından söylenecek her cümle, yazdıkları karşısında eksik kalır. Göksel Kara da o isimlerden biridir.
Kaleminin bıraktığı iz, zamana direnen nadir edebî hafızalardan biri olarak yaşamaya devam edecektir.
Saygı, minnet ve derin bir hayranlıkla…
Nazan BULUT

Yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir