Kendimize Biçilen Hayat
Bir gün durup kendimize sorsak… “Ben gerçekten kendi hayatımı mı yaşıyorum, yoksa bana öğretilen hayatı mı?” Belki de insanın kendine en uzak düştüğü yer, başkalarının doğrularını kendi doğrusu sanmaya başladığı yerdir. Çocukken…
Bir gün durup kendimize sorsak…
“Ben gerçekten kendi hayatımı mı yaşıyorum, yoksa bana öğretilen hayatı mı?”
Belki de insanın kendine en uzak düştüğü yer, başkalarının doğrularını kendi doğrusu sanmaya başladığı yerdir.
Çocukken bize ne olmamız gerektiği söylendi.
Nasıl davranacağımızı, neyi seveceğimizi, kimlerle yan yana duracağımızı…
Sonra büyüdük.
Bu kez toplum konuştu.
Aile konuştu.
Çevremiz konuştu.
“Yaşın geçti.”
“Böyle yapılmaz.”
“İnsanlar ne der?”
“Artık bundan sonra…”
Ve biz, içimizde usulca yükselen o küçücük sesi susturduk.
Oysa insanın içinde, kimseye benzemeyen bir hayat vardır.
Kendi rengi, kendi kokusu, kendi mevsimi…
Belki yaşamak istediğimiz hayat, herkesin alkışlayacağı kadar kusursuz değildir.
Belki biraz eksiktir, biraz cesurdur, biraz da korkaktır.
Ama bizimdir.
Bazen yıllarca başkalarının beklentilerini karşılamak için yaşarız.
Herkesi memnun etmeye çalışırken kendimizi eksiltiriz.
Sonra bir sabah aynaya bakar ve gözlerimizin içinde tanımadığımız bir yabancıyla karşılaşırız.
İşte o an hayat, bütün sessizliğiyle sorar:
“Peki sen neredesin?”
Belki de yeniden başlamanın yaşı yoktur.
Bir kahveyi yalnız içmekle…
Bir dosttan vazgeçmekle…
Yeni bir yol seçmekle…
İlk kez “hayır” diyebilmekle…
Yıllardır ertelediğimiz bir hayale yeniden dokunmakla başlayabiliriz.
Çünkü hayat, başkalarının bizim için yazdığı bir senaryo değildir.
Ve belki artık kendi hikâyemizin kenarında oturup başrolü başkalarına bırakmanın zamanı geçmiştir.
Kendimize dönelim.
Eksiklerimizle…
Yaralarımızla…
Yanlışlarımızla…
Geçmişimizle…
Çünkü insan bazen hayatını değiştirmek için yeni bir hayat kurmaz.
Sadece kendine geri döner.
Belki de bütün mesele budur.
Herkesi mutlu etmeye çalışırken kendimizi unutmamak…
Herkese yetişirken kendimize geç kalmamak…
Sevilmek uğruna kendi sesimizi susturmamak…
Çünkü insanın kendisine verebileceği en büyük özgürlük, başkalarının çizdiği sınırların dışına çıkıp kendi yolunu seçebilmesidir.
Belki bugün aynanın karşısına geçip kendimize yalnızca şunu söylemeliyiz:
“Bundan sonra seni, başkalarının istediği kişi yapmak için değil; olduğun kişiyle sevmek için yaşayacağım.”
Çünkü hayat, başkalarının bize biçtiği bir elbise değildir.
Bize dar geliyorsa çıkarmalıyız.
Rengi bize ait değilse değiştirmeliyiz.
Ve gerekiyorsa kendi hayatımızı, kendi ellerimizle yeniden dikmeliyiz.
Çünkü bazı başlangıçlar yeni bir yola çıkmakla değil,
kendine geri dönmekle başlar.
Belki insanın bütün hayatı boyunca aradığı şey, başka biri olmak değildir.
Kendisi olabilmektir.
Ve sonunda anlarız…
Kendimizi yeniden bulmak değil mesele.
Kendimizi bir daha kaybetmemek.
Çünkü bazen insanın ihtiyacı yeni bir hayat değildir.
Kendi hayatına yeniden dönmektir. ❤️
Belki de insanın kendine verebileceği en güzel söz budur:
“Bundan sonra, kendimden vazgeçmeyeceğim.”
Yağmur Yılgör 🌿✍️


