İçeriğe geç
EDEBİYAT

Geçip Giden Zaman mı, İçimizden Geçen Hayat mı?

Kasım… Takvimde bir ayın adı, mevsimde bir geçiş, insanın içinde ise bambaşka çağrışımların kapısını aralayan bir zaman. Yılın sonuna yaklaşırken çoğumuz farkında olmadan geriye bakmaya başlarız. Neler yaşadık, neleri geride bıraktık, hangi…

Kasım… Takvimde bir ayın adı, mevsimde bir geçiş, insanın içinde ise bambaşka çağrışımların kapısını aralayan bir zaman.

Yılın sonuna yaklaşırken çoğumuz farkında olmadan geriye bakmaya başlarız. Neler yaşadık, neleri geride bıraktık, hangi hayallerimizden uzaklaştık, hangilerine biraz daha yaklaştık?

Zamanın nasıl geçtiğini düşünürken çoğu kez yalnızca takvim yapraklarını sayarız. Oysa zaman, yalnızca günleri eksiltmez; insanın düşüncelerini, bakışını, önceliklerini ve hayata yüklediği anlamı da dönüştürür.

Bir zamanlar çok önemli görünen şeylerin bugün aynı ağırlığı taşımadığını fark ederiz.

Eskiden bizi heyecanlandıran bir düşünce, yerini daha sakin bir kabullenişe bırakabilir.

Bir dönem peşinden koştuğumuz şeylerin aslında neyi aradığımızla ilgisi olmadığını anlayabiliriz.

Bazen de hiç beklemediğimiz bir deneyim, dünyaya bakışımızı değiştiren bir dönüm noktasına dönüşür.

İnsan, yaşadıklarıyla yalnızca anılar biriktirmez; kendine dair yeni anlamlar da oluşturur.

Psikolojik açıdan baktığımızda, geçmişi değerlendirme biçimimiz bugünkü benliğimizi ve geleceğe dair beklentilerimizi etkiler. Aynı olayı yıllar sonra başka türlü yorumlayabilmemiz bundandır. Olay değişmemiştir; fakat onu anlamlandıran insan değişmiştir.

Burada tabi olgunlaşmak da önemli bir konu. Bakıldığında olgunlaşmak, her soruya cevap bulmaktan önce; bazı soruların artık aynı cevabı hak etmediğini fark etmektir.

Hayatın her döneminde aynı şeyleri istemeyiz. Aynı insan kalıplarına sığmayız, aynı hayalleri taşımayız. Değişmek bazen bir şeyleri geride bırakmak, bazen de daha önce göremediğimiz bir anlamı keşfetmektir.

Ne var ki insan, zamanın geçişini çoğu zaman kaybettikleri üzerinden ölçer. Geç kaldığını düşünür, yetişemediği hayatların hesabını tutar, henüz gerçekleşmemiş olanlara bakarken elindekilerin değerini gözden kaçırır. Ama hayat, yalnızca tamamlanan hedeflerden ve ulaşılan sonuçlardan ibaret değildir.

Bazen bir deneyim, bir karşılaşma, bir vedanın ardından gelen sessizlik ya da hiç beklemediğimiz bir fark ediş, yıllarca taşıdığımız bir düşünceyi değiştirmeye yeter.

Her şeyin aynı kalmasını beklemek, hayatın doğasına direnmek belki de. Mevsimler değişirken insanın da değişmesi kaçınılmaz.

Kimi zaman hızlanır, kimi zaman durup düşünürüz. Kimi dönemler büyür, kimi dönemler yeniden öğreniriz. Her dönemin bize kattığı başka bir şey, öğrettiği başka bir anlam vardır.

Kasım bize bir yılın sonuna yaklaştığımızı hatırlatırken, belki de asıl hatırlamamız gereken şudur… Hayat yalnızca geçip gitmiyor, biz de onun içinden geçerken dönüşüyoruz.

Öyleyse önemli olan, zamanın ne kadar geçtiğinden çok, geçen zamanın içimizde neye dönüştüğüdür. Çünkü insanın hayatı yalnızca yaşadığı yıllarla değil, o yılların içinde kazandığı anlamla da derinleşir.

Belki de en kıymetli yolculuk, zamanın peşinden koşmaktan ziyade; onun içinden geçerken kendimizde nelerin değiştiğini fark edebilmektir.

Kasım, hepimize geçen zamana değil, içimizde büyüyen hayata bakmayı hatırlatsın.

Sevgiyle 🌸
Pınar Karakoç

Yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir