Kötülüğün Sinsi Başlangıcı Bakışımızı Çalan İllüzyon

Kötülüğün Sinsi Başlangıcı Bakışımızı Çalan İllüzyon

İnsanlık olarak hatayı hep en sonda, o uçurumdan düşülen son adımda arama eğilimindeyizdir. Yüzyıllardır bizi GÜNAH dediğimiz o somut eylemlerden korumaya çalışan öğretilere odaklanırken, kötülüğün en sinsi ve stratejik hamlesini gözden kaçırıyoruz. Şeytanın ilk ve asıl hedefi bizi doğrudan günaha sokmak değildir, onun birincil hedefi dikkatimizi dağıtmaktır. Çünkü kötülük, bir binayı yıkmak için tepesinden balyoz vurmak yerine, binanın temelindeki taşı, yani insan bilincinin en kıymetli kalesi olan odağı sinsice yerinden oynatır.

​Günah nihai bir sonuçtur ve iradesiz yapılan bir hatanın ahlaki sorumluluğu yoktur. Kötülük ise seçim ister. İnsanı doğrudan karanlığa davet ettiğinde ret cevabı alacağını bilen o sinsi güç, yolumuza büyük barikatlar kurmak yerine, yolun kenarına parıltılı, geçici ve merak uyandıran küçük nesneler bırakır. Biz o nesneye bakmak için başımızı çevirdiğimiz an dikkatimizi kaybederiz. Dikkati dağılan, odağını yitiren bir insan ise nerede durduğunu ve nereye bastığını artık göremez. Sonrası sadece basit bir yerçekimi Kanunu dur, dikkatsiz insan zaten kendiliğinden düşer.

​Bugün yaşadığımız modern çağ, bu stratejinin en somut zirve noktasıdır. Sonsuz kaydırma ekranları, anlık hazlar ve bitmek bilmeyen gürültülerle kuşatılmış durumdayız. Zihnimiz hiç olmadığı kadar dağınık ve ruhumuz parçalanmış halde. Aslında bu dikkat dağınıklığı, kadim kötülüğün en organize biçimidir. Bizi büyük kötülükler yapmaya ikna etmeye çalışmazlar, sadece o kadar meşgul ve dalgın tutarlar ki, kendimizi korumayı ve derinleşmeyi unuturuz. Bu yüzden gerçek mücadele, günahlardan kaçmaya çalışarak sürekli defansta kalmak değil, dikkati ve farkındalığı korumaktır. Çünkü gözleri tamamen açık ve odağı net olan bir insanı, hiç kimse kolay kolay uçuruma doğru yürümeye ikna edemez.

Nida PALA

Nida PALA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir