İki genç can gitti…
Bir yanda yarım kalan genç hayatlar, diğer yanda bir canı yaşatmak için harçlığını paylaşan çocuklar… Bir sanatçıya veda ederken sağlığın, merhametin ve sevdiklerimizin kıymetini yeniden hatırlıyoruz. Antalya’da ise yeni bir dönem başlıyor.…
Bir yanda yarım kalan genç hayatlar, diğer yanda bir canı yaşatmak için harçlığını paylaşan çocuklar… Bir sanatçıya veda ederken sağlığın, merhametin ve sevdiklerimizin kıymetini yeniden hatırlıyoruz. Antalya’da ise yeni bir dönem başlıyor.
Yeni bir haftaya başlarken insanın aklında sorular, yüreğinde duygular birikiyor. Kimi haberler içimizi acıtıyor, kimileri umut veriyor, kimileri de öfkelendiriyor. Hepsinin ortak bir noktası var: Hayatın kıymetini ve sorumluluklarımızı hatırlatıyorlar.
DAHA YAŞANACAK ÇOK ŞEY VARDI…
Daha 19 yaşında Can Akaş… İtalya’nın Milano kentinde tasarım eğitimi almaya hazırlanıyordu. Hayalleri, planları, yaşayacağı güzel günler vardı. Ancak genç Can, kalp yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti.
Acılı babası, yazar Cem Akaş’ın elektronik sigarayla ilgili pişmanlık dolu sözleri hepimizi düşündürmeli. Baba, oğlunun ölümünün ardından bu ürünlerin tehlikelerine karşı farkındalık oluşturmak için mücadele edeceğini açıkladı.
Can’ın ölümünde elektronik sigaranın kesin rolü henüz tıbbi olarak doğrulanmış değil. Ancak bu acı kayıp, elektronik sigaranın masum bir alışkanlık gibi görülmemesi gerektiğini bir kez daha gündeme taşıdı.
Aromalı, kolay ulaşılabilir ve sıradan bir ürünmüş gibi sunulan bu cihazların gençler üzerindeki etkileri daha fazla araştırılmalı; aileler, okullar ve yetkililer bu konuda sorumluluk almalı.
Bir başka acı haber de Antalya’dan… Ulupınar Şelale Restoran’ın sahibi Doğan Aklale’nin torunu Defne Nuray Barış, henüz 21 yaşındaydı. Okulda kendisini iyi hissetmediğini söyledikten sonra fenalaştığı, beynine pıhtı attığı ve ameliyat edildiği aktarılan genç kızımız da hayata veda etti.
İki genç hayat… İki ailenin yarım kalan hayalleri…
İnsan sormadan edemiyor: Gençlerimize ne oluyor?
Elbette her ani ölümün sebebi aynı değildir. Her kaybı tek bir nedene bağlayamayız. Ama sağlık sorunlarını, riskleri ve önlenebilir sebepleri araştırmak zorundayız. Gençlerimizi korumak için daha fazla bilinçlenmeli, daha fazla önlem almalıyız.
Çünkü bir anne babanın evladını toprağa vermesinden daha ağır kaç acı vardır bu dünyada?
ÖMÜR DEDİĞİN, HESAP KİTAP DİNLEMİYOR!
“Yaş 35, yolun yarısı” diyen şair Cahit Sıtkı Tarancı bile 46 yaşında hayata veda etti.
Demek ki insanın hesabı başka, Rabbimin takdiri başka…
İstediğimiz kadar plan yapalım, geleceğe dair hayaller kuralım; ömrümüzün ne kadar olduğunu bilmiyoruz. Ama bu, sebepleri araştırmayalım, tedbir almayalım demek değil.
Tam tersine…
Sağlığımıza sahip çıkalım, gençlerimizi tehlikelerden koruyalım. Sevdiklerimizin kıymetini bilelim. Bir güzel sözü söylemeyi, bir gönül almayı, bir özür dilemeyi yarına bırakmayalım.
Çünkü yarının garantisi yok. Bugün elimizde olan ise birbirimize nasıl davrandığımız.
BİR SES SUSTU, ŞARKILARI KALDI…
Bu hafta müzik dünyasından da acı bir haber aldık. Nev adıyla tanıdığımız Nevzat Doğansoy, 57 yaşında, karaciğer yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
“Mühürlü Kaderim”, “Sen Gibi” ve “Zor” şarkılarıyla hafızalarımıza kazınan sanatçı, ardında şarkılarını ve güzel anıları bıraktı.
Bazen bir şarkı duyarsınız, yıllar öncesine gidersiniz. Bir yüz, bir anı, belki de içinizde sakladığınız bir duygu canlanır. Sanatçıların hayatımıza kattığı güzellik biraz da budur.
Nev’e Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum.
Mekânın cennet olsun Nev…
Bir ses susar, şarkılar susmaz. Tıpkı bazı insanların aramızdan ayrılsa da bıraktıkları izlerin silinmemesi gibi…
BÜYÜKLERİN UNUTTUĞUNU ÇOCUKLAR HATIRLATTI!
İzmir’in Çiğli ilçesinde ortaokul öğrencileri, okul bahçesinde yaşayan ve yaralanan “Kurabiye” isimli sokak kedisinin tedavisine destek olmak için harçlıklarını biriktirdi. Yaklaşık 22 bin lirayı bulan tedavi masrafına katkı sağladılar.
Düşünebiliyor musunuz? Çocuklar, kendi küçük harçlıklarını bir araya getirip yaralı bir canın yaşama tutunmasına destek oluyor.
Belki ceplerindeki para azdı ama yüreklerindeki merhamet büyüktü.
Büyüklerin tartıştığı, birbirini suçladığı, bazen bir canın yaşam hakkını bile tartışma konusu yaptığı dünyada çocuklar bize çok sade bir ders verdi:
Merhamet, yaşla değil vicdanla ölçülür.
Sokak hayvanları konusunda farklı görüşler olabilir. Ancak bir canın acısını görmek, ona yardım etmek ve yaşamını önemsemek insanlığımızın bir parçasıdır.
Çocuklarımıza merhameti öğretelim. Çünkü merhamet yalnızca hayvanlara değil, birbirimize karşı da sorumluluğumuzdur.
İNSAN SAĞLIĞI ÜÇ GÜNLÜK CEZA KADAR MI DEĞERLİ?
Antalya’nın Serik ilçesinde bir zincir market şubesinde son kullanma tarihi geçmiş çok sayıda gıda ürünü tespit edildi. Aynı ihlalin üçüncü kez yaşandığı belirtilen işletme, üç gün süreyle faaliyetten men edildi.
Peki, insan sağlığını tehlikeye atabilecek bir ihlalin üçüncü kez tekrarlanması karşısında üç günlük kapatma yeterli mi?
Bir vatandaş o ürünü satın alıp tüketseydi? Bir çocuk, bir yaşlı ya da sağlık sorunu bulunan bir insan zarar görseydi?
İşletmeler elbette ticaret yapacak, para kazanacak. Ancak kazanç hırsı insan sağlığının önüne geçmemeli.
Benim düşüncem açık: Aynı ihlali tekrarlayan işletmelere daha caydırıcı yaptırımlar uygulanmalı. İhlalin ağırlığına göre uzun süreli kapatma ve ruhsat iptaline kadar uzanan seçenekler değerlendirilmelidir.
Elbette kararlar mevzuat çerçevesinde verilmeli; denetimler de yalnızca şikâyet olduğunda değil, düzenli biçimde sürdürülmeli.
Çünkü son kullanma tarihi geçmiş bir ürün, rafta unutulmuş sıradan bir mal değildir. İnsan sağlığını ilgilendiren bir sorumluluktur.
Ticaretin kazancı yeniden kazanılır; kaybedilen sağlık her zaman geri gelmez.
ATSO’DA İKİNCİ BAHAR
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nda yeni bir dönem başladı. Berkay Bahar, 2026–2030 dönemi için ATSO Yönetim Kurulu Başkanı seçildi.
Temmuz 2024’te yaşanan tekne kazasında hayatını kaybeden eski başkan Ali Bahar’ın kardeşi olan Berkay Bahar’ın üstlendiği görev, yalnızca bir unvan değil; Antalya iş dünyasına karşı önemli bir sorumluluk da taşıyor.
Yeni başlangıçlar umut getirir. Ancak o umutların gerçeğe dönüşmesi için emek, güven, şeffaflık ve ortak akıl gerekir.
Antalya’nın esnafı, tüccarı, sanayicisi ve turizmcisi birçok sorunla mücadele ediyor. Yeni yönetimin kentin ekonomik gelişimine katkı sunmasını, üyelerin sesini duymasını ve Antalya’nın yararına çalışmasını diliyorum.
Berkay Bahar’a ve yeni yönetimine başarılar diliyorum. Dilerim ATSO’daki bu ikinci bahar, Antalya’ya hayırlı olur.
YENİ HAFTAYA BİR NOT…
Bir haftaya başlarken önümüzde yine hayatın bütün renkleri var: Acı, umut, kayıp, merhamet, sorumluluk ve yeni başlangıçlar…
Bir genç, daha hayallerini gerçekleştiremeden aramızdan ayrılıyor. Bir sanatçının sesi susuyor ama şarkıları yaşamaya devam ediyor. Bir grup çocuk, harçlıklarını birleştirerek bir cana umut oluyor. Bir işletmenin sorumluluğu sorgulanıyor. Bir kentte yeni bir yönetim göreve başlıyor.
Bütün bu haberler bize aynı şeyi hatırlatıyor: Hayat yalnızca yaşadığımız günlerden ibaret değil; geride bıraktığımız izlerden de oluşuyor.
Öyleyse sağlığımızın, sevdiklerimizin, vicdanımızın ve sorumluluklarımızın kıymetini bilelim. Gençlerimizi koruyalım, canlılara merhamet gösterelim, insan sağlığını kazancın gerisinde bırakmayalım. Yeni göreve gelenlerden de söz değil, hizmet bekleyelim.
Haftanın özlü sözü:
“Ömrümüzün ne kadar olduğunu bilemeyiz; ama bu dünyada ne kadar iyilik bırakacağımıza karar verebiliriz. Hayat kısa, vicdan büyük, sorumluluk ağırdır.”


