Gönlüm nasır tutmuş bir sabır taşı
Yağmura özenmiş gözümün yaşı
Can mahpuz zindanında reva gördün sürgüne
Seni görünce bir suskunluk geldi dilime
Dün gibi aklımda yarın gibi gönlümde
Yaşamak gibi tutkum özgürlük gibi kalbimde
Zaman saatli bir bomba sevginin esaretinde
Yalnızlığın sırtında yüreğimin rıhtımında
Çilesi dolmamış kum saati gibi hayat
Yada kibrit kıvılcımı kadar kısaydı aşk
Vedalara meğilli gönlün ruhun ise kurak
Uslandı Us,’um susturdum kalbimi lazım olacak
Yürü git ilmekler dolu kağıtların yırtık sayfalarına
Sayfalar yırtılıyor satırlar boş yazanı olmayınca
Şiir olacak sözler tutmuştum gözlerinin karasına
Susturdum sesimi yenldim söyleriz bir şarkı yokluğunda
Sesimde uzayıp giden bir çöl yalnızlığı
Yağmur kokan bir gece sabaha karşı
Oysa bak gözlerimin içine bir kuş burukluğu
Şimdi ne yazsam da geçse kalbimin küs’ü
Çok uzun bir cümlenin yol yorgunuyum
Ve kendimi düşmekten alıkoyamıyorum
Bir şey söyle sözü aşıp ruha dokunan
Kırık gönlümün yarasını söküp benden alan
Avuç ,avuç cam kırıkları göz bebeklerim de
Geçmeyen yaralar saklasamda nafile
Bir durgun suda konuşsak içimdeki sensizliği
Sen başlatır sen bitirirsin bu bendeki seni
Belki çok sonbaharlı bir özlem bu
Yel esiyor ama değirmen dönmüyor kuraklık bu
Bir düş düştü elimden yere undan ufak
Bu aşk benimle benim aramda kalacak..
Şerife Akarsu Şahan
Velhasılıkelam Evrensel bakış