Zamanın Gölgesi

Zamanın gölgesinde kalıyor herşey. Geçip gidiyor hayat ve elimizde tuttuğumuzu sandığımız bir iki şeyi de alıp götürüyor bizden. Umutlu olmak, hayal kurmak, gelecek güzel günleri kucaklamaya heves etmek bizi bazen yarı yolda bırakıyor. Hayat kendini bir şekilde tamamlar evet yarı yolda bırakıldığımızda, yol hiç bir yere çıkmaz sandığımızda bazen bir umut kapısı da açıyor hayat ama oraya girip giremeyeceğimizi bile muallakta bırakıyor. Karamsar olmak işe yaramadığı gibi bazen hayal kurmakta işe yaramıyor. Zamanın gölgesi bir şekilde sarıyor yaralarımızı anılarımızı en kuytu köşelerde saklıyor. İnsan bu noktada belki de hatırlamalı kim olduğunu unutmamalı, gölgeden çıkarmalı zamanında nelerin üstesinden geldiğini, nelere göğüs gerip neleri başardığını. Kendi doğrularını yaşamalı belki de başkalarına doğru gelmese bile. Uzun zamandır yazmıyorum birşey. Uzun zamandır yaşamıyorum belki de gönlümce. Bir yere sıkışıp kalmak ve oradan çıkamamak, yolun görünür olmaması ve kendini kapatmak. Eskiden şöyle düşünürdüm Hannibal’ın dediği gibi “Ya bir yol bulacağız ya bir yol yapacağız” Bazen ne bir yol bulunabiliyor ne de bir yol yapılabiliyor hayat akıp giderken hiç bir zaman istediğimiz şekilde şekillenmiyor. Peki yok mu hayatın elinde bir sihirli değnek. Dokunmuyor mu bize en zor zamanlarımızda ışık olmak için. Yürütecek bir yol olmalı önümüzde kendi istediğimiz istikamete ulaştıracak olan bizi. Patikalar vardır belki hayatta bu yollara çıkan daha önceki bir yazımda yazmıştım. Dolambaçlı yollardan çıkıp kestirmeden bizi hedefimize ulaştıran. Su gibi akıp giden yolunu bulan. Mevsimler gibi birbiri ardına gelip dolu dizgin yaşanan. Tarif edemediğim belki de tarif etmek istemediğim bir his beliriyor içimde ve kendime yüksek sesle söylüyorum ben o yolu bulacağım ve açacağım. Peki inanıyor muyuz buna içten içe en derinimizde. Yoruluyoruz, düşüyoruz, kalkıyoruz ve hep içimizdeki o sessiz güç bizimle birlikte. Fısıldıyor kuşağımıza bazen, bazen kalbimize ilham oluyor, bazen iç çektiriyor. O sesi kaybedeli kaç zaman oldu. Kendimizi unutalı kaç yıl oldu. İçimizdeki çocuğu küstüreli ne kadar oldu ve bu bize nelere mal oldu. Gölgeden bir kaç anı seçiyorum ışıklı parlak ve tatminkar. Dokunuyorum ruhuma tekrar. Özümüzü kaybedeli kaç zaman oldu. Ruhum biliyor o nüansları, kalbim haykırıyor sessizce belki. Gözlerimi kamaştıracak bir parıltı hayal ediyorum içimde ve ona yaklaşmaya çalışıyorum. Özüm bunu biliyor, gönlüm zaten içinden geçmiş hatırlatıyor. Zaman yaralarımızı tekrar tekrar sarıyor. Gölgede bıraktıklarına aldırış etmeden. İzi kalır her şeyin bu bedende. Bir sesin, gülüşün, vuruşun, dokunuşun, sarılışın…İzi kalır ruhumuzda zamansız gelen yaraların. Dokunabiliriz kendimize çünkü insan önce kendine dokunabilmeli, kendini hiç bir zaman küçümsememeli. En nihayetinde bitiyor her şey ve hafızamızın gölgelerinde saklanıyor anılarımız teker teker. Yaşadık mı bilmiyorum belki de hiç yaşamadık aklımızda var sandığımız gerçekleri. Kendi kurgu dünyamızda herşey olması gerektiği gibi çok güzeldi gerçekte ise olan sadece bir hayaldi belki de. Atıyorum yularımı, çözüyorum bağımı, bağlanıyorum tekrar kendime, özüme, ruhuma, pırıltıma ve kalbime. Kalbinin sesini dinle diyorum yine kendime ama aklını kılavuz rehber yap. Zamanla aşındırdıklarını bir çırpıda toparla. Biliyorsun yolunu bilmiyorsanda sana şunu hatırlatayım sen her zaman bir yolunu bulursun.

hakkında Banu ŞAHİN

Banu ŞAHİN

Ayrıca Kontrol Et

Vicdan nerede kaldı?

  Bir gün doğum gününü kutluyorsunuz, ertesi gün ölüm haberiniz geliyor… Genç yaşta kaybettiğimiz oyuncu …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir