Haziran’ın o malum pazar günü geldiğinde sokakları, vitrinleri ve ekranları amansız bir telaş kaplar. Herkesin sığınacak bir çınar ağacı varmış gibi estirilen o neşeli rüzgârın ortasında, sessizliğin en koyu dehlizine çekilen kocaman bir dünya vardır.
İşte tam o an, içindeki fırtınayı gizlemeye çalışan yaralı bir yürek fısıldar gökyüzüne:
”BABALAR GÜNÜNÜ BİR DE BANA SOR…”
Gölgesiz Büyüyenlerin Hikayesi;
Bu cümle; sıradan bir serzeniş değil, ömür boyu taşınan keskin bir hasretin çığlığıdır.
Hiç Görmeyenler İçin: Bir adamın yüzünü, sesini, kokusunu bilmeden, sadece hayallerle bir baba silüeti çizmeye çalışanlar için “baba” kelimesi, hiç izlenmemiş bir filmin eksik fragmanı gibidir.
Erken Kaybedenler İçin: Babasız büyümek, fırtınalı denizde dümensiz kalmaktır. O devasa gölge aniden yok olduğunda, evlerin tavanı ruhuna çöker insanın. O eşsiz baba şefkatine hasret büyümek, kalbin bir köşesini ebediyen buz tutturur.
Vitrinlerdeki Neşe, Kalplerdeki Sızı
Her Haziran’ın üçüncü pazarı, bu hasretle yoğrulanlar için sessiz bir sınavdır. Alınamayan hediyeler, yazılamayan mesajlar, kucaklaşılamayan koca gövdeli adamlar… Onlar bu günlerde mağaza vitrinlerine bakamazlar; çünkü o vitrinler, ellerinde olmayan bir mutluluğun panayırıdır.
Onların kutlaması sessizce yapılır. Kimi bir mezar taşının soğuk mermerine sarılır, kimi de sandıktan çıkardığı sararmış bir fotoğrafla gözleriyle konuşur. Ne bir ses gelir ne bir teselli; sadece derin bir iç çekiş kalır geriye.
Yüreğe saplanan hasret sancısıyla Haziranı birde bana sor
Hasretle, özlemle ve bitmeyen bir hürmetle… Yüreğinde o büyük boşluğu gururla taşıyan tüm erken büyümüş çocukların günü kutlu olsun.Babalar gününüz kutlu olsun..
Velhasılıkelam Evrensel bakış