
Bizim toplumumuzda; bir erkeğin kadınına değer verip, ona sahip çıkması, çocuk bakımında eşine yardım etmesi,ev işlerinde destek olması, eşinin kendisine vakit ayırmasına fırsat vermesi, arkadaşlarından koparmaması o erkeğin üzerinde ciddi baskı oluşturuyor.
Oysaki “evlilik” iki farklı kişinin omuz omuza vererek yürümesi değil mi?. Sanki eşler birbirini hapis hayatı yaşamını dayatmak gibi zorunluluğu varmış gibi bir durum oluyor ya da toplum onu hissettiriyor.
Bir kadın aile dinamiklerini ayarlayarak; okuyabilir, çalışabilir, gezebilir, seyahat edebilir, kendine ve arkadaşlarına vakit ayırabilir. İşte bu yüzden kadınları baskı altında tutma girişimleri maalesef ki kadının psikolojik dayanıklılığını düşürüp, ruhsal sorunların zeminini oluşturur.
Kadın odaklı projeler, yasalar, çalışmalara odaklanmak zorundayız. Bir kadının psikolojik dayanıklılığı ne kadar sağlamsa o kadın bir o kadar da sağlıklı evlâd yetiştirir.
Toplum olarak evliliklere hangi sıfatla , hangi konumda olursak olalım dışarıdan pek de müdahil olmamalıyız. Çünkü kozmopolit bir toplum olarak her evliliğin ayrı bir dinamiği var. Eğer bir müdahil olunacaksa da bu bir ruh sağlığı profesyoneli veya çift terapisti olmalıdır.
Kadriye Polat KIYĞIL
Velhasılı Kelam Evrensel Bakış Köşe Yazarı
Velhasılıkelam Evrensel bakış