İçeriğe geç
EDEBİYAT

Bir Tohumun Hikayesi…

“Ne Ekersen Onu Biçersin.” Sıradan değil, çok anlamlı bir söz. Bazen hayatında yaşadıklarına bakarken insan nedenleri hemen fark edemez. Fakat sormaya devam eder.. Neden? Bazı soruların cevabı hayatın içinde değil de daha…

“Ne Ekersen Onu Biçersin.”

Sıradan değil, çok anlamlı bir söz.

Bazen hayatında yaşadıklarına bakarken insan nedenleri hemen fark edemez. Fakat sormaya devam eder..

Neden?

Bazı soruların cevabı hayatın içinde değil de daha çok ektiklerimizin içindedir belkide…

“Biçtiğini beğenmiyorsan ektiğine bak. Buğday ektin de arpa mı biçtin? Öyleyse neden şikayet ediyorsun?” derdi dedem.

Çocukken yalnızca bir söz gibi duyduğum bu cümlenin, insan hayatına dair ne kadar derin bir anlam taşıdığını zamanla daha iyi anladım.

Meğer ne kadar da kıymetliymiş.

İnsan hayatında ne ekerse onu biçer.

Bu söz ilk bakışta yalnızca bir öğüt gibi görünebilir. Fakat içinde insanın hayatla kurduğu ilişkiye dair derin bir gerçeklik var.

Çünkü hayat yalnızca başımıza gelenlerden ibaret değil.

Seçimlerimiz hayatımızın en önemli parçaları.

Söylediğimiz sözler…

Verdiğimiz kararlar…

Tekrar tekrar yaptığımız seçimler…

İnsanlara gösterdiğimiz tavır…

Kendimize verdiğimiz değer…

İzin verdiğimiz şeyler…

Vazgeçmediğimiz alışkanlıklar…

Bütün bunlar bakıldığında aslında görünmeyen tohumlardır.

Bilirsiniz…

Her tohum aynı gün filizlenmez.

Bazıları hemen karşılığını verir.

Bazıları zaman ister.

Bazıları da toprağın altında uzun süre sessizce bekler.

İnsan da çoğu zaman sonucu gördüğünde, başlangıcını unutur.

Bugün yaşadığı bir ilişkinin, yıllar önce verdiği küçük bir kararla başladığını…

Bugünkü alışkanlığının, bir zamanlar önemsemediği küçük bir tercihten büyüdüğünü…

Bugün kendisine ağır gelen bazı sonuçların, dün verdiği kararların devamı olduğunu göremeyebilir.

İnsan daha çok sonuçları hatırlar, süreçleri kolayca unutur.

Amaa hayat çoğu zaman bize bir anda cevap vermez.

Ektiklerimizi zaman içinde büyütür.

Ne var ki burada önemli bir ayrım var.

Her yaşadığımız şey bizim seçimimiz değil tabiki.

Hayatın önümüze koyduğu bazı acılar var mesela.. ki onları biz seçmeyiz.

Bir kayıp…

Bir hastalık…

Bir ayrılık…

Bir haksızlık…

Bir başkasının yaptığı yanlış…

Bunların sorumluluğunu insanın kendisine yüklemek adil değil elbette.

“Başına geldiyse sen ekmişsindir.” demek, hayatın karmaşıklığını görmezden gelmek demek olur.

Fakat başımıza gelenle, başımıza gelenden sonra ne yaptığımız aynı şey değil. Bunu da unutmamak gerekir.

İnsan yaşarken hayatın içinde gücünü bir noktadan sonra fark etmeye başlar. İşte genelde bu tür anlarda o güç kendini gerçekten gösterir.

Kişi yaşadığını seçemeyebilir.

Ama yaşadığının içinde nasıl bir insan olarak kalacağını zamanla seçer.

Kırıldığında neye dönüşeceğini…

Kaybettiğinde kalbini tamamen kapatıp kapatmayacağını…

Haksızlığa uğradığında bütün insanlara güvenini kaybedip kaybetmeyeceğini…

Geçmişin kendisine geleceği için bir kader yazmasına izin verip vermeyeceğini…

Bunlar başka türden seçimlerdir.

Çünkü bazen hayat bize kötü bir tohum da verebilir. O da tabi bakış açısına göre değişir.

Kime göre kötü?

Neye göre kötü?

Hayatta çok kıymetli dersler vardır. Bazen anlatılınca değil yaşayınca öğrenmemiz gerekir.

Bu da onun gibi.

Evet…

Diyelim ki kötü şeyler yaşadık. Onları ömrümüz boyunca taşımak zorunda değiliz.

İnsan yalnızca ektiğini değil, neyi beslediğini de biçer.

Bir düşünceyi sürekli beslersen, zamanla inanca dönüşür.

Bir korkuyu sürekli beslersen, o korku hayatının sınırlarını çizmeye başlar.

Bir öfkeyi sürekli beslersen, geçmişte yaşanan bir olay bugünün duygusuna dönüşür.

Bak hayatına! Ondan sadece bir tane var.

Sevgiyi…

Şükrü…

Cesareti…

Merakı…

İyiliği…

Kendine duyduğun saygıyı da besleyebilirsin.

İnsanın iç dünyası aslında bir tarladır.

Ne bıraktığına değil, neyi büyüttüğüne dikkat etmek gerekir.

Neyi sulamaya devam ediyorsun?

İşte burayı fark etmek gerekir.

Aynı toprağa yıllardır aynı tohumu ekip farklı bir sonuç beklemek…

Aynı insanlarla aynı döngülere girmek…

Aynı davranışları tekrarlamak…

Aynı korkuların peşinden gitmek…

Aynı suskunlukları seçmek…

Sonra da hayatın neden değişmediğini merak etmek.

Farklı bir hasat istiyorsak, önce elimizdeki tohumu değiştirmemiz gerekir.

Sen değişirsen dünya değişir.

Hayatımızdaki dönüşümler böyle kritik noktalarda başlar.

İnsanın önce hayatına dışarıdan bir bakıp;

“Ben ne yaşıyorum?” demesinden önce,

“Ben neyi tekrar tekrar ekiyorum?” diye sormasında…

Çünkü bazı döngüler kader değil,

Tekrarın tam da kendisidir.

İnsan fark ettiğinde, her tekrarın arasına küçük de olsa bir seçim koyabilir.

Bir gün farklı cevap vermek…

Bir yerde “hayır” demek…

Bir alışkanlığı bırakmak…

Bir korkuya rağmen adım atmak…

Kendine daha iyi davranmak…

Yanlış bir yerde ısrar etmemek… vs….

Doğru olanı seçmek için bazen bütün hayatı değiştirmek gerekmez.

Sadece bir tohum yeter.

Küçük sandığın bir seçim, aslında hayatında zamanla büyük bir yön değişikliğine dönüşebilir.

Bana göre hayatın sorduğu soru aslında “Neden” soruları değil.

“Bundan sonra ne ekeceğim?” sorusu.

Geçmişin hasadını değiştiremeyiz.

Ama toprağı hala elimizde olan bir tarafımız var.

Bugün ne ekiyoruz?

Nasıl konuşuyoruz?

Neye inanıyoruz?

Neyi besliyoruz?

Kime nasıl davranıyoruz?

Kendimize nasıl davranıyoruz?

İnsan başkalarına ektiğini bir gün karşısında bulabildiği gibi, kendisine ektiğini de içinde büyütür.

Kendine sürekli değersiz olduğunu söylersen, dünya sana bunu kanıtlayan yerler aramaya başlar.

Kendine güvenmeyi öğrenirsen, daha önce göremediğin yolları fark edersin.

Kendine şefkat gösterirsen, hayatın kusurlarına da daha başka bakabilirsin.

Hayatın da bir adalet sistemi var.

Sessizce işleyen bir sistem.

Her şey hemen karşılık bulmaz.

Ama yapılan hiçbir şey de tamamen iz bırakmadan kaybolmaz.

Bir söz kalır.

Bir davranış kalır.

Bir niyet kalır.

Bir seçim kalır.

En önemlisi yaptıkların kalır.

Zaman, çoğu zaman bizim unuttuğumuz şeyleri büyütür.

Bu yüzden biçtiğimiz hasadı beğenmiyorsak, önce tarlaya bakmalı.

Hangi tohumlar var?

Hangilerini yıllardır suluyoruz?

Hangilerini artık bırakmamız gerekiyor?

Hangilerinin yerine yeni bir şey ekleyebiliriz?

İnsanın hayatı yalnızca başına gelenlerin toplamı değil ki.

Ektiği, beslediği, tekrar ettiği ve seçtiği şeylerin de hikayesidir aslında.

Hemen bugün hayatımızın tamamını değiştiremeyiz.

Ama yarının hasadını değiştirecek bir tohumu bugün toprağa bırakmanın kıymetini de göz ardı edemeyiz.

Bir iyilik.

Bir cesaret.

Bir sınır.

Bir affediş.

Bir teşekkür.

Bir başlangıç.

Bir vazgeçiş…

Burada önemli olan, hayatın bize ne vereceğini beklemek değil; bizim hayata ne ektiğimize dikkat etmektir.

Sonunda insan yalnızca ne istediğini değil, neyi büyüttüğünü de biçer.

Öyleyse biçtiğini beğenmiyorsan…

Biraz dur.

Ve

Tarlana bak.

Buğday ektin de arpa mı biçtin?

Sevgiyle 🌸
Pınar Karakoç

Yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir