MASKENİN ARDINDA

Maskeler… Hepimiz, hayatın sahnesinde onlarca farklı rolü oynuyoruz. Peki, o maskelerin ardında gerçekten kim var? Sen, ben, biz… Kimliklerimizin kalbinde saklı kalan o öz, ne kadar görünür, ne kadar erişilebilir? Günlük hayatın koşuşturması içinde kendi niteliklerimizi, kendi varoluşumuzun özgün yanlarını kaç kez görmezden geldik? Kendimize sormayı bıraktığımız o soruların ağırlığı, ruhumuzu nasıl sarstı?

Sokrates’in dediği gibi:
“Sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değmez.”
Bu sorgulama, insanın en temel eylemidir. Yaşam yolculuğuna anlam katan, bizi insan yapan o sorular değil midir? Peki neden sustuk? Tarihin derinliklerinden, bilge atalarımızdan ve kadim öğretilerden gelen ‘yaşam kutsaldır’ mesajını nasıl unuttuk?

Mevlânâ’nın sözleri kulağımızda çınlasın:
“Ne olursan ol, yine gel.”
Bu çağrıda, maskeleri bırakıp varoluşun özüyle buluşmanın çağrısı saklıdır. Modern çağın hızına kapılıp ruhumuzu, sezgilerimizi körelttik. Zihinlerimiz tembelleşti, bedenlerimiz ise hantallaştı. Bir hayatın içine sığdırabileceğimiz onlarca yaşamın farkına varamadık.

Nietzsche şöyle der:
“Kendini aşamayan insan, ruhunun büyümesine engel olur.”
Gelişmekte olan dünya, dışarıdan bakınca parlak bir taban sergilerken, iç dünyamızda nasıl bir gerilim yaratıyor? Sevmenin, şefkatin yerini acımasız rekabet ve doyumsuz arayış aldı. Artık ‘iyi’ olana değil, ‘daha iyi’ olana koşuyoruz. Savaşçı ruhlarımızın küllerinden yeniden doğmak yerine, mücadeleden kaçıyoruz. Bilmek arzusu yerini tüketim ve sahte ihtiyaçlara bıraktı.

Sufi düşünür Hallac-ı Mansur der ki:
“Ben varım, bir ben varım ki ben değilim.”
Kendimiz olmanın ve benlik arayışının mistik ifadesi bu sözdedir. Onlarca pantolon, birkaç ev, sayısız araba… Bunlar ‘varlık’ olarak görülebilir ama insanın kendiliği, özü ne durumda?

Modern dünyanın sosyal statü sistemleri, aslında kast sisteminin farklı bir versiyonu değil mi? Cehaletle mücadele hep vardı, ama bugünkü cehalet bilgi karmaşasında boğulmuş bir bilinmezlik hali. Bilgi bombardımanı altında gerçek bilginin ne olduğu sorgulanıyor. Zihnimiz özgürleşemiyor, bu yüzden maskelerimizin ardında nefes alamıyoruz. Ve belki de, o maskesiz kalanları ‘deli’ olarak damgalıyoruz.

Camus’nün meşhur sözünü hatırlayalım:
“Gerçek özgürlük, delilik ile akıl arasında ince bir çizgidedir.”
Peki, delilikle velilik arasındaki ince çizgiyi kim fark etti? Belki de gerçek bilgelik, bu çizgiyi anlamakta gizlidir.

Ben bir meslek sahibiyim. O mesleği en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum. Bir idealim var; onun için mücadele ediyorum. Bilme arzum var; bilinmeyenlere adım atıyorum. Bu, hayatın ta kendisi değil midir?

Mevlânâ’nın dediği gibi:
“Kendini tanı, kendini bil ki kainatı tanıyasın.”
Maskeler düştükçe, şeffaflık bizi özgürleştirecekse, hangi zincirlerin rahatlığını tercih ediyoruz? Kendimizden kaçmak neye yarar? Aynaya baktığımızda, yüzümüzdeki maskeyi mi yoksa özümüzü mü görüyoruz?

Sadece soruyorum… Çünkü cevaplar, bu soruların içinde saklı.

hakkında Umay TATAR

Umay TATAR
1988 yılında İstanbul’da doğdum. Sakarya Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu mezunuyum. Uzun yıllar profesyonel spor yaptım. Sahada öğrendiklerim, bana sadece fiziksel değil, zihinsel bir dayanıklılık da kazandırdı. Bu dayanıklılık zamanla farklı alanlara olan ilgimi derinleştirdi. Sivil toplum kuruluşlarında aktif görevler aldım; özellikle gençlik, eğitim ve toplumsal dayanışma alanlarında mücadele etmeye çalıştım. Hayatım boyunca sadece bireysel değil, toplumsal sorumluluklar taşıyarak yürümeyi önemsiyorum. Felsefeye, tarihe, toplumsal olaylara ve politikaya yoğun bir ilgim var. Okumak, düşünmek ve sorgulamak benim için hem bir ihtiyaç hem de bir yolculuk. Yazılarımda zaman zaman bu ilgi alanlarımı harmanlıyor, geçmiş ile bugünü, birey ile toplumu, inanç ile aklı aynı metin içinde konuşturuyorum. Sosyal medya üzerinden yazılarımı ve fikirlerimi paylaşıyorum. Bazen mizah, bazen isyan, bazen de içsel bir arayışla… Ama hep samimiyetle ve “birlikte düşünmek” amacıyla. Hayatın bana kattıklarını, biriktirdiklerimi ve mücadele ettiklerimi paylaşmak için buradayım.

Ayrıca Kontrol Et

SAĞLIKLI YAŞAMIN SIRRI….

Sağlık ; yalnızca hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, kişinin bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir