İçeriğe geç
DÜNYA

Evde Başlayan ve Hayata Yayılan Sevgi…

Yarın yeni bir eğitim dönemi başlıyor… Okullar yeniden çocuk sesleriyle dolacak. Kimi ilk kez okul sırasına oturacak, kimi arkadaşlarına kavuşmanın heyecanını yaşayacak, kimi de yepyeni bir başlangıcın kapısından geçecek. Çantalar hazırlanacak, kitaplar…

Yarın yeni bir eğitim dönemi başlıyor…

Okullar yeniden çocuk sesleriyle dolacak.
Kimi ilk kez okul sırasına oturacak, kimi arkadaşlarına kavuşmanın heyecanını yaşayacak, kimi de yepyeni bir başlangıcın kapısından geçecek.

Çantalar hazırlanacak, kitaplar açılacak, yeni bilgiler öğrenilecek…

Ama bütün bunların yanında, belki de üzerinde en çok düşünmemiz gereken başka bir şey daha var…

Bir çocuğun hayata hangi duyguyla hazırlandığı…

Çünkü çocuğun ilk okulu yalnızca okul değildir.

Onun ilk öğretmeni çoğu zaman annesi,
İlk aynası babası,
İlk dünyası ise evidir.

Bir çocuk, daha konuşmayı öğrenmeden önce sevginin nasıl hissettirdiğini öğrenir.

Anne babasının birbirine nasıl baktığını, öfkelendiğinde nasıl konuştuğunu, özür dileyip dilemediğini, birbirine saygı gösterip göstermediğini gözlemler.

Bazen hiçbir şey söylemeden öğrenir.

Çünkü çocuklar yalnızca söylediklerimizi değil, bizim yaşadıklarımızı da öğrenir.

Bir anne çocuğuna “Seni seviyorum.” derken, aynı zamanda onun fikrini dinliyorsa çocuk sevgiyi yalnızca bir söz olarak değil, görülmek ve duyulmak olarak tanır.

Bir baba çocuğunun başarısından önce onun çabasını görebiliyorsan çocuk, değerinin yalnızca başarıya bağlı olmadığını öğrenir.

Bir evde hata yapıldığında küçümsenmek yerine konuşulabiliyorsa çocuk, yanılmanın dünyanın sonu olmadığını öğrenir.

Belki de en önemlisi…

Sevgiyle büyüyen bir çocuk, sevgiyi yalnızca kendisine verilen bir şey olarak değil, başkasına verebileceği bir değer olarak da tanımaya başlar.

Çünkü sevgi bulaşıcıdır.

Tıpkı bir tebessüm gibi…

Bir çocuğun evinde gördüğü şefkat, bir gün arkadaşına uzattığı el olabilir.

Evinde duyduğu güzel bir söz, okulda başka bir çocuğun kalbine dokunabilir.

Kendisine sabır gösterilmiş olması, onun zorlanan bir arkadaşına sabır gösterebilmesine dönüşebilir.

Bu yüzden bir çocuğu yetiştirmek yalnızca onun geleceğini hazırlamak değildir. Aslında bir toplumun geleceğine dokunmaktır.

Bugün çocuğumuzun kalbine bıraktığımız her duygu, yarın onun dünyaya bakışında kendine bir yer bulabilir.

Elbette hiçbir anne baba kusursuz değil.

Hepimiz zaman zaman yoruluyoruz, öfkeleniyoruz, yanlış konuşuyoruz, bazen istemediğimiz tepkiler veriyoruz.

Mesele kusursuz anne baba olmak değil zaten.

Mesele, gerektiğinde dönüp bakabilmek…

“Ben çocuğuma ne bırakıyorum?” diye kendimize sorabilmek.

Çünkü çocukların mükemmel ebeveynlere değil, duygusal olarak ulaşılabilir ebeveynlere ihtiyacı var.

Sarılabilen…

Dinleyebilen…

Özür dileyebilen…

“Bunu yanlış yaptım.” diyebilen…

En mühimi, çocuğuna yalnızca başarılarıyla değil, varlığıyla değerli olduğunu hissettirebilen anne ve babalara…

Buna “Koşulsuz Sevgi” diyoruz.

Bugün dünyada en çok ihtiyacımız olan şeylerden biri, çocuklara daha fazla bilgi vermekten önce, onlara insan olmanın güzel taraflarını gösterebilmek.

Bilgi kıymetlidir zihni büyütür.

Sevgi daha kıymetlidir insanı büyütür.

Yeni eğitim döneminde çocuklarımız yeniden sınıflara girecek.

Öğretmenlerinden dersler öğrenecek, kitaplardan bilgiler edinecek, arkadaşlıklar kuracaklar.

Ama onların kalplerinde taşıdıkları en eski ders, yine evlerinden gelecek.

Belki de hep birlikte kendimize şu soruyu sormalıyız…

Çocuklarımız dünyaya bizim evimizden hangi dili taşıyor?

Korku mu?

Öfke mi?

Yargı mı?

Yoksa sevgi, merhamet, saygı ve anlayış mı?

Çocuklar yarının dünyasını yalnızca büyüyerek kurmayacaklar.

Bugün bizden öğrendikleriyle kuracaklar.

Bir çocuğun kalbine sevgi bıraktığımızda, bunun yalnızca o çocukta kalacağını düşünmeyelim.

O sevgi bir gün bir arkadaşına,

bir öğretmenine,

bir hayvana,

bir yaşlıya,

bir yabancıya,

belki hiç tanımadığı bir insana dokunacak.

Belki biz o an orada olmayacağız ama evde verdiğimiz sevginin hayata nasıl yayıldığını göreceğiz.

İşte eğitim biraz da budur…

İnsanın öğrendiğini yalnızca bilmekle kalmayıp, hayata taşıyabilmesi.

Yeni dönemin bütün çocuklarımız için bilgiyle birlikte sevginin, başarının yanında merhametin, rekabetin yanında dayanışmanın çoğaldığı bir dönem olması dileğiyle…

Çünkü çocukların yalnızca geleceğini değil, kalbini de yetiştiriyoruz.

Unutmayalım;

Evde başlayan sevgi, bir çocuğun kalbinden geçerek hayata yayılır.

Sevgiyle… 🌸
Pınar Karakoç

Yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir