İçeriğe geç
EDEBİYAT

Sevgi, Her Şeyi Affetmek Değildir…

İnsan bazen bir ilişkiyi ayakta tutanın sevgi olduğunu düşünür. Sevgi, bir ilişkiyi başlatabilir ama onu yaşatmaya tek başına yetmez. Sevginin yanında dürüstlük, saygı, sadakat ve güven yoksa insan, en çok sevdiği yerde…

İnsan bazen bir ilişkiyi ayakta tutanın sevgi olduğunu düşünür. Sevgi, bir ilişkiyi başlatabilir ama onu yaşatmaya tek başına yetmez. Sevginin yanında dürüstlük, saygı, sadakat ve güven yoksa insan, en çok sevdiği yerde bile kendini yalnız hisseder.

Birini sevmek, ona güzel sözler söylemekten, özlediğini dile getirmekten ya da yanındayken hissettirdiklerinden ibaret değildir. Önemli olan, o kişi yanında yokken de aynı özeni gösterebilmektir.

Söylediklerinle yaptıkların arasında bir bütünlük kurmak, gerçeği işine geldiği gibi değiştirmemek, karşındaki insanın sana duyduğu güveni kendi rahatlığından daha kıymetli bilmektir.

Yalan bazen küçük bir cümleyle başlar. Bir şey eksik anlatılır, bir gerçek saklanır, bir davranışın üzeri örtülür. Ardından o gerçeği gizlemek için başka sözler söylenir. İnsan, belki bir tartışmadan kaçtığını, sevdiğini üzmek istemediğini ya da bir şeyleri kaybetmekten korktuğunu düşünür. Fakat kaçınılan her yüzleşme, ilişkinin içine görünmeyen bir mesafe bırakır. Bir süre sonra iki insan aynı hayatı paylaşırken aralarında söylenmeyenlerin büyüttüğü ayrı dünyalar oluşur.

Evet, gerçeği duymak can yakabilir; ama insanı asıl yoran, güvendiği kişinin anlattığı hayatın tamamını bilmediğini fark etmektir. Çünkü o andan sonra yalnızca yaşananları değil, geçmişte söylenenleri de sorgulamaya başlar. Bir zamanlar içtenlikle inandığı sözlerin hangisinin gerçek olduğunu, hangi anın ardında başka bir hikaye bulunduğunu düşünür. Şüphe, bugünün huzurunu bozmakla kalmaz; dünün hatıralarına da dokunur.

Diğer bir konu sadakatsizlik. Sadakatsizlik yalnızca bir başkasına yönelmek değildir. İki insanın birlikte kurduğu güvene, verilen sözlere ve birbirlerinin kalbinde taşıdıkları yere karşı sorumluluğun ihlal edilmesidir. İnsan bazen yaptığı davranışın yalnızca bir anlık olduğunu düşünür. Oysa karşısındaki insanın içinde açtığı yaranın bir anla sınırlı kalmayacağını hesaba katmaz. Çünkü bazı davranışlar yaşandığı anda biter; fakat bıraktığı iz, çok daha uzun süre yaşamaya devam eder.

İşte bu yüzden sevgi, yalnızca ne hissettiğimizle değil, hissettiğimiz şey uğruna neleri göze alabildiğimizle de ilgilidir.

Bir anlık arzunun, geçici bir heyecanın ya da kişisel çıkarın, sevdiğimiz insanın güveninden daha önemli hale geldiği yerde sevgiyi sorgulamak gerekir.

İnsan her duygusunun peşinden gitmek zorunda değildir. Her isteğini gerçekleştirmek, her boşluğunu bir başkasıyla doldurmak zorunda değildir. Bazen sevgi, insanın kendine koyduğu sınırda; yapabilecekken yapmadığı, saklayabilecekken saklamadığı, kolayına geldiği halde dürüstlükten vazgeçmediği yerde görünür.

Saygı da zaten burada başlar. Karşındaki insanın kalbini, sana duyduğu güveni ve kendi gerçeğini bilme hakkını önemsemekte…

Onu kaybetmekten korktuğun için değil, bir insanın duygularını incitmenin sorumluluğunu bildiğin için özenli davranmakta…

Saygı, yalnızca bir insan yanındayken ona nasıl davrandığın değil, yokluğunda onun değerini nasıl koruduğundur.

Elbette hiçbir ilişki kusursuz değil. İnsan yanılabilir, hata yapabilir, yanlış kararlar verebilir. Fakat bir hata ile o hatanın arkasında ısrarla durmak aynı şey değildir.

Sorumluluk almak, gerçeği kabul etmek, verilen zararı küçümsememek ve güveni yeniden kurmak için emek vermek mümkündür. Ne var ki güven, yalnızca özürle geri gelmez. Sözlerin davranışlarla desteklenmesine, zamanın tutarlılıkla geçirilmesine ihtiyaç duyar.

Bu yüzden affetmek her şeyin eskisi gibi olacağı anlamına gelmez.

Belki de ilişkilerde en çok unuttuğumuz şey şu.. Bir insanın bizi sevmesi, ona her şeyi yapma hakkı vermez. Sevgi, incitme özgürlüğü değildir. Birinin hayatımızda kalmak istemesi, kalbimizi nasıl olsa kaybetmeyeceğini düşünerek davranmasını haklı çıkarmaz.

Sevgi; karşımızdakinin varlığını garanti kabul etmek yerine, onun güvenini her gün yeniden hak etmeye çalışmaktır.

İnsan, en çok sevdiği kişiden yalnızca sevilmeyi değil, yanında huzurla kalabilmeyi de ister. Söylediğine inanabilmeyi, hissettiğinden şüphe etmemeyi, her ayrıntının ardında başka bir gerçek aramak zorunda kalmamayı…

Bir ilişkinin içinde sürekli tetikte olmak, sevginin insana vermesi gereken huzuru yavaş yavaş tüketir.

Bir gün baktığında insanın içindeki bir şey sessizce değişir. Belki sevgisi bir anda bitmez, belki özlemi de sürer. Ama eskisi kadar rahat inanamaz, eskisi kadar içten açılamaz. Çünkü güven kırıldığında yalnızca karşımızdaki insana duyduğumuz inanç değil, onun yanında kendimiz olabilme rahatlığımız da zarar görür.

Sevgi, elbette büyük bir duygudur. Ama onu kıymetli kılan yalnızca büyüklüğü değil, nasıl yaşatıldığıdır.

Dürüstlükle korunmayan sevgi şüpheye,

Saygıyla beslenmeyen sevgi kırgınlığa,

Sadakatle desteklenmeyen sevgi güvensizliğe yenik düşebilir.

Birini seviyorsanız, yalnızca kalbinde yer edinmeye değil, o yerde güvenle kalabilmeye de özen gösterin. Çünkü bir kalbe girmek sevginin başlangıcı olabilir; ama orada huzurla kalabilmek, insanın karakteriyle ilgilidir.

Ve en önemlisi… Bir ilişkiyi en çok yıpratan, her zaman sevginin azalması değildir. Bazen sevgi hala oradadır; fakat onu taşıması gereken dürüstlük, saygı ve güven çoktan eksilmiştir.

Elbette bir kalpte sevilmek kıymetlidir, ama o kalbin huzurunu koruyabilmek sevginin en gerçek halidir.

Sevgiyle 🌸

Pınar Karakoç

Yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir