YEMEK BİTTİĞİ ZAMAN TABAKLARA KİRLİ DENİR…
20 yıl boyunca sevdiğim, inandığım ve hayatımı paylaştığım insanla ilgili bugün bildiklerim, geçmişe baktığımda birçok şeyi yeniden sorgulamama neden oluyor. Yıllarca kendimi suçladım. Sürekli “Acaba ben mi yanlış yapıyorum?” diye düşündüm. Yaşadığım…
20 yıl boyunca sevdiğim, inandığım ve hayatımı paylaştığım insanla ilgili bugün bildiklerim, geçmişe baktığımda birçok şeyi yeniden sorgulamama neden oluyor.
Yıllarca kendimi suçladım. Sürekli “Acaba ben mi yanlış yapıyorum?” diye düşündüm. Yaşadığım sorunların sorumluluğunu üzerime aldım. Çünkü sevdiğim insanı kaybetmemek, ailemi ayakta tutmak ve yuvamı korumak için hep kendimi sorgulamayı seçtim.
Bugün ise yaşadıklarımı farklı bir yerden görüyorum.
Evliliğim boyunca yaşadığım maddi ve manevi sorunların, benden gizlendiğini düşündüğüm bazı olayların ve malvarlığına ilişkin meselelerin önemli bir bölümü artık hukuki sürecin konusu. Bunların tamamını delilleriyle birlikte mahkemeye sundum. Bundan sonrasını hukuk belirleyecek.
Benim için en ağır olan ise yalnızca eşimle yaşadığım sorunlar değildi.
Kendimi yıllarca ailem bildiğim insanların da bir anda karşısında buldum.
Ben o aileyi kendi ailem gibi gördüm. Zor günlerinde yanlarında oldum, elimden geleni yaptım. Kardeşlik, ablalık, yengelik adına üzerime düşenden fazlasını yaptığımı düşünüyorum.
Benim ailem de eşime yalnızca damat gibi davranmadı. Ona kapılarını açtı, iş verdi, meslek edinmesine destek oldu, emek verdi. Kurulan işlerin ve şirketlerin içinde yıllarca birlikte çalıştık.
Bugün ise yaşananların ardından, hakkımda söylenenleri ve bana yöneltilen suçlamaları kabul etmiyorum.
Benim için çok daha acı olan, bütün bunlar yaşanırken bir kişinin bile çıkıp “Sen iyi misin? Ne yaşıyorsun?” diye sormamış olmasıydı.
Ben sorunlarımızı çoğu zaman kendi aileme bile anlatmadım. Evliliğimin mahremiyetini korumaya çalıştım. Oysa yaşadığımız sorunların, hatta tüm hayatımızın onların aile içerisinde konuşulduğunu ve benim hakkımda tek taraflı bir anlatı oluştuğunu sonradan gördüm.
Bugün geriye baktığımda şunu çok net görüyorum:
Ben koşulsuz sevdiğimi düşündüğüm insanların beni aynı şekilde sevdiğine inanmışım. Meğer kokmaz bulaşmaz bir ilişki içindeymişiz.
Belki de beni en çok yaralayan şey, 20 yıllık bir evliliğin bitmesi kadar, yıllarca “ailem” dediğim insanların gözünde bir anda kötü insan ilan edilmiş olmak.
Hakkımda söylenebilen tek negatif şeyin “agresif” olmam olduğunu duymak da ayrıca düşündürücü.
Evet, zaman zaman öfkelendim.
Çünkü yıllarca çok şeyi içime attım. Eşim yıllarca tasvip etmediğim çok şey yaptı, hem de pasif agresif bir şekilde ve manipüle ederek…
Bir yuvayı ayakta tutmak için mücadele ettim. Sevgiyle, sabırla, emekle, bazen kendimden vazgeçerek düzeltmeye çalıştım.
Ama bir insanın huzursuzluğunu dile getirmesi, yaşadığı haksızlıklara itiraz etmesi veya sınır koyması, onu otomatik olarak kötü insan yapmaz.
Benim için para hiçbir zaman amaç olmadı. Zaten para benim için her şey olsaydı, evlendiğim gün maddi açıdan bana güvenli bir liman sunmayan bir insanla yalnızca sevdiğim için bir hayat kurmazdım.
Ben sevgiye güvendim.
Emek verdim.
Aile kurdum.
Çocuğumun babasına inandım.
Ve yıllarca birlikte kurduğumuz hayatın gerçekten “bizim” olduğuna inandım.
Şimdi ise bazı şeylerin benden gizlendiğini düşündüğüm noktaları, yapılan para ve mal hareketlerini ve evlilik sürecinde edinilen değerlerle ilgili iddialarımı hukuk önünde ortaya koyuyorum.
Artık hesaplaşmam gereken yer mahkeme salonudur.
Kimseyi burada suçlu ilan etmiyorum.
Sadece kendi yaşadıklarımı ve kendi gerçeğimi anlatıyorum.
Ben bugün 20 yıllık emeğimi, gençliğimi, sevgimi ve kurduğum yuvayı kaybetmiş olabilirim. Ama bundan sonra kendimi kaybetmeyeceğim.
Beni susturmak için yıllarca üzerime yüklenen suçluluk duygusunu artık taşımıyorum.
Bana ait olmayan hiçbir kusuru artık sırtımda taşımayacağım.
Ben bir kadınım.
Ben bir anneyim.
Ben bir evladım.
Ve ben de herkes kadar saygıyı, dürüstlüğü ve adaleti hak ediyorum.
Bundan sonra susmayacağım çünkü kendimi korumak zorundayım.
Dava ne kadar sürerse sürsün, bildiğim ve inandığım gerçeklerin arkasında duracağım.
Tek dileğim, hiçbir kadının sevdiği insan tarafından yalnız bırakılmış, kendi ailesi tarafından suçlanmış ve yıllarca kendisinden şüphe eder hale getirilmiş hissetmemesi.
Allah kimseye yaşadıklarımı yaşatmasın. Ve dilerim, hayatımda koşulsuz sevdiğim bu insanların kız çocukları da bir gün benim yaşadıklarımı yaşamak zorunda kalmasın.
İyi niyet en pahalı hatamdı. Ama kendi hakkımdan da vazgeçmeyeceğim.
Artık susmayacağım… Saygı duyduğum ve sağ duyulu insanlara tüm gerçekleri anlatacağım.
Bir ordu bir annenin ve kadının kul hakkına girdi. 20 yıllık emeğim, sevgim, saygım çöpe gitti. Gençliğim gitti. Benim ailemin hayattaki duruşu, görgüsü, mütevaziliği ortadaydı. Ancak aptal yerine konmayı kabul etmeyeceğim.
Ne demişler? Haksız olduğunu kabul et, ya da dağı süpür… Ben dağı süpürmeye çalışıyorum… Ama süpüreceğim.
Bardak bin damlayla dolar, bir damla ile taşar.
Feda edilenler
Heba edilirse
Veda edilir…
Verdiğim değerle beni rezil edeni
Hayat vezir etmeyecek.
Kusurunu bilmeyen
Ayıbını hüner sanıyor.
Benden aldığı iyilikle ayakta duranların,
Beni ezerek yükselenlerin,
Menfaati uğruna beni satanların,
İyiliğimi kullanıp sonra karşıma geçenlerin
Akibeti ne olacak?
“Seni severken kendimi çok üzdüm.”
Ve
“Gözümdeki değerini kendi kendine sildiğin için teşekkür ederim. Ben seni başka türlü silemezdim.” demiş Cemal Süreya
Benim seni sevmeyi bir türlü bırakmayışım ve senin beni sevmeyi bir türlü beceremeyişin arasında hayatımı ne güzel mahvettik değil mi? Yanlış ilişki seni senden eder. Doğru insan, doğru ilişki seni SEN eder. O kadar yolumdayım ki…
Merhametsiz olan herkes kaybedecek. Her gün bir şeyini. Bir gün her şeyini!
Zor zamanlar kayıp değil, filtredir. Hayat, kimlerin gerçekten yanında olduğunu acıtarak öğretir. Perde kapandı kendini “bir şeyim” sananlar, alkışlarınızı duydum❗️
Cam kırılıncaya kadar kırılgandır. Kırıldıktan sonra keskinleşir. İnsan da cam misalidir. Kırıldıktan sonra keskinleştiği için suçlayamazsın!
Ne demiş Serdar Vatansever?
“Bazen kendini, karşındakini bir şeylere ikna etmeye çalışırken bulabilirsin. Kimseyi; ne zekana, ne iyiliğine, ne niyetine, ne de sadakatine ikna etmeye çalışma… herkes “kendi kadar” ikna oluyor.”
Karşındaki daha da parlasın diye, kendi renginden ödün verdiğinde, geriye senin solmuş halin kalır. Kendime söz verdim, solmayıp parlayacağım…
Kendini hatırlayan kadın
Hayatını da yeniden yaratır
O yüzden söz; ışıldayacağım.
Ve son sözler : Beni üzecek gücü sana verdiğim için, kendimden özür dilerim. (Franz Kafka)
Maymun gözünü açtı, Kral çıplak.
Tuba Öztek






